15/02/2003 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Dünya
15.02.2003
Ayşe  ÖZEK KARASU
Kalça bahane, esas mesele östrojen
  
akarasu@hurriyet.com.tr
 

Geçen hafta şöyle bir haber çıktı: Bir araştırmaya göre erkekler kalçası gösterişli kadınları tercih ediyor.

‘‘Yemeği gösteren salça’’ diye başlayan şu argo deyiş bilimsel olarak kanıtlandı yani. Tabii insan merak ediyor, bin yıldır bilinen bir gerçeği yeniden keşfetmenin ne lüzumu var diye. Ama, bilim bu işte, erkeklerin kalçayı sadece göze hoş göründüğü için değil, içgüdüsel olarak, hormonal nedenlerle tercih ettiğini de bulup çıkarıyor. Yani yaradılış gereği erkeğin kalçanın darını tercih etmesi pek mümkün değilmiş. Bu durumda son dönemlerin daralma modası, genelgeçer beğeniyle kesinlikle örtüşmüyor.


İNSAN bilim adına ne fedakarlıklara katlanıyor. Adam üşenmemiş, son 50 yılın Playboy güzellerinin beden ölçülerini bir bir araştırıp müthiş bir keşifte bulunmuş. Dr.Martin Voracek'in geçenlerde İngiliz tıp dergisi British Medical Journal'da yayınlanan araştırmasına göre playmate ölçüleri, 1953'ten bu yana giderek çekip daralmış.

Playboy güzellerinden 577'sini inceleyen Dr.Voracek'in tespitlerine göre o Marilyn Monroe'ların güzelim kum saati biçimi gitmiş, yerini daha oğlansı bir görünüm almış. Bu oğlansı görünümün odak noktasında kalınlaşan bel, küçülen göğüs ve daralan kalça yatıyor. Dr.Voracek, Playboy kızlarının görünümündeki bu değişimden yola çıkarak erkek zevkinin de değiştiği sonucuna varıyor.

Ama acaba bu doğru bir sonuç mu?

ERKEKLERİN TERCİHİ

Playboy'un sadece erkek zevkine hitap ettiği göz önünde bulundurulursa öyle olması gerekir. Gerçekten de bugünün ünlü yıldızları arasında, Sophia Loren ya da Gina Lollobrigida gibi şöyle kalça oynatarak yürüyeni yok. Jennifer Lopez dışında poposuyla nam salan bir ünlü bulmak mümkün değil.

İşte bu noktada başka bir araştırma devreye giriyor. Yine İngiltere kaynaklı. Bu araştırmaya göre erkekler, Jennifer Lopez tipinde genişçe kalçalı kadınları tercih ediyor.

Kadın figürüyle ilgili fikri sorulan 500 erkeğin yüzde 87'si yuvarlak hatlı, kalçalı dolgun kadınları tercih ettiğini söylemiş. Kilosu da boyuna uygun olsun diye buyurmuşlar. Bu da 40 - 42 beden ölçüsüne denk düşüyor. Yüzde 8'i minyon ve kilosu alt sınırda kadınlar tercihimdir demiş. Geri kalanlar ise şehvetli (artık nasılsa) görünümden yana görüş belirtmişler.

Aynı araştırmaya göre kadınların da yüzde 88'i, erkeklerin kıvrımları yerinde olan kadınları beğendiğini düşünüyormuş. Yani iki cins arasında tam bir fikir birliği mevcut.

Bu sonuçları yorumlayan St.Andrews Üniversitesi'nden Dr.David Perrett, yuvarlak hatların östrojen gibi dişil hormonların göstergesi olduğunu, bu hormonların da kadını sağlıklı, genç ve tabii ki doğurgan kıldığını, erkeğin üreme içgüdüsüyle bu figüre yöneldiğini söylüyor. Çünkü fazla zayıf kadınların periyodları aksayabiliyor. Obez kadınların da doğurganlık problemleri oluyor. Yani burada Darwin'in cinsel seleksiyon diye tanımladığı olgu ortaya çıkıyor.

