|
KİMSEYE boşu boşuna ‘‘Çok zeki adamdır’’ demiyorlar. Maliye Bakanı Sayın Kemal Unakıtan hakkında bir yabancının -muhtemelen IMF veya Dünya Bankası yetkilisinin- böyle bir laf ettiğini okuyunca o yüzden dikkatimizi çekmişti.
Sayın Unakıtan'ın arkadaşımız Çiğdem Toker'e verdiği demeci okuyunca, ‘‘Tamam,’’ dedik ‘‘bu zat da merhum Turgut Özal gibi beş dakikada beş yeni proje üreten zeki insanlardan biri...’’
Gerçi bu parlak fikrin İstanbul Defterdarı Sayın Kadir Boy tarafından da ifade edildiği dünkü gazetelerde vardı ama, Bakan'ından ilham almasa Defterdar herhalde öyle konuşamazdı.
Sayın Bakan ile Sayın Defterdar bugünkü yaklaşımlarıyla, her kazançtan vergi alma işini beceremeyeceklerini anlamış olmalılar ki Unakıtan bizim Toker'e, ‘‘vergisini zamanında ve düzenli ödemiş, denetimleri de sorunsuz atlatmış işadamlarına yeşil pasaport verilmesi için İçişleri Bakanı'na öneri götüreceğini’’ söylemiş. Bu işadamlarına sadece teşekkür edilmesinin yeterli olmadığını vurgulamış. ‘‘Belli kriterler koyarız, ona göre hak edenlere veririz’’ demiş.
Biliyorsunuz bu yeşil pasaport bizim ‘‘tasada, masada, yasada eşit’’ olduğu anayasa hükmü gereği zannedilen vatandaşlarımızdan memur (daha geniş ifadeyle kamu görevlisi sıfatını taşıyanlardan ilk üç dereceye yükselmiş olanlara ve onların eşi meşi gibi yakınlarına) verilir. Bu kıymetli ve ayrıcalıklı Türk vatandaşları, sadece kamu görevi yapmak amacıyla çıktıkları geziler nedeniyle değil, örneğin kayınvalidelerinin elini öpmek için yaptıkları gezilerde bile yeşil pasaport kullanırlar. Böylece öteki -bir başka deyişle düz- vatandaşlar gibi ‘‘vize’’ almak için konsolosluk kapılarında saatlerce beklemezler. Çünkü pek çok ülke onlardan -devletimizin has evladı olduklarını varsayarak- vize istemez. Yeni öğreniyoruz... Meğer yurtdışına çıkışta düz vatandaşların ödediği 50 ABD doları karşılığı harç da ödemezlermiş.
Bize kalırsa Maliye Bakanı'nın ‘‘vergisini tam ve zamanında ödeyen işadamları’’ için yaptığı öneriyi Milli Eğitim Bakanı, ‘‘sınıfını bütünlemeye kalmadan geçen öğrenciler’’ için; YÖK Başkanı, ‘‘yüksek öğrenimini sınıf (yahut yarıyıl) kaybetmeden tamamlayanlar’’; Milli Savunma Bakanı, ‘‘yoklama kaçağı durumuna düşmeden, bir sonraki döneme kalmadan askerlik hizmetini yapanlar’’; Bayındırlık Bakanı, ‘‘aldığı ihalenin koşullarına uyarak işi zamanında bitiren müteahhitler’’; Çevre Bakanı ‘‘fabrikasının atığını arıtma tesisinden geçiren fabrikatörler’’; Tarım Bakanı ‘‘en iyi cins hububat yetiştiren çiftçiler’’; Orman Bakanı, ‘‘orman içi köylerde yaşadığı halde ağaç kesmeyen köylüler’’ ve Adalet Bakanı, ‘‘bir suç işleyince hemen polise teslim olan, suçunu itiraf edip aldığı cezayı tamamlamadıkça hapishaneden kaçmayan mahkumlar’’ için genişlettirmeliler.
Öyle ya... Madem yapması zaten gerekli olanı yapan insanları ödüllendirecek kadar berbat bir duruma geldik, Sayın Bakan'ın önerisi doğrultusunda ilerleyelim.
Belki bir gün de bakanlık koltuğuna oturttuklarımız arasında işini gerçekten yapan birini bulur, Nobel için (o zamana kadar ihtimal böyle bir dalda Nobel ödülü verilir) aday gösteririz. |