|
Ayten SERİN
Çocukluğunda babasıyla birlikte plaklardan, radyodan dinlerdi Aşık Veysel'i. Onlar da Sıvaslıydı. Altı yaşındaydı Cengiz Özkan, ustası Veysel öldüğünde.
Bir aile büyüğünü kaybetmişçesine üzüldü. Dokuz yaşında aldı sazı eline. İlk hocası saz yapımcısıydı. Sonra konservatuvarın yolunu tuttu. Veysel'i hiç tanıyamadı ama, şiirinden, müziğinden, yaşamından çok şey kattı kişiliğine. Şimdi, Cengiz Özkan 36 yaşında ve ustasına vefa borcunu ödüyor. Ölümünün 30'uncu yıldönümünde (dün), diğerlerine göre daha az bilinen 12 Aşık Veysel deyişini bağlamayla söylüyor. ‘Onun ağzından kendini anlatarak’, Veysel'i yeniden seslendiriyor.
DİNLEMEK YETMEZ, OKUMALI
Ölümünün üzerinden 30 yıl geçmesine rağmen Aşık Veysel hálá Türkiye'nin, eserleri en çok seslendirilen 10 müzisyeni arasında. İki yıl önce Aşık Veysel deyişlerini kendi sesinden yayımlayan Kalan Müzik bu kez az bilinen eserlerini genç bir sanatçının yorumuyla sunuyor. TRT İstanbul Radyosu saz sanatçılarından Cengiz Özkan ‘‘Saklarım Gözümde Güzelliğini’’ albümünde Aşık Veysel'in deyişlerini sesiyle, sazıyla yorumluyor.
Bunlar Cengiz Özkan'ın çocukluğundan beri dinlediği deyişler. Her dinleyişte sözünde, müziğinde yeni bir şeyler keşfediyor. Aşık Veysel'i anlamak için ezgilerini çok dinlemek, ayrıca deyişe dönüşmeyen, şiir olarak bırakmayı tercih ettiği eserlerini okumak gerektiğini söylüyor:
‘‘Aşık Veysel de çok uzun bir dinleme sürecinden geçmiş. 49 yaşına kadar hep usta işi türküler söylemiş, sonra kendi deyişlerini söylemeye başlamış. Ben de uzun dinleme sürecinden geçtikten sonra bu yıl türkülerini kaydetmeye karar verdim. 30'uncu ölüm yıldönümüne gelmesi sadece bir tesadüf.’’
ORTAK NOKTAMIZ HÜZÜN
Özkan kendini bir aşık olarak görmüyor. Yine de ustasıyla ortak yönleri olduğu kanısında: ‘‘Aşık Veysel hüzne yakın bir ozan. Ben de hüzünden zevk alıyorum. Aslında bu Anadolu insanında var. Bir araya gelip uzun hava söylerler, dertlenirler, ağlarlar ertesi gün de ‘ne güzel eğlendik' derler. Aşık Veysel'in de bazı durumlarda böyle düşündüğünü zannediyorum.’’
Ustası Veysel’le tanışma, söyleşme fırsatı yakalayamadığı için üzgün. ‘‘Aşık Veysel'i kendi ezgilerini çalarken dinlemek isterdim. Belki biz geç kaldık, belki de o erken gitti. Onunla karşılaşamadığım için gerçekten üzgünüm.’’ |