Psikolog Dr.Perrett esas olarak yüz hatlarının çekiciliği konusunda uzmanlaşmış. Bu alanda da vücut ölçüsü gibi evrensel kurallar var. Dünyanın hemen her köşesinde her araştırma ideal yüz ile ilgili aynı sonucu veriyor: İri gözler, pürüzsüz bir cilt, minik bir burun, dolgun dudaklar, sıkı ve sivri bir çene. Bunların da tamamı bol miktarda östrojen ve potansiyel doğurganlık göstergesi.

Kadınların yaşı ilerledikçe östrojen düzeyi düştüğü için özellikle dudaklar inceliyor. Demek ki, enjeksiyonla dudaklarını köfte gibi şişiren kadınlar, göze hitap etmekten çok, erkeklere ‘‘Bende doğurganlık potansiyeli var’’ mesajı vermiş oluyorlar.

GÖZLERDEKİ BELİRTİ

Gözlerle de son derece kritik mesajlar verilebiliyor. ABD'de bir deney yapılmış. Kadın ve erkek denekler çiftlere ayrılmış, en mahrem yönlerinizi birbirinize anlatın, sonra da dört dakika göz göze bakışın denmiş. Sonuçta, bu bakışmalardan derinden etkilenmişler ve hatta bir çift evlenmiş. Çünkü parlayan gözler de sağlık ve doğurganlık belirtisiymiş.

Yüzdeki simetrinin de diğer bir doğurganlık belirtisi olduğu söyleniyor. DNA'mız simetrik üretime programlı olduğu için, yüzün iki yanının mükemmel bir şekilde aynı olması sağlık ve doğurganlık hissi veriyor.

Görüldüğü üzere yuvarlak hattan, gençlik ve tazeliğe kadar bütün erkek tercihleri, bilimadamları tarafından üreme içgüdüsüyle açıklanıyor. Bu bir kılıf mı değil mi, orasını bilemem.

Kadınlar bağışıklık sistemine göre seçiyor.

Erkekler hemen her zaman östrojene yöneldiği için standart bir durum söz konusu. Ancak kadınların eş seçiminde daha çetrefilli hormonal kriterler devreye giriyor.

İsviçreli biyolog Claus Wedekind'in uyguladığı ‘‘kokulu tişört deneyi’’ kadınların, anne ve babaları gibi kokmayan kişileri beğendiğini ortaya koymuş. Bu deneyden çıkan sonuç da yine üreme içgüdüsüyle bağlantılı.

Dr.Wedekind, bağışıklık sistemimizi oluşturan genleri araştırırken bu sonuca ulaşmış. MHC diye tanımlanan bu genler, insanın kendi vücudundaki sağlıklı hücreleri tanıdığı gibi, istilacı yabancı hücreleri de tespit edebiliyor. Aynı genler vücut kokusu üzerinde de önemli rol oynuyor. Fareler üzerinde yapılan deneylerde, dişilerin kendi MHC genlerinden farklı genlere sahip erkekleri tercih ettiği görülmüş.

Dr.Wedekind bu deneyden yola çıkarak, altı ayrı erkeğe ait kirli tişörtleri kadınlara koklatıyor. Bu erkeklerden üçünün bağışıklık sistemi, tişört koklayan kadınınkiyle benzerlik gösteriyor. Ve kadınlar, kendisine daha yabancı gelen bağışıklık sistemini seçiyor. Üreme içgüdüsü açısından bunun açıklaması şöyle: Kadın ve erkeğin bağışıklık sistemindeki savunma silahları bebeğe de geçiyor. Kadın ve erkek farklı bağışıklık sistemlerine sahip oldukları takdirde, çocuk hastalıklarla mücadele için daha fazla silaha kavuşmuş oluyor.

YANLIŞ SEÇİM

Buraya kadar tamam. Ancak yumurtlama dönemi ya da doğum kontrol hapı gibi faktörler devreye girdiği zaman kadının tercihleri değişiyor.

