15/03/2003 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Pazar
15.03.2003
İşte evleneceğim adam bu!
 

Ayşe ARMAN

Sezen Aksu söylemiş: ‘‘Sen bir örnek olacaksın. Bütün Türkiye'ye kilolu bir kadının da ünlü olabileceğini göstereceksin!’’ Şimdi Allah'ı var, gösterdi. Ona nasıl bir sesse öyle, ‘‘Ana Dilim Aşk’’tır albümündeki şarkılarını, dostuna düşmanına ezberletti.

Mesele burada bitti mi? Bitmedi! Biz bir de komplekssizliğine ayılıp bayılıyorduk. Bir bakıyorsun konserlerinde 90-60-90'ların elbiseleri üzerinde. Ve hiçbir rahatsızlığı yok. Ve taşıyor. Ve bülbül gibi şakıyor. Sahnede oradan oraya sekiyor. Ne denir? Helal olsun denir! Ne var ki, bu röportaj için ilgimizi kilodan değil, düğününden çekti. Meğer en çok sorulan soruymuş: ‘‘Sevgilin var mı?’’ Bıkmış usanmış kadın. Madem öyle demiş, gel böyle. ‘‘Evet, 8 yıldır bir ilişkim var.’’ Tutmuş zargana gibi adamı kolundan, çıkarmış karşımıza, ‘‘İşte bu! Evleneceğim adam bu! Tamam mı, içiniz rahat etti mi?’’ diyor. Kendisini tebrik ediyoruz. Yazın evleneceği Erdem Yörük'le bir yastıkta kocasın diyoruz. Komik bir kadın Işın Karaca. Konuşması gürültülü bir kadın, sesi gür ya, ondan herhalde! Önce kilolarından ve kilo kompleksinden başladık (e abarttıkları kadar değilmiş, meğer varmış onun da, bazı çekinceleri mi dersiniz, korkuları mı, neyse işte, o da bizim gibiymiş) sonra ilişkisine daldık ve oğlundan çıktık. Bir baktık vakit bitmiş. Son sözüm şu: Büyük acılar çekmiş eğlenceli bir kadın Işın Karaca.

İnsanın şişmanlığıyla barışık olması diye bir şey söz konusu mu?

-Değil ya. Yok öyle bir şey! Kimse, hiçbir şeyle barışık değil. 22 yaşına kadar, 1.77 boyunda, 59 kilo, koca memeli, koca dudaklı bir hatundum. İyiydim yani. Ama insanın başına her şey gelebiliyor, benim de geldi. Kolit oldum. Sertap kolit oldu 30 kiloya düştü, ben kolit oldum 110 kiloya çıktım. Diyeceğim, hastalıkla başlayan bir şey, onun üzerine doğum, onun üzerine bilmem ne. Ama ben bir kadınım, bir beden taşıyorum, tabii ki zayıf olmak isterim. Bu arada 9 kilo verdim ben!

Rejim kaygılarınız, yeme arzularınız, kabaran iştah krizleriniz sizin de hayatınızı kaydırıyor yani!

-Ayol ben uzaydan mı geldim tabii ki öyle! Buzdolabımın üzerinde dünyada uygulanan, test edilmiş, onaylanmış bütün rejimler var. Ne var ki, 8 saatten fazla rejim yapamıyorum. Bir daralma geliyor. Gözümün önünde makarnalar uçuyor. Bir de o televizyonlara çıkan sülün gibi kızlar var ya, hani ‘‘Her şeyi yiyorum, hiçbir şey olmuyor!’’ diyorlar, acayip sinir oluyorum, nah olmuyor, çok yersen, yediklerin sana yağ ve popo olarak dönüyor. Bu arada 9 kilo verdim ben!

Peki Allah aşkına niye yıllarca kilolarıyla barışık şarkıcı olarak yazılıp çizildiniz?

-Ben nereden bileyim! Değilim kardeşim! Bunu anlayın. Sevmiyorum onları. Bir isim yapıştırmışlar, gitmiyor. Tutkal gibi. Çok zayıflasam bile ‘‘Bir zamanlar şişman olan güzel sesli şarkıcı’’ olacağım. Bu arada 9 kilo verdim ben!

