19/02/2003 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Anasayfa Son Güncelleme 01:06
19.02.2003
Erdoğan: Önce Türkiye'nin talepleri

AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, olası bir Irak operasyonunda Türkiye'de yabancı asker bulundurma ve yurtdışına asker göndermeye ilişkin tezkere konusunda belirlenmiş bir tarihlerinin bulunmadığını bildirdi.

Erdoğan, "Bizim öyle bu hafta içiyle, hafta sonuyla ilgili belirlenmiş bir tarihimiz kesinlikle yok. Bazı taleplerin yerine gelmesi lazım. Bu taleplerden sonra biz tezkereyi ancak o zaman gündeme getirebiliriz. Bu talepler yerine özveri Türkiye'den bekleniyor. Buna da özveriyle yaklaşmak mümkün değil" dedi.

NTV'nin canlı yayınında soruları yanıtlayan Erdoğan, Başbakan Abdullah Gül'ün ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell ile bu akşam yaptığı telefon görüşmesi hatırlatılarak, ABD ile müzakerelerde hangi noktaya gelindiğinin sorulması üzerine, Türkiye'nin siyasi, askeri ve ekonomik konularda bazı taleplerin bulunduğunu söyledi.

Bu taleplere ABD'nin henüz olumlu bir yanıt vermediğini ifade eden Erdoğan, 17-18 Şubat'ta Brüksel'de yapılan Avrupa Birliği'nin (AB) Irak'a ilişkin olağanüstü zirvesinin sonuçlarını da henüz Başbakan Abdullah Gül ile değerlendirme fırsatını bulamadıklarını kaydetti. Erdoğan, "Bu akşam Sayın Başbakan ile bir araya geleceğiz. Ama, gerek Reuters'dan, gerekse bugün arkadaşlarımızdan aldığım haber, henüz ABD'nin Türkiye'nin taleplerine olumlu bir cevap vermediği istikametindedir" dedi.


"BASİT BİR PAZARLIK KONUSU OLARAK ELE ALINMAMALI"

AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, müzakerelerde hangi konularda anlaşma sağlanamadığı yönündeki soru üzerine de "Gerek siyasi, gerek askeri, gerekse ekonomik konuların hiçbirinde tam manasıyla anlaşılmış değil" diye konuştu. Erdoğan, şöyle devam etti:

"Yani, burada Türkiye ortaya bir özveri koyuyorsa bu özverinin karşılığında tabii ki taleplerini basit bir pazarlık olarak kimsenin ele almaması gerekir. Biz, hiçbir zaman savaşı bir pazarlık konusu yapacak kadar değerlerden uzak bir ülke veya millet değiliz. Her şeyden önce olay bizim sınırlarımızda, bizim komşumuzda cereyan etmesimuhtemel bir olaydır. Kaldı ki böyle bir savaşa karşıyız. Fakat, tedbir olarak biz bu olaya karşı önlemlerimizi alalım ve bu önlemlerimizi alırken de savaşın içinde olmayacağımızı da her zaman için söylüyoruz, söyledik.

Peki nedir? Komşuda olacak bu hadisenin ülkemize sıçramasını engellemektir. Tabii, geçmişten gelen ittifak nedeniyle Türkiye burada özellikle üsler ve limanlar konusunda Başbakanlık tezkeresine olumlu oy vermek suretiyle Meclisimizde onayladık. Tabii, bunun ikinci bir tezkereye onay anlamına gelmeyeceğini o zaman da söyledik ve Sayın Başbakan da ifade etti."

Tezkerenin tarihini hiçbir zaman telaffuz etmediğini kaydeden Erdoğan, "Benim ağzımdan çıkmış bir tarih sözü yok. Bu vecibelerin, taleplerin yerine gelmesi lazım. Bu taleplerden sonra Sayın Başbakan'ın da ifadesi biz tezkereyi ancak o zaman gündeme getirebiliriz. Bu talepler yerine gelmiyor, sürekli olarak özveri Türkiye'den bekleniyor. Buna da AK Parti Genel Başkanı olarak söylüyorum özveriyle yaklaşmak mümkün değil" diye konuştu.

"BURADA SIRADAN BİR OLAY YOK"

"ABD, bu tarihin belirlenmesi konusunda sürekli olarak baskı yapıyor. Siz, hafta sonuna kadar olabilir ya da hafta başı olabilir diyebiliyor musunuz" şeklindeki soru üzerine Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) silah denetçilerinin 1 Mart'a kadar tekrar çalışmasına yönelik bir "açık kapının" bulunduğunu söyledi.

