|
TÜRKİYE ile ABD arasında Irak üzerinde farklı düzlemlerde süren pazarlığın son durumu şöyle özetlenebilir:
A) SİYASİ BELGE
Adının ne olacağı henüz belli değil, ama Türkiye ile ABD arasında görüşülmekte olan en kritik metin, doğrudan Irak'ın geleceğini konu alan bir siyasi ilkeler belgesi olacak.
Bu belgenin taslağı halen siyasi makamlar arasında gidip geliyor, her seferinde üzerinde oynamalar yapılıyor.
Türkiye ile ABD, bu belgede, savaş sonrası dönemde nasıl bir Irak görmek istediklerine ilişkin ana ilkeleri tanımlayacaklar.
Örneğin, Irak'ta nasıl bir siyasi birlik ve anayasal yapının ortaya çıkacağı, federal bir yapı olup olmayacağı, Türkmenlerin bu yapı içindeki konumu, siyasal katılımın esasları, petrol kaynaklarının ne şekilde kullanılacağı, petrol kaynaklarının uluslararası pazara nasıl sevk edileceği, Türkiye'nin buradaki konumu gibi dikenli başlıklar bu belgede düzenlenecek.
Bu aşamada açıklık kazanmayan nokta, Irak'ın geleceğine dönük karşılıklı taahhütleri tanımlayan bu belgenin ABD Başkanı ile Türk Başbakanı arasında bir mektup teatisi yoluyla mı geçerlik kazanacağı, yoksa doğrudan bir ‘‘mutabakat muhtırası’’ şeklinde mi düzenleneceği.
B) EKONOMİK MUTABAKAT
Bu belge, ABD yönetiminin muhtemel bir savaşta Türkiye'nin uğrayacağı ekonomik zararın tazmin edilmesi için üstleneceği yardım taahhütlerini düzenleyecek.
Bu başlıkta tarafların müzakere pozisyonları arasında ciddi bir uçurumun bulunduğu söylenebilir. ABD, Türkiye'ye vereceği hibe miktarını 4 milyar dolardan 6 milyar dolara çıkartmış bulunuyor. (Bunun yaklaşık yarısı askeri borçların silinmesine gidecek). ABD Başkanı George Bush, geçen hafta kabul ettiği Türk bakanlara bu miktarın üstüne çıkamayacaklarını kuvvetli bir dille belirtmiş bulunuyor.
Ayrıca, Washington'un hibe ile kredileri farklı şekilde değerlendiren seçenekli bir öneri de getirdiği anlaşılıyor. Türk tarafı, hibe yerine kredi tercih ederse, kredi miktarının önerilen hibenin 5 katına kadar çıkabileceği (toplam 15 milyar dolar) formüller masaya getiriliyor.
Ancak kredi Türk vergi mükelleflerine ek bir yük getireceğinden Ankara bu seçeneğe sıcak bakmıyor, hibe miktarının daha da yukarı çekilmesini istiyor.
Ayrıca, Türk tarafının savaşın yol açacağı 5 yıllık zarara ilişkin olarak yaptığı 80 milyar doları aşan projeksiyon da Amerikan tarafınca gerçekçi bulunmuyor.
C) ASKER GELİŞİNE İLİŞKİN MUTABAKAT
Ankara'da diplomatlar ve askerlerden oluşan Türk ve Amerikan heyetlerinin yürüttükleri ayrı bir kategorideki müzakereler, bu iki başlıktan daha az önemli değil.
Bu kategoride, ABD muharip birliklerinin gelişi ve Türkiye üzerinden Irak'a geçişleri ile Kuzey Irak'ta Türk ve Amerikan birlikleri arasında yapılacak işbirliğine ilişkin operasyonel kuralları gösteren mutabakat muhtırası müzakere ediliyor.
Türkiye'ye ne kadar asker geleceği, bunların hangi kurallar dahilinde faaliyet gösterecekleri bu görüşmelerde ele alınıyor. Ayrıca, Kuzey Irak'ta Türk ve ABD birlikleri arasındaki komuta meselesi, Ankara açısından büyük hassasiyet taşıyor.
D) BİLEŞİK KAPLAR TEORİSİ
Buraya kadar sıraladıklarımız, Türkiye ile ABD arasındaki pazarlığın yalnızca ana başlıkları. Ayrıca bu ana başlıkların altında ayrıntıya inen çok sayıda ek protokol ve gizli mutabakat metinlerinin de imzalanması söz konusu.
Burada önem taşıyan husus, bütün bu başlıkların aslında hep birlikte bir bütün oluşturduğudur. Başlıklardan birinde sağlanan ilerleme, diğer başlıklarda da hareketlenmeyi getirebilir. Ya da tam tersi söz konusu olabilir. Örneğin, siyasi başlıklarda Türkiye'nin tatmin edilmemesi, Ankara'nın askeri konularda ABD'yi sıkıştırmasına, taleplerine yardımcı olmamasına yol açabilir.
E) DÜĞÜM TBMM KARARINDA
Bu karmaşık pazarlık denklemini etkileyecek en önemli adımın TBMM'nin onayına sunulması beklenen tezkere olduğunu belirtmeliyiz.
Tezkerenin TBMM'ye getirilişi, bu başlıklarda hangi ölçülerde ilerleme sağlandığının bir türevi olacaktır. Benzer şekilde, tezkerenin geçişi bazı başlıklarda çözüme gidilmesini süratlendirip, kolaylaştırabilir.
F) GEMİLER BLÖF MÜ?
Bütün bu pazarlığı zorlaştıran, zaman baskısı altına sokan bir faktör de, Türk karasularının açığında beklemekte olan asker ve kargo yüklü Amerikan savaş gemileridir.
Washington, tezkere TBMM'den 18 Şubat'ta (bugün) geçmezse, gemilerin güney cephesine gönderileceğini söylüyor.
Bu mesaj, Bush yönetiminin Türk hükümetini sıkıştırmaya dönük içi boş bir tehdid midir, yoksa ABD gerçek niyetini mi ifade etmektedir?
Gözüktüğü kadarıyla, Ankara ABD'nin kuzey cephesinden vazgeçemeyeceği, bir başka deyişle bu çıkışların blöf olduğu varsayımıyla hareket ediyor.
Ankara da tezkere kartını kullanarak ABD'yi taleplerini bir an önce karşılaması için zaman kıskacına alıyor.
Gelinen noktada, pazarlığın bir kördüğüm haline geldiği söylenebilir. |