ERDEM ZARGANA GİBİ

Zayıflamaya devam edecek misiniz?

-E vallaha istiyorum. Yaza nikah var, hani siyah elbiseli adamlar, beyaz elbiseli kadınları yatak odasından içeri taşır ya, şimdiden kara kara düşünüyorum: ‘‘Allahım Erdem beni nasıl taşır? Bu adamın beli çıkar! Acaba ben mi onu taşısam?’’ Bari zayıflayayım o zaman. O da zargana gibi. İnce, zarif bir adam. Fotosentez şeklinde yaşayan şahane bir şey. Çok aşığım ona. Bu arada 9 kilo verdim ben!

Kilolu, şişman, tombul şarkıcı olarak anılma sıkıntısının yerine neyi koyuyordunuz bunca zaman?

-Bakma, daha az yağımız olsun isteriz ama biz de biliyoruz neyin ne olduğunu. Yüreğimle şarkı söylüyorum ben. Kanımla, canımla, göz yaşımla. Orada hop derim yani... Bu arada 9 kilo verdim ben!

Kilonuz fazla diye hiçbir erkek terketti mi sizi?

-Valla 8 senedir aynı erkekle birlikteyim. Arkadaşlarıma bakıyorum: Tanıştılar, söz, nişan bilmem ne derken, evlendiler, çoluk çocuğa karıştılar, bir de duyduk ki boşanmışlar, biz hálá beraberiz. Çok da ilgilendirmiyor Erdem'i kilolarım. Bu arada 9 kilo verdim ben!

Siz hangi arada evlendiniz?

- Çok genç becerdim o işleri. 18 yaşında tanıştım, 19'da evlendim. 20.5'ta doğurdum, 21'e doğru da boşandım! Ama iyi ki Erda'yı doğurdum. Erdem sevgilim, Erda oğlum karıştırma olur mu? Bu arada 9 kilo verdim ben!

Sekiz yıldır birlikte mi yaşıyorsunuz müstakbel kocanızla?

- İlişkimizin 1. ayında aynı evde oturmaya başladık. Birlikte bir çocuk yapmadık ama birlikte büyüdük. Oğlum da Erdem'le çok iyi anlaşıyor. Gerçi oğlum, babası ve cici anneyle de iyi anlaşıyor...

Cici anne?

- Gerçek babanın şimdiki gerçek karısı! Oradan da bir kız kardeşimiz var. İyiyiz yani. Hepimiz bir araya geliyoruz. Ama oğlum Erda şu an İngiltere'de, çünkü hastalıkları oldu, tedavi için orası daha uygundu. Zaten benim 11 yaşında bir kardeşim daha var, Erda da 9 yaşında, onları ayırmak mümkün değil. İki canavar hep birlikteler...

Bir dakika, o kardeş...

- Gerçek kardeş! Mesele biraz karıştı değil mi? Peki o zaman, annem babamdan ayrıldı ve 41 yaşında tekrar doğurdu. Annemden iki sene sonra da ben doğurdum. Annem benim oğlum ve kendi oğluyla, yani benim kardeşimle İngiltere'de. Ben de sürekli gidiyorum. Türk Hava Yolları'na çalışıyorum yani! Ama bu yazdan itibaren bizimle yaşayacak oğlum. Çünkü ben evleniyorum. Bu arada 9 kilo verdim ben! 20 kilo daha vereceğim ve lolita olacağım!

BİZİMKİ İLK GÖRÜŞTE AŞK

Bir erkeği tavlamakta şişmanlık bir dezavantaj mı?

- Niye olsun? Dünyadaki bütün bekar kadınlar şişman mı?

Müstakbel kocanızı 8 yıl önce nasıl baştan çıkardınız?

