15/02/2003 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Dünya
15.02.2003
Yalçın DOĞAN
Başkent’te iç savaş
  
 

ANLAŞMAZLIK askeri direktif konusunda doğuyor. Ardından da, çorap söküğü gibi istifalar birbirini izliyor.

Cumhurbaşkanı Özal telefonda Bush'a açık çek veriyor:

‘‘Saddam fazla dayanamaz, derhal savaşa girin. Size yardım olmak üzere biz de cephe açabiliriz.’’

Özal'ın tek başına verdiği bu karar, hem hükümette, hem de askerde ciddi rahatsızlık yaratıyor. Önce Başbakan Yıldırım Akbulut karşı çıkıyor:

‘‘Biz hava sahamızı açtık, bence bu yeter. Cephe açmayalım, yani fiilen savaşa katılmamız yanlış olur.’’

Özal ise tam ters kanıda:

‘‘Hayır, asker gönderelim ve katılalım. Asker gönderirsek, ordunun savaş tecrübesi de artmış olur.’’

Cumhurbaşkanı ile başbakan arasındaki bu anlaşmazlık, kısa sürede askere yansıyor. Genelkurmay Başkanlığı önce hükümetten askeri direktif bekliyor. Yani, eğer karar verilirse, ordu nereye kadar gidecek, kiminle çatışacak, ne kadar asker gidecek gibi, ayrıntıları içeren zorunlu bir direktif.

Teknik öğeler de içerdiği için, bu direktifi Genelkurmay hazırlıyor, sadece başbakan görüyor ve onun imzasıyla Genelkurmay'a gönderilmiş oluyor.

VİRGÜLÜ BİLE DEĞİŞMEZ

İşte, bu direktifi Özal, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği'nde görevli emekli generallere yazdırıyor. Oysa, ortada bir de Genelkurmay'ın hazırladığı askeri direktif var. Özal kendi ekibine yazdırdığı direktifte ısrarlı, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necip Torumtay da kendi karargáhında hazırlanan direktifte ısrarlı. Torumtay:

‘‘Bunun virgülü bile değişmez. Çankaya'da askeri karargáh mı var ki onlar yazıyor?..’’

Oysa, konu sadece kimin yazdığı değil. Çankaya'da yazılan bir direktif, bir anlamda yetki devri anlamına geliyor ve asker de haklı olarak buna karşı çıkıyor.

Bugüne bir paralellik çekersek, asker gönderme tezkeresi sonrasında, bugün de hükümetten Genelkurmay'a askeri direktif gönderilmesi gerekiyor.

Kaldı ki, bir başka görüş farkı daha var.

Genelkurmay Başkanlığı, Türkiye'nin cephe açması için Birleşmiş Milletler'den karar çıkartılması gerektiğini savunuyor. Genelkurmay, ‘‘BM kararı olmazsa ve biz Irak'a girersek, Irak'a savaş ilan etmiş oluruz’’ diyor. Bununla birlikte, ek karar çıkmadığı halde Türkiye bir biçimde BM kararına katılmış kabul ediliyor. Buna rağmen, Irak Büyükelçisi Ankara'da kapıya dayanıyor:

‘‘Bize savaş ilan ettiniz.’’

Savaş gecesi B-52 bunalımı

16 Ocak 1991 gece yarısı, Bush'tan Özal'a telefon: ‘‘Harekát biraz sonra başlıyor.’’

Özal saat 24.00 dolayında Çankaya'da acele bir toplantı düzenliyor. Başbakan Akbulut, Milli Savunma ve Dışişleri Bakanları ile Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş Çankaya'ya arka kapıdan giriyor; kimse görmesin diye. TV açılıyor, haritalar açılıyor. ABD bombardımanı başlıyor. Bombardımanla birlikte ilk kriz doğuyor. Ertesi gün, ABD'nin Ankara Büyükelçisi Abramowitz, Özal'ı arıyor:

‘‘İngiltere'den B-52 bombardıman uçakları geliyor, onlara hava sahanızı açın.’’

Özal, Akbulut'u ve Doğan Güreş'i uyarıyor. Nafile. Türkiye hava sahasını açmıyor. B-52'ler Bağdat'a Suriye üzerinden uçuyor. İşte, TBMM'den çıkan üçüncü karar bununla ilgili. Her şey hukuk ve TBMM zemininde!.. Çünkü, adama sonradan fena halde sormazlar mı?..

Savaş sırasında, ABD, Türkiye'de sadece İncirlik Üssü'nü kullanıyor. Hepsi bu. Kaldı ki İncirlik'ten kalkan her ABD bombardıman uçağında mutlaka bir Türk subayı bulunuyor. Her kalkış, mutlaka Türkiye'nin izninden geçiyor.

Birbirlerine girdiler

Askeri direktif ve BM kararlarının yanı sıra, Cumhurbaşkanı Özal ile Genelkurmay Başkanı Orgeneral Torumtay arasında ipleri kopartan olay çok başka. Özal ısrarla ordunun savaşa katılmasını isterken, Başbakan Akbulut'un da bulunduğu üçlü bir toplantıda Torumtay şunu söylüyor:

‘‘Kuzey Irak'a girersek çıkamayız.’’

Bu ne demek?.. Ordunun belli ihtiyaçlarının karşılanması gerek. Özal, ‘‘Ama ordu bu günler için vardır’’ diye direniyor. Hatta, daha sonra Genelkurmay Başkanlığı'nda Başbakan, Maliye, Milli Savunma bakanlarının katıldığı bir toplantıda, ordunun ihtiyaçları için gerekli para ve malzemenin sağlanması yoluna gidiliyor. Üst üste gelen bu anlaşmazlıklar sonucunda, Orgeneral Torumtay Genelkurmay Başkanlığı'ndan istifa ediyor. Yerine Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Doğan Güreş atanıyor.

