Genel Kurul, yıkılan binanın müteahhidi, fenni ve proje sorumlularına karşı açılacak ceza davalarında, suç Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 383. maddesi kapsamına giriyorsa, cezai sorumluluğun ortaya çıkmasında binanın yıkıldığı, ölüm veya yaralanma meydana gelmişse ölüm veya yaralanmanın meydana geldiği tarihin esas alınması gerektiğine işaret etmişti.
Genel Kurul, 17 Ağustos 1999 depreminin ardından müteahhitlere yönelik açılan ceza davalarında zamanaşımından verilen düşürme kararlarını bozmuştu.
Yargıtay kaynakları, Bingöl'de meydana gelen depremin ardından açılabilecek ceza davalarında ilgililerin cezai sorumluluğunun ortaya çıktığı tarihin binanın yıkıldığı tarih (depremin meydana geldiği 1 Mayıs 2003), ölüm veya yaralanmanın meydana geldiği tarih (depremden sonraki günler) olduğuna işaret ettiler. Yetkililer, açılacak ceza davalarında zamanaşımı sorununun da bulunmadığını kaydettiler.
TCK'NIN 383. MADDESİ
Yargıtay, daha önce depremde yıkılan binaların müteahhitlerine ve diğer sorumlularına karşı TCK'nın 383. maddesinden dava açılabileceğine karar vermişti.
Bu madde, tedbirsizlik, dikkatsizlik, sanat veya meslekte tecrübesizlik, nizam, emir ve kaidelere riayetsizlik sonucunda yangına, infilaka, batmaya, deniz kazasına, umumi bir tehlikeye, musibete neden olanların 30 aya kadar hapis cezasına çarptırılmasını öngörüyor.
Maddenin ikinci fıkrası, bu fiilden dolayı bir kişinin hayatında tehlike meydana gelirse 6 aydan 5 yıla kadar hapis, bundan ölüm meydana gelirse 5 yıldan fazla olmamak üzere ağır hapis cezasına çarptırılacağını düzenliyor.
Bu madde, 4616 sayılı Şartla Salıverilme Yasası'nın kapsamında bulunuyor. Yasa, 23 Nisan 1999'a kadar işlenen suçları kapsıyor.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun kararı suçun oluşumunu binanın yıkıldığı, ölüm veya yaralanmanın meydana geldiği tarih olarak kabul ettiği için Bingöl depreminin ardından açılacak ceza davaları bu yasa kapsamına girmiyor.