Bir kere tişört koklama deneyi sırasında doğum kontrol hapı kullanan kadın, bağışıklık sistemi kendisininkine benzeyen erkeği seçiyor. Bu haplar, vücudun kendisini hamile zannetmesine yol açan hormonlar olduğu için, tanıdık genlerden yardım bekleniyor.

Yumurtlama döneminde de kadının beğenisi değişiyor. Araştırmalara göre kadınlar doğurgan oldukları dönemlerde daha eril hatlı erkekleri tercih ediyor. Üremeye daha az elverişli oldukları zamanlarda ise daha fazla güven uyandıran yumuşak hatlı erkeklere yöneliyor. Yani kadın yumurtlama döneminde yanlış erkeği seçebiliyor.

Kadınlar erkekte neyi seviyor

Geniş omuz dar kalça: İkisi de fiziksel güç ve iyi bir bağışıklık sisteminin göstergesi.

Sert ve geniş hatlı çene: Kadın yumurtlama döneminde daha eril hatlı erkeklere yöneliyor. Doğurganlığın zayıfladığı dönemlerde daha zarif ve kadınsı hatlı erkekler tercih ediliyor. Çünkü o erkekler daha dürüst görünüyor.

Zeka, sosyal statü ve para: Her şey bir yana, kadınların kendisine bakabilecek çapta erkekleri beğendiği söyleniyor.

Uzun boy: Araştırmalar, kısır erkeklerin daha kısa boylu olduğunu gösteriyor.

Derin ses: Bu da erkekliğin ve sosyal üstünlüğün simgesi.

Büyük eller: Erkeklerin yüzük parmağıyla sperm sayısı arasında doğru orantı mevcut. Parmak ne kadar uzunsa, testosteron oranı o kadar yüksek oluyor.


Ayşe  ÖZEK KARASU
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Enver Paşa'laşmak...
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Basmakalıp köşe yazarı kastı çöktü
 
    Ayşe ARMAN
  (Tatlı) Bir arızanın sayıklamaları
 
    Bekir COŞKUN
  Işıklar yanıp söndüğünde
 
    Cüneyt ÜLSEVER
  Çocuk gözü ile bayram (3)
 
    Doğan HIZLAN
  Roman gibi okuduğum ansiklopedi
 
    Ege CANSEN
  İstanbul’a giriş parayla
 
    Erdal SAĞLAM
  Devlet yönetimi seviye ister
 
    Erkan ÇELEBİ
  Video kamerada dijital farkı
 
    Fatih ALTAYLI
  Başbakanlık mı, babalık mı?
 
    Gila BENMAYOR
  Gaultier bu başlığı görmeliydi
 
    Hadi ULUENGİN
  Neden savaşa karşıyım?
 
    İlter TÜRKMEN
  Biraz da mizah
 
    Kanat ATKAYA
  Titrek Bacanak
 
    Pakize SUDA
  Şapa oturduk
 
    Tufan TÜRENÇ
  Kar, biz gazetecileri hep telaşlandırır
 
    Tolga AKYILDIZ
  Tatilde zaman yolculuğu
 
    Yalçın BAYER
  Usta önemliyse mühendis ne yapar
 
    Yalçın DOĞAN
  Başkent’te iç savaş
 
    Güzin  Abla
  Biri ağabey gibi gördüğüm bir erkek, diğeri ise ablam
 
    Özdemir İNCE
  Fransa'da din öğretimi
 
    Bülent DÜZGİT
  Bülent Çiziyor
 
    Bülent BOĞ
  Patron kavgası
 
    Vedat OKYAR
  Beşiktaş’ın sırrı
 
    Şükrü KIZILOT
  TL karşısında 850 misli değer kazanan para
 
    Figen BATUR
  Fransızlar eskiye göre daha az şarap tüketiyor
 
    Nora ROMİ
  Babalar evde, işler zor...
 
    Pako'nun Sayfası
  Çıtır tahsile gitti
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2003 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com