|
ARTIK adını koyalım. Dün itibarıyla hükümete ve CHP'ye ‘‘Hayır’’ oyu vermesi yolunda tavsiyede bulunanların temel varsayımları çökmüştür.
Onlar, Türkiye bu olayın dışında kaldığı takdirde, ABD'nin savaşı göze alamayacağı ve dolayısıyla bu savaşı Türkiye'nin engellemiş olacağı varsayımına göre hareket ediyorlardı.
ÇÖKEN FELSEFE
Ben kendilerine ‘‘Süper güçlerin geri vitesi yoktur’’ hatırlatması yaparak, bu varsayımın doğru olmadığını anlatmaya çalışıyordum.
Bana demedik laf bırakmadılar.
Hürriyet Gazetesi'ne etmedik hakaret, atmadık iftira bırakmadılar.
İşte sonuç ortada.
Artık bu demagojiyi bırakıp ciddi ciddi düşünme zamanı geldi.
Geçen cuma günü, Türkiye'yi iyi tanıyan bir Alman yetkiliyle konuşuyordum.
Kendisine, ‘‘Siz bugün Ankara'da Türk başbakanı olsaydınız ne yapardınız?’’
Beklediğim cevabı verdi: ‘‘Ben Türk başbakanı değilim, o yüzden bir şey söylememin anlamı yok.’’
Bunun arkasından ‘‘Ama size şu tahlili yapabilirim’’ diyerek devam etti:
‘‘Tarihi bir kumar oynanıyor. Bu savaştan Amerika ve İngiltere galip çıkarsa, Avrupa bir stratejik güç olma imkánını tamamen kaybeder. Bizim açımızdan kötü olur. Ama ABD ve İngiltere başarısız olursa, Avrupa için daha da büyük bir felaket olur. Bunun arkasından gelebilecek kaosu düşünmek dahi istemiyorum. O nedenle ABD'nin bu işten galip çıkmasını istiyorum.’’
Bunun söyleyen, ABD'nin Irak'a savaş açmasına karşı duran Almanya'nın bir resmi yetkilisi.
Türkiye'de birtakım küçük beyinliler olayı ‘‘Savaş istemek’’ veya ‘‘Savaşa karşı olmak’’ gibi, ilkel bir ikileme indirdikleri için meselenin gerçek boyutlarını ne yazık ki göremiyoruz.
TÜRKİYE'NİN TERCİHİ
Türkiye, bu çevrelerin etkisiyle stratejik tercihini yapmak üzere. Hatta yaptı bile.
‘‘Biz bu işte yokuz’’ dedi.
Şimdi bu noktadan itibaren, bu saçma sapan provokasyonları ve demagojiyi bırakıp ciddi ciddi geleceği düşünmeliyiz.
Umarım, bu tartışmayı da yine insanları ‘‘Savaş kışkırtıcısı’’ suçlamaları ile terörize eden küçük beyinliler kazanmaz ve ülkemizin geleceğiyle ilgili makul bir yol bulabiliriz.
Bu aşamadan sonra Türkiye açısından umudumuz şu olmalıdır:
Bu savaş mümkün olduğu kadar kısa sürede bitsin ve ABD duruma hákim olsun.
HAYATİ SORULAR
Bunun bize iki yararı olur.
Savaşın muhtemel ekonomik etkileri çok fazla olmaz.
İkincisi de, zafer kazanmış bir Amerika'yla ilişkileri düzeltmek daha kolay olur.
Şu an için önümüzdeki en acil iş, savaş başlamadan önce Kuzey Irak meselesini garantiye almaktır.
‘‘Savaş karşıtlığını’’ ideolojik takıntı haline getirmeyen herkes şunu çok iyi biliyor:
Türkiye, Kuzey Irak yüzünden savaşa girebilir.
Amerika'ya kolaylık sağlasaydı, tek kurşun atmadan geri dönecek olan Türk askeri, burada kurşun atmak zorunda kalabilir.
Şimdi bütün gücümüzle ve eğer biraz kaldıysa, o diplomatik becerimizle, bu ihtimali önlemeye çalışmalıyız.
Kuzeyden cephe açılmasına izin vermediğimize göre, Kürtlerin Kerkük petrol bölgesini ele geçirmesine nasıl mani olacağız?
Savaştan sonra, Kuzey Irak'taki fiili durum daha da pekişeceğine ve üstelik de Kürtler Saddam'a karşı başarı kazanmış bir Amerika ve İngiltere'nin savaş müttefiki olacağına göre, biz bölgede ağırlığımızı nasıl hissettireceğiz?
Sorduğum bu sorular çok önemli. Çünkü Türkiye'nin savaşa girip girmemesini tezkere değil, asıl bu soruların cevabı belirleyecek.
Değerli okurlarım; Türkiye, tarihinin en büyük demagoji ve aldatmacası ile karşı karşıya.
Tarihi günler yaşıyoruz.
Hepimiz ne olacağını birlikte göreceğiz.
ÖDERLERSE
Ama bugünden şunu söyleyebilirim: Faizler dün 10 puan arttı. Türkiye, bugün, geçen cumaya göre 10 milyar dolar daha fazla borçludur.
Dolar 70 bin lira arttı. Dolayısıyla Türkiye'nin bütün şirketlerinin borcu yükseldi.
Tabii en fazla da batan bankaları yüzünden devlete 7 milyar dolar borcu olan grupların.
Tabii bu borcu devlete ödeme niyetleri varsa... |