Fransa'nın da 14 Mart'a ilişkin bir talebinin ve BM silah denetçilerinin 6 aylık bir süre tanınması için taleplerinin bulunduğunu hatırlatan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Burada sıradan bir olay yok. Burada bir savaş konuşuluyor. Bunungerekçelerinin olması lazım. Baştan beri biz aslında bir şey konuştuk. Diyorduk ki buna bir gerekçe olması lazım, bu gerekçe var mı, yok mu. Eğer olay kitle imha silahları ise gerekçe buysa, bu gerekçe var mı, yok mu bu gerekçenin ortaya konulması lazım. Kaldı ki dünyada herhalde kitle imha silahları sadece Irak'ta yok.

Bu kitle imha silahlarına karşı tavır almak veya tedbir koyma görevinin de dünyada hangi uluslararası kuruluşlara ait olduğu da bellidir. Sorumluluk birinci derecede BM'nin. BM de ne yapmıştır, kalkmıştır, silah denetçilerini göndermiştir. Bırakalım, çalışmalarınıbitirsinler, ortaya sağlıklı bir rapor çıksın. Bu rapora göre de dünyadaki bakış değişecektir. Ortada ciddi bir uluslararası koalisyon da oluşmuyor. Bakın, AB'de aynı durumu görüyoruz, NATO'da aynı durumu görüyoruz. BM Güvenlik Konseyi'nde aynı durumu görüyoruz. Bütün bu durumlar tabii ki Türkiye'nin karar sürecini de etkileyecektir.

Kaldı ki Türkiye ister istemez bu tedbiri elden bırakmamaktadır vebırakmamak da Türkiye'nin en tabii hakkıdır. Biz, 1991'de bir bedel ödedik, bu bedeli de halen ödemeye devam ediyoruz. Türkiye'nin bugün bir ekonomik çıkmazı varsa bunun nedeni bellidir, oralara dayanmaktadır. Türkiye, o dönemde on binlerce insanını teröre kurban verdiyse o bölgenin çöküşü bunun en büyük gerekçesidir. Biz, bunları aynen yaşamak istemiyoruz. Tekrariye'ye böyle bir bedeli ödetmeyede herhalde kimsenin hakkı yoktur."

"ATILMASI GEREKİYORSA BU ADIM ATILACAKTIR"

Erdoğan, "Diyelim ki ABD bu gece Türkiye'nin bütün taleplerine olumlu yanıt verdi. Bir yandan da silah denetçilerinin çalışmaları devam ediyor. Bu durumda Türkiye ne yapacak?" şeklindeki soru üzerinede BM silah denetçilerinin raporunu beklemek gerektiğine inandığını söyledi.

Erdoğan, "Burada, gerek Sayın Cumhurbaşkanımız'ın, gerek Genelkurmay'ın, gerekse hükümetimizin üçlü olarak yapacakları müzakereleriyle de ortaya çıkacak bir karar olacaktır. Bu karardan sonra zaten tekrar böyle bir tezkerenin hazırlanması adımı atılacaktır. Atılması gerekiyorsa bu adım atılacaktır. Atılması gerekmiyorsa o zaman da zaten demek ki bu müzakereler olumsuz neticeyi verdiği için atılmaması gerekecektir" diye konuştu. Erdoğan,bu konunun basit bir şova dönüştürülmeden bir ulusal duruşun belirlenmesinin hayırlı olacağına inandığını söyledi.

AKP Genel Başkanı Erdoğan, "Kamuoyunda bu hafta sonuna kadarbu tezkerenin Meclis'e geleceği telaffuz ediliyordu. Sizin sözlerinizden sonra bu tezkerenin bu kadar çabuk gündeme gelmeyeceği sonucuna varıyoruz. Doğru mu, yanlış mı değerlendirme yapıyoruz?" şeklindeki soruya da şu karşılığı verdi:

"Ben, bildiğiniz gibi dün TBMM'de yaptığım konuşmada da bu konudaki düşüncelerimizi çok açık ve net olarak söyledim. Bugün çarşamba, bu akşam da Sayın Başbakanımız ve arkadaşlarımızla durumu değerlendireceğiz. Bu değerlendirmeler neticesinde yol haritasını tekrar gözden geçireceğiz.

Ama, bizim öyle bu hafta içiyle, hafta sonuyla ilgili belirlenmiş bir tarihimiz kesinlikle yok. Bunun böyle bilinmesi lazım. Bu tezkereyle ilgili bizim ön şartlarımız oluştuktan sonra Başbakanlık butezkereyi hazırlama durumuna gelebilir. Aksi takdirde Başbakanlık'ın böyle bir sorumluluğun içerisine gireceğine ihtimal vermiyorum."  
(aa)



Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2003 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com