|
Savaş ÖZBEY
Remikslenmiş Kürtçe pop yaparak dikkatleri üzerine toplayan Rojin salı geceleri bir türkü barda programa çıkıyor. Sahnede sanki Birleşmiş Milletler türkücüsü var. Amerikalı turistler Kürtçe şarkı istiyor. Ermenice bir türküde Arapça solo atılıyor.
En çok istek alan parça Makedonca Edelezi. Alın Cranberries'in solistini, toplayın Azize Mustafa Zadeh'le, bölün ikiye, azıcık Nataşa Atlas ekleyin, işte Rojin'in sahnedeki hali.
Ben Ortadoğu sanatçısıyım ve buranın müziğin yapıyorum diyen Rojin her salı gecesi Taksim'de Yer Türkü Evi'nde sahnede.
Kürtçe pop yaptığı ikinci albümü olan Si'de (Gölge) yer alan şarkıları da seslendiren Rojin'in sahne repertuvarı daha geniş. Türkçe, Arapça, İbranice, Ermenice, Makedonca, Bulgarca türküler söylüyor, arada inanılmaz bir Doğu şivesi taklidiyle fıkralar anlatıyor, ortalığı kırıp geçiriyor.
Türkü Evi, Taksim Meydanı'nda tipik bir türkü bar. Kilim desenli sandalyeler, duvarlarda heybeler falan var. Temiz-pak, birkaç çeşit yiyecek bulunuyor. Bira 3, rakı 4 milyon lira. Müşteriler aile görünümlü. Diğer türkü barlardaki 'erkek masaları' yok, hatta kadın masaları var.
PHILIP'E KÜRTÇE ŞARKI
Rojin 1.75 boylarında, Afrika arapları gibi belirgin sürmeli, esmer güzeli bir kadın. Sahnede biraz Cranberries'in solisti Dolores Mary O'Riordon Burton'u çağrıştırıyor tavırları. Ama yorumu daha çok Azize Mustafa Zadeh'le, Nataşa Atlas arasında gidip geliyor. Zaten onlar da en sevdiği sanatçılarmış.
İlk türkü her zaman, Bregoviç'in Çingeneler Zamanı'ndan bilinen Edelezi. En çok istek alan türkü de buymuş. Sonra İbranice Hasan'ı söylüyor.
Üçüncü türküde insanlar türküler ve yorum karşısındaki şaşkınlıklarını atmaya başlarken, dördüncü türkü ‘‘Fincan'ın etrafı yeşil’’le birlikte kadehler tokuşuyor, alkışla eşlikler başlıyor.
Doğu şivesi taklit ederek anlattığı fıkraları bilenler peçeteyle fıkra isteği yapıyor. Amerikalı bir turist de albümünden Ahmedorroni adlı Kürtçe şarkıyı. Rojin kırmıyor, üstelik Philip'e bir de ‘‘Don't cry for me Argentina’’ hediye ediyor.
Derken Rojin Adana'dan tanıdığı kendisini eşiyle tanıştıran entel lahmacuncu Bülo'yu farkediyor ve hemen patlatıyor: Bülo daha çocukken Urfa'ya bir Mercedes gelmiş. Bütün çocuklar arabanın etrafını sarmışlar. Ama arabanın alarmı çalmaya başlayınca hepsi kaçışmaya başlamış. Bir tek entel korkmamış, Mercedes'in yanında kalıp en yakın arkadaşı Mice'ye şöyle bağırmış: ‘‘Ula Miceeee korhma, araba vle vle ediyiii.’’
Bu anı-fıkranın peşinden garsonların başı çektiği halaylar başlıyor. Saat sabahın ikisi. |