Özal’ın Brutus’u...

KÖRFEZ Savaşı döneminde, Türkiye istifalar zincirine sahne oluyor. 1990 Eylül'ünde Özal yine Beyaz Saray'da. O günlerde sık sık kullandığı deyimle, ‘‘Prezidan Bush’’ ile görüşüyor. Görüşme baş başa sürerken, Bush, Dışişleri Bakanı Baker'ı çağırıyor. Özal ise yandaki odada oturan bizim Dışişleri Bakanı Ali Bozer'i çağırmıyor. Bunu onur meselesi yapan Bozer, daha önce büyükelçi atamalarıyla ilgili olarak da anlaşmazlığa düştüğü Özal'dan ayrılıyor ve istifa ediyor. Yerine, dış politikadan zerre kadar anlamayan Ahmet Kurtcebe Alptemoçin atanıyor. O kadar ki, Alptemoçin Amerikan saldırısından en son haberdar olan Dışişleri Bakanı olarak anılıyor. Bu arada Özal'la ters düşen Milli Savunma Bakanı Safa Giray da istifa ediyor. Yerine, Özal'ın dayı oğlu ve ANAP kurucularından Hüsnü Doğan atanıyor. Ne var ki tam savaşın ortasında, Özal dayısının oğlunu Brutus olmakla, yani kendisini arkadan hançerlemekle suçluyor. Çünkü, Hüsnü Doğan, Semra Özal'ın İstanbul ANAP İl Başkanlığı'na getirilmesine karşı çıkıyor. Ertesi gün MGK toplantısı var. Özal kamuoyuna açıklıyor: ‘‘MGK'ya gelme, azlederim.’’ Hüsnü Doğan da istifa zincirine katılıyor. Yerine Mehmet Yazar atanıyor.

Çöl Fırtınası’na Çöl Ayısı

TÜM ABD kuvvetlerine, yani savaşa komuta eden General Norman Schwarzkopf 1.90 boyunda, 102 kilo ağırlığında, kendi deyimiyle ‘‘yavru ayıya’’ benziyor.

Savaşla birlikte ‘‘Çöl Ayısı’’ olarak anılıyor. Harekát Çöl Fırtınası, komutanı da Çöl Ayısı. Ne var ki, kişiliği bu benzetmeye tam ters. Almanca, İngilizce ve Fransızca bilen Schwarzkopf, aynı zamanda operaya çok meraklı bir sihirbaz.

Babası, 70'lerde İran'da Şah'a karşı düzenlenen bir darbe girişimini önleyen ABD timlerinin başı.

SHP, TRT’yi basıyor

SAVAŞ ve iç politika Ankara'da tam anlamıyla birbirine giriyor.

Dönemin anamuhalefet partisi SHP. Partinin lideri Erdal İnönü. SHP, bugünkü CHP gibi, savaşa ve özellikle Turgut Özal'a müthiş karşı. Özal ise iç politikayı da yönlendirmekle uğraşıyor. İşte, TRT krizi bu nedenle çıkıyor.

SHP, ‘‘savaş çığırtkanlığı’’ yaptığı gerekçesiyle, otuz kadar milletvekili ile TRT Genel Müdürlüğü'nü basıyor. Genel Müdür Kerim Aydın Erdem önce odasından kaçıyor, ama sonra gelip SHP'lilerle makamında tartışıyor.

Bu baskın, o dönemin muhalefet biçimlerinden biri olarak hálá anılıyor.

YARIN: ABD, SADDAM'I NEDEN DEVİRMEDİ?


Yalçın DOĞAN
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Enver Paşa'laşmak...
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Basmakalıp köşe yazarı kastı çöktü
 
    Ayşe ARMAN
  (Tatlı) Bir arızanın sayıklamaları
 
    Ayşe  ÖZEK KARASU
  Kalça bahane, esas mesele östrojen
 
    Bekir COŞKUN
  Işıklar yanıp söndüğünde
 
    Cüneyt ÜLSEVER
  Çocuk gözü ile bayram (3)
 
    Doğan HIZLAN
  Roman gibi okuduğum ansiklopedi
 
    Ege CANSEN
  İstanbul’a giriş parayla
 
    Erdal SAĞLAM
  Devlet yönetimi seviye ister
 
    Erkan ÇELEBİ
  Video kamerada dijital farkı
 
    Fatih ALTAYLI
  Başbakanlık mı, babalık mı?
 
    Gila BENMAYOR
  Gaultier bu başlığı görmeliydi
 
    Hadi ULUENGİN
  Neden savaşa karşıyım?
 
    İlter TÜRKMEN
  Biraz da mizah
 
    Kanat ATKAYA
  Titrek Bacanak
 
    Pakize SUDA
  Şapa oturduk
 
    Tufan TÜRENÇ
  Kar, biz gazetecileri hep telaşlandırır
 
    Tolga AKYILDIZ
  Tatilde zaman yolculuğu
 
    Yalçın BAYER
  Usta önemliyse mühendis ne yapar
 
    Güzin  Abla
  Biri ağabey gibi gördüğüm bir erkek, diğeri ise ablam
 
    Özdemir İNCE
  Fransa'da din öğretimi
 
    Bülent DÜZGİT
  Bülent Çiziyor
 
    Bülent BOĞ
  Patron kavgası
 
    Vedat OKYAR
  Beşiktaş’ın sırrı
 
    Şükrü KIZILOT
  TL karşısında 850 misli değer kazanan para
 
    Figen BATUR
  Fransızlar eskiye göre daha az şarap tüketiyor
 
    Nora ROMİ
  Babalar evde, işler zor...
 
    Pako'nun Sayfası
  Çıtır tahsile gitti
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2003 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com