|
DOĞRUSUNU isterseniz savaşı durdurmak için bu ışıkları aç-kapa eylemi, tam biz Türklere göre bir eylemdir.
Elektrik düğmesini açıp kapayacaksınız.
Bunu pijamayla, terlikle de yapabilirsiniz.
Düğmenin yanında oturuyorsanız, yerinizden kalkmanıza bile gerek yok. Bu ‘‘toplumsal eylemi’’ yattığınız yerde, ayak parmağınızla yapmanız bile olası.
Tik-tak...
O kadar...
Yok eğer yine de zor geldiyse, gözlerinizi kapatıp-açın.
Oldu-bitti.
*
Şimdi ışıkları yakın da bakın:
Berlin'de 750 bin kişi sokaktaydı, Paris'te 800 bin kişi, İngiltere'de 1 milyon 250 bin kişi. Protesto edilen ABD'de dahi 600 bin kişi.
5 kıtada, 60 ülkede, 850 şehirde sokağa dökülüp tepkisini gösteren toplam insan sayısı 200 milyonu aşkındı.
Hıristiyanlığın merkezi Roma'da tam 3.5 milyon kişi.
Peki, savaşla iç içe Türkiye'de toplana toplana kaç kişi toplandı?..
600 kişi...
*
Zaten polis ‘‘Taşfırın erkeği’’ni karakola götürdüğünde, mitinge katılanların yarısı karakola gitmiş oldu. Ve bizim ‘‘toplumsal eylem’’ döndü ‘‘Taşfırın erkeği’’ hadisesine.
Polisler karakolda ‘‘Taşfırın erkeğine’’ sordular:
‘‘Ne dedin kürsüde?..’’
‘‘Yurtta sulh, cihanda sulh dedim.’’
Başkomiser o an ‘‘Zaten onu Atatürk dediydi. Suç olsa ulu önder niye desin?...’’ diyerek, onlara çay ısmarladı.
Ve bütün gece televizyonlar, ikinci gün ise gazeteciler, savaş mitingini değil, bundan çok daha önemli olan ‘‘Taşfırın erkeğinin karakolda nasıl çay içtiğini’’ verdiler.
*
Böyle bir toplum olmaz.
Olamaz...
İşte bu yüzdendir ki, biz ışıkları kapatıp-açma gibi, Türklere özgü zahmetsiz bir eylem biçimi bulduk. Sokağa-mokağa çıkmıyorsunuz, pijama-terlikle elinizi uzatıyorsunuz, o kadar. Olmadı, divanda yatarken ayağınızla yapsanız da olur.
Yok eğer bu da zahmet olacaksa.....
Bırakın uygar dünyayı.
Ne halleri varsa görsünler. |