|
Zeynep GÖĞÜŞ
BATI kültürüyle yetişen Türk aydınının Batı yanaşmasına dönüşmesi nasıl engellenir? İçinde bulunduğumuz durumu doğru değerlendirmek için yanıtı verilmesi gereken sorulardan biri de işte bu.
Beni bu yazıyı yazmaya yönelten, Avrupa Birliği ve Kıbrıs konusunda çoğu aydının takındığı Batı yanaşması tavrı. Batı yanaşmalarının karşısına ise bir yandan kımızca konuşanlar çıkıyor, diğer yandan da Arap yanaşmaları... Durum gerçek bir felaket.
Kıbrıs'ta statükoya karşı çıkmak için Batı yanaşması olmak gerekmiyor. Çözüm isterken Batı yanaşması dilinde konuşmak şart değil. Dünyayı izleyip, bazı çifte standartları tespit etmek yeterli. Türk aydınının her şeyden çok global vizyona ihtiyacı var.
* * *
Batı kültürüyle yetişmiş, başarılı bir iş insanı olan dostlarımdan biri sordu: ‘‘Hangi ülke son dönemde önemli bir toprak kaybına uğradı ki biz endişe edelim?’’
Bu soru üzerine, aklıma Timor Adası'nın yarısını henüz bir yıl önce kaybeden Endonezya geldi.
Timor Adası'nın doğusunda oturanların bir bölümü Katolik olduğu için Müslüman Endonezya'dan ayrılmak istediler. Timor'da ciddi terör olayları yaşandı, çatışmalar çıktı.
Birleşmiş Milletler, Timor'daki ayrılıkçı Hıristiyanları destekledi. Geçen yılın başında bağımsızlığını ilan eden Doğu Timor, Birleşmiş Milletler'e üye kabul edildi.
Sorumu tahmin etmek zor değil: Birleşmiş Milletler acaba neden Kıbrıs'taki ayrılıkçı Müslümanlara hiçbir zaman destek vermedi?
Kıbrıs'ta bir yanda ‘‘Çözümsüzlük çözümdür’’ diyen kafa, diğer yanda da Batı yanaşmaları yüzünden köşeye sıkıştık. Her iki grup da aynı derecede suçlu.
Diyorlar ki, Kıbrıs'ın artık hiçbir stratejik önemi kalmamıştır. Kim istemez bu söylenene inanmayı; hayat o zaman ne kolay olurdu. Gelgelelim, insanın aklına hemen bir başka soru geliyor: Kıbrıs o kadar önemsiz bir yerse, neden karşı taraf bu denli ısrarcı?
* * *
Almanya, Fransa ve Belçika'nın (sevsinler) Türkiye'nin uğrayacağı bir saldırıda NATO kuvvetlerini kullandırtmaya karşı çıkan tavrı bazılarımız için kötü bir sürpriz oldu. Bu tavır, yabana atamayacağımız çok ciddi bir kırılma noktasıdır.
Irak savaşı sadece bölgemizde değil, Avrupa'da da kartların yeniden karıştırılıp dağıtılmasına yol açıyor.
Almanya ve Fransa'nın umursamazlığı karşısında gel de Ahmet Hamdi Tanpınar'ı anma. Büyük romancı, aklıyla ve ruhuyla Batı'ya en açık Türk aydınlarından biridir, ama böyle olması, ‘‘Huzur’’da bir kahramanına şunları söyletmesine engel oluşturmaz:
‘‘Avrupa tehlikede imiş! Bana ne... Biz tehlikedeyken o düşündü mü? (...) Asırlardır bizi soğukkanlılıkla ameliyat yaptılar. Kestiler, biçtiler. Birkaç asırlık topraklarımızdan ot gibi söktüler. Sonra pirinç tarlasına havuç eker gibi yerimize başka milletler ekildi. Bunları yapan Avrupa değil miydi?’’
Bize Tanpınar kalitesinde aydın lazım, Batı yanaşmaları değil. |