|
SEVGİLİ okuyucularım, bir haftalık bir aradan sonra yeniden merhaba. Önümdeki notlara, ekrandaki haberlere, son haftanın gelişmelerine bir bakıyorum ve değişen hiçbir şey olmadığını görüyorum.
10 günlük bayram tatilinde, Türkiye olarak akıntıya kürek çekmişiz. Daha da çoook çekeceğiz.
Hiçbir şey belli değil.
Ortada bir hükümet var, eli kolu bağlı. Ne yapacağını şaşırmış durumda.
Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen'in dün Okan Müderrisoğlu'na verdiği demeci okuyunca şaşırdım.
Bakan Bey AKP iktidarı için aynen şöyle diyor:
‘‘Kucağımıza 4 bebek bırakıldı. Irak, AB, ekonomi ve Kıbrıs. Bir de baktık ki bebeklerin sakalı-bıyığı çıkmış. Aslında çocuğun olduğunu biliyorduk. Ancak kucağımıza aldığımızda sakalı-bıyığı çıkmış çocuğun, bebek diye kundağa sarılmış olduğunu gördük.’’
Günaydın!
Bir hükümet üyesi eğer bu sözleri söylüyorsa, ortada 2 olasılık var demektir:
1- AKP iktidarı ve Kürşad Bey, 3 Kasım seçim gününde Türkiye Cumhuriyeti topraklarına uzaydan paraşütle inmiş ve hiç tanımadıkları bir ülkenin yönetimi kendilerine zorla teslim edilmiştir!
2- Kürşad Bey ve AKP hükümeti sorunların altında ezilmiş, çaresiz kalmış ve şimdi bu türde benzetmelere sığınma yolunu tercih etmektedir.
3 Kasım öncesinde, yani bundan 4 ay önce miting meydanlarında nutuk atarken bu sorunlar yok muydu?
AB, Kıbrıs, Irak, ekonomi yok muydu?
Elbette vardı. Hepsi vardı. Sadece Irak olayı bu kadar kızışmamış ve son aşamaya gelinmemişti.
Tüzmen'in deyimiyle Irak'ın sakalı belki tam olarak çıkmamıştı, ama öbürleri sakallıydı.
Hem de her gün tıraş edilmeleri gerekiyordu!
Hatta sakalları ağarmıştı!
***
Hükümetler ağlama duvarı değildir. Hükümet olan partiler ve ekipler bu tür benzetmelere sığınmaya, onlardan medet ummaya başlarsa, biliniz ki iş kötüye gitmektedir.
Nitekim öyle.
Tam 3.5 aydan bu yana iktidarda olan AKP, toplum yararına hemen hiçbir adım atamadı. Hiçbir sorunu çözemedi.
Yığılmış sorunlar elbette kısa zamanda çözülmez. Ama toplumda bir umut yaratılır.
Bunlar o umudu yaratamadı.
Çift başlı yönetim... Birbiriyle çelişen, tutarsız sözler söyleyen hükümet üyeleri...
Devlet yönetiminde hiçbir yetki ve sıfatı olmadığı halde her konuya maydanoz olan bir genel başkan...
Devlette ve hükümette yetki paylaşımını içine sindiren bir Başbakan...
Kimin hangi ölçüde söz sahibi olduğu bilinmeyen bir ülke yönetimi...
Delik deşik olmuş, rakamları bilinmeyen, sakalı olmadığı gibi henüz ana rahmine düşmemiş bir devlet bütçesi...
2003 bütçesini henüz Meclis'e gönderememiş bir hükümet!
Yurtdışına sürekli heyet gönderen ve tamamından eli boş dönen, hiçbir somut başarıya imza atamayan bir hükümet!
***
Yakında AKP'den milletvekilleri kopmaya başlayacak. Bunları tek tek göreceğiz. Çünkü milletvekillerinin önemli bir bölümü gidişten rahatsız.
Birkaç gün önce bir yerde yemek yiyorum. İki masa ötede arkası bana dönük bir hanım ve karşısında yüzü bana dönük, sürekli bana bakan bir bey oturuyor. Yemekleri bitti. Hanım önümden geçti, bey yanıma geldi ve kendisini tanıttı.
Bir AKP milletvekili...
Ve en kısa zamanda partisinden istifa edeceğini söyledi.
İstifa edecek başka milletvekilleri olup olmadığını sordum, olduğunu söyledi ve ekledi:
‘‘Bize lütfen destek verin.’’
Özel bir konuşmaydı. O yüzden milletvekilinin ismini vermiyorum. İstifa gerçekleşince burada yazarım.
Anlaşılan, bu beceriksiz hükümet epeyce gebe! Yakında sakallı-sakalsız pek çok bebeği kucağında bulacak, bize de bakıcılık görevi düşecek. Olan Türk ulusuna olacak. |