- Bir arkadaşımın barı vardı. Telefon açtı, o zaman eller havada şarkı söylüyorum. ‘‘Bu akşam solistimiz yok, poponu kaldır ve gel’’ dedi. ‘‘Bari geleyim’’ dedim. Sahneye çıktım ve turşu gibi durdum. Çünkü klavyeciyi gördüm. Klavyeci de Erdem! Hani vardır ya ilk görüşte aşk, işte ondan. Barın sahibi olan arkadaşıma yalvardım: ‘‘N'olur her akşam burada çıkayım!’’ Çok iyi hatırlıyorum Sezen ‘‘Sizin aynı yolda yürümeniz gerekiyor’’ demişti. Kadın, biliyor. Üçüncü gözü mü vardır nedir? Ben bir hiçtim, ‘‘no name’’ yani, Erdem de öyle. Fakat benim albümümü yaptı, ardından da Sezen'in albümünü. Şahane bir adamdır. İşi de tamdır. Adam yürüdüğü zaman benim dünya titriyor. Bu arada 9 kilo verdim ben!

8 yıl birlikte evli gibi yaşadıktan sonra evlenmek şart mı?

- Evet. Çünkü hükümet nikahı istiyorum! Var mı?

Siz mi zorladınız evlenelim diye. ‘‘8 yıl beni oyaladın, artık al’’ diye!

- Tabii herife taşıttıracağım kendimi. Daha fena planlarım da var, çocuk da doğurmak istiyorum.

Bu arada 9 kilo verdiniz ama... Zayıf olduğu için, Allah yazdıysa bozsun, sevgiliniz bir başka kadını size tercih ederse...

- Ben bu adamın önüne kadın atsam istemez! Yemin ediyorum. Aşkımıza çok güveniyorum.

Son olarak fazla kiloların seks için bir engel teşkil ettiğini düşünüyor musunuz? Yoksa aksini ispatlamış durumda mısınız!

- Valla, ben eski milli tekvandocuyum. Demek istiyorum ki, bendeki esneklik zor bulunur. Makas ol de, hemen yaparım. Bilmem anlatabildim mi? Bu arada 9 kilo verdim ben!

Bana köpek alma yunus al!

Bütün diğer ilişkilerinizden bağımsız olarak, oğlunuzla kurduğunuz bağ nasıl bir şey? O sizin için ne ifade ediyor?

- Erda bir hediye. Sürekli ‘‘Allah beni sınıyor’’ dediğim bir hediye. Çok zor şeyler yaşadık birlikte. 9 yaşında ve 9 kere ameliyat oldu. Bir kere diyaframsız doğdu. Yani bağırsak yerinden çıkıyor, yukarıya yerleşiyor, akciğer, karaciğer çalışmıyor, kalbe giden damarlar da tıkanıyor. 4 yaşına kadar hep öldü, ölecek. Başta neyi var anlayamadılar, hastalığı onbinde bir görülürmüş. Kollarımda öldü...

Nasıl yani?

- Kalbi durdu. Kucağımdaki çocuğu, doktora öldüğünü bilerek verdim yani. Ben 21 yaşındayım, Erda da 6 aylık. Dudaklar morarmış, nefes almıyor. Cansız bir beden. Astım diyorlar, astım çıkmıyor, başka bir şeyler diyorlar, o da değil, hababam kalbi duruyor. Çok çektik. Sonra İngiltere. Üst üste ameliyatlar. Ve derken hayata yeniden merhaba dedi. Ama tabii arada başka sürprizler de oldu: Sünnet yaparken ana damarı kesmişler. Bir anda dislektik oldu. ‘‘Sağ elini ver’’ diyorsun, solunu veriyor, bizde hikaye çok! Ama işte Allah derdi verirken, devayı da veriyor. Herkes inanmayabilir ama ben alternatif tıbba inanıyorum. Yunuslarla tedavi edildi Erda. Şimdi çok iyi. Doktorlarla işi yok. ‘‘Bana köpek alma, yunus al!’’ diye dolaşıyor ortada!

Peki kime ‘‘anne’’ diyor?

- Anneme de bana da. Ben yanındayken ‘‘anne’’ ben oluyorum, annem ‘‘nana’’lığa terfi ediyor. İkimiz bir aradayken bazen ‘‘Mom’’ diyor, annem de ben de dönüp ‘‘Ne var!’’ diyoruz... 



Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2003 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com