15/02/2003 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Gündem
15.02.2003
Tufan TÜRENÇ
Kar, biz gazetecileri hep telaşlandırır
  
tturenc@hurriyet.com.tr
 

SAVAŞ hengamesi ve soğuk yüzünden ne bayramı, ne de Sevgililer Günü'nü ağız tadıyla kutlayabildik.

Bu yıl iyi kış yaptı. Bol bol kar yağdı.

Kar bereket demektir.

Ürün bol olur, barajlar dolar, yeraltı suları çoğalır, kış turizmi canlanır.

Yaşamlarını olumsuz etkilemesine rağmen insanlar karın yağmasını beklerler.

Ancak bizim meslekte kar pek sevilmez.

Hele geçmiş yıllarda...

Daha ilk kar tanecikleri havada uçuşmaya başladığı zaman gazeteler alarma geçerdi.

Haberler erkenden toparlanır, yazarlara yazılarını erken yazmaları için uyarılarda bulunulurdu.

Yazı işleri sayfaları hızlı bir şekilde hazırlar ve gazeteyi baskıya gönderirdi.

Böyle günlerde çok zorunlu olmadıkça araya girilmez, yani gazete değiştirilmezdi.

O yıllarda bir lokma kar yağsa uçaklar aksar, bu nedenle matrisler (baskı için hazırlanmış karton sayfalar) karadan gönderilirdi.

Kar devam ederse gece gazetede veya gazeteye yakın bir otelde kalırdı herkes.

Bütün bunlar gazetenin okura zamanında ulaştırılması için yapılırdı.

Kısacası, kar gazeteler için bir kábustu.

O zamanki ulaşım koşulları gazetecileri perişan ederdi. Günlerce gazeteden ayrılmadığımız olurdu.

* * *

Benim gazeteciliğe başladığım yıllardaki teknoloji ile bugünkü teknoloji arasında dağlar kadar fark var.

Artık İstanbul dışındaki baskı merkezlerimize matris gönderilmiyor.

Bilgisayarlarda elektronik olarak hazırlanan sayfalar, İstanbul matbaamıza nasıl bilgisayarlar aracılığıyla gönderiliyorsa, Anadolu'daki matbaalarımıza da aynı şekilde ulaştırılıyor.

Hatta Almanya'daki matbaamıza da aynı yöntemle gönderiliyor.

Bu sayede Avrupa'nın hangi ülkesinde yaşarlarsa yaşasınlar, her yerde Hürriyet'i günlük okuyabiliyor yurtdışındaki okurlar.

Ancak bütün bu teknolojik gelişmelere karşın bugün yine ilk kar tanecikleri havada uçuşmaya başlayınca gazetecileri aynı telaş alıyor.

Yine haberler erken toparlanıyor, yazarlar yazılarını erkenden yazmaları için uyarılıyor.

Sayfalar hızla hazırlanarak matbaalara gönderiliyor.

Artık matris gönderilmediğine göre neden aynı telaş ve acelecilik sürüyor sorusu akla gelebilir.

Baskıda bir sorun yok, ama ulaşımda yine sorunlar aynı.

Bizi sıkıştıran baskılar değil, gazetenin uç noktalara ulaştırılabilmesi.

* * *

Bunu bir örnekle anlatmak daha açıklayıcı olur.

Bu hız, bu telaş Hakkári'ye gazeteyi zamanında ulaştırabilmek için. Eğer normal günlerdeki zaman sınırları kullanılırsa ulaşımın sorunlu olduğu bölgelere gazeteyi günü gününe göndermek mümkün olmaz.

Bizim bütün derdimiz en uç noktadaki okurun eline de günlük gazetenin ulaşmasıdır.

Bizim mesleğin, kuşaktan kuşağa aktarılan değişmeyen bir kuralı vardır:

- Dünyanın en mükemmel gazetesini yapsan da, sayfalara kuş kondursan da eğer bu gazeteyi zamanında tezgáha çıkaramazsan yaptığın hiçbir işe yaramaz.


Tufan TÜRENÇ
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Enver Paşa'laşmak...
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Basmakalıp köşe yazarı kastı çöktü
 
    Ayşe ARMAN
  (Tatlı) Bir arızanın sayıklamaları
 
    Ayşe  ÖZEK KARASU
  Kalça bahane, esas mesele östrojen
 
    Bekir COŞKUN
  Işıklar yanıp söndüğünde
 
    Cüneyt ÜLSEVER
  Çocuk gözü ile bayram (3)
 
    Doğan HIZLAN
  Roman gibi okuduğum ansiklopedi
 
    Ege CANSEN
  İstanbul’a giriş parayla
 
    Erdal SAĞLAM
  Devlet yönetimi seviye ister
 
    Erkan ÇELEBİ
  Video kamerada dijital farkı
 
    Fatih ALTAYLI
  Başbakanlık mı, babalık mı?
 
    Gila BENMAYOR
  Gaultier bu başlığı görmeliydi
 
    Hadi ULUENGİN
  Neden savaşa karşıyım?
 
    İlter TÜRKMEN
  Biraz da mizah
 
    Kanat ATKAYA
  Titrek Bacanak
 
    Pakize SUDA
  Şapa oturduk
 
    Tolga AKYILDIZ
  Tatilde zaman yolculuğu
 
    Yalçın BAYER
  Usta önemliyse mühendis ne yapar
 
    Yalçın DOĞAN
  Başkent’te iç savaş
 
    Güzin  Abla
  Biri ağabey gibi gördüğüm bir erkek, diğeri ise ablam
 
    Özdemir İNCE
  Fransa'da din öğretimi
 
    Bülent DÜZGİT
  Bülent Çiziyor
 
    Bülent BOĞ
  Patron kavgası
 
    Vedat OKYAR
  Beşiktaş’ın sırrı
 
    Şükrü KIZILOT
  TL karşısında 850 misli değer kazanan para
 
    Figen BATUR
  Fransızlar eskiye göre daha az şarap tüketiyor
 
    Nora ROMİ
  Babalar evde, işler zor...
 
    Pako'nun Sayfası
  Çıtır tahsile gitti
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2003 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com