|
HAFTA boyunca yazdıklarımın ima ettiği önemli sonuçlardan biri kamu finansmanının gerçekleşen ve hedeflenen enflasyona sığamadığıdır. Şöyle bir mantık yürütülebilir:
Harcamalardan tasarruf yapılamıyor. Gelirler, artan harcamaları karşılayacak kadar artırılamıyor. O halde, enflasyon artış eğilimine girerse, gelirler otomatik olarak artacaktır. Harcamalar, artan enflasyona rağmen kontrol altında tutulabilirse, kamu finansman açıkları daha makul düzeylerde tutulabilecektir.
Bu mantık ilk bakışta doğru gibi görünse de, doğru değildir. Her şeyden önce, artan enflasyon ortamında harcamaları düşük enflasyona göre hedeflenen düzeylerde tutabilmek mümkün olmamaktadır. Hükümetler, daha az reel harcama ve reel anlamda düşen kamu personel gelirlerine tahammül edememektedirler.
Kaldı ki, bozulan dengelerde faizler daha da artacak, iç borçların maliyeti daha da artacaktır. Borçların çevrilebilirliği sorunu ise bir başka kaygı kaynağıdır.
Bütün bunlara rağmen, daha yüksek enflasyon bu gibi durumlarda, aksi söylense de, hükümetlerin tercih ettikleri yol olmaktadır. Tercih bilinçli değildir. Çaresizlikten, ekonomik dengeler ancak daha yüksek bir enflasyonda oluşabilmektedir.
VERGİ
Enflasyon da bir çeşit vergidir. Vergiyi reel anlamda ödeyen dar ve sabit gelirli insanlardır. Ekonomideki göreli fiyat hareketlerine göre, enflasyon vergisini verenler ekonomik dengelere göre gelişigüzel seçilirler.
Enflasyon vergisini kimlerin vereceğine Büyük Millet Meclisi karar vermez. Vergi oranının ne olacağını da önceden kestirmek mümkün değildir. Dolayısıyla, ekonomide en haksız vergi enflasyon vergisidir. Enflasyon, ekonomik haksızlıkların en büyüğüdür.
Bütçenin bağlanmak üzere olduğu bugünlerde hükümet, siyasetin değil, ekonominin önceliklerini sıralayıp bir karar vermek durumundadır. Ekonominin birinci önceliği harcamaları kısarak kamu finansman dengesini hedefler doğrultusunda yapılandırmaya çalışmaktır.
Harcamalarda tasarruf yetmediğinde, ek gelir kaynakları araştırılmalıdır. Ek gelir olanakları, özelleştirme gibi gerçekleşip gerçekleşmeyeceği bugünden belli olmayan kalemlerde değil, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kabulüne dayanan vergi artışlarında aranmalıdır. Verginin çeşidi ne olursa olsun, ödemeleri gerekenler bilinçli seçilmelidir.
Enflasyon vergisine güvenmek çaresizliktir. Çaresizliğin çözümü harcamalarda tasarruf konusunda çok daha radikal önlemlerin alınmasıdır.
SINAV
Türkiye çok ciddi fedakárlıklar yaparak bugünlere geldi. Gelinen noktada yeniden enflasyondan bir fayda ummak, yapılan fedakárlıkların heba olması anlamına gelecektir. Dolayısıyla, 2003 yılı dişimizi biraz daha sıkmanın, gerekli, hatta zorunlu olduğu bir yıldır.
Yüzüp yüzüp daha kuyruğuna gelmedik. Kuyruğu bulmamıza daha çok yol var. Ama, daha işin başında enflasyonla mücadelede cayma işaretleri verirsek, enflasyonu eskiden yapabildiğimiz gibi, yüksek düzeylerde dahi istikrara kavuşturamayabiliriz.
Çok ciddi bir sınavdan geçiyoruz. |