|
Sefa Kaplan
Sümer, Akad, Hind, Japon, Çin, Fars, Babil, Mısır, Kızılderili, Moğol, Türk, Avustralya ve çeşitli Afrika kabilelerine kadar uzanan bir ufuk zenginliği göze çarpıyor her şeyden önce. Böylece, muhtelif toplumlarda aşkın seyir defterini izleme imkánı bulabiliyorsunuz.
Şairler farklı farklı kelimelerle de ifade etseler duygularını, netice itibarıyla değişen bir şey yok. Yüzbinlerce yıl önce de benzer kelimelerle tanımlanıyormuş sevgili, günümüzde de öyle. Yüz binlerce yıl önce de benzer aşk acıları çekiyormuş insanlar, günümüzde de öyle.
O halde değişen ne? Galiba değişen bir şey yok ve herkes yeni baştan yaşıyor aynı hikáyeyi. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın, Fethi Naci tarafından ‘‘Türkçe'nin en güzel aşk romanı’’ olarak tanımlanan ‘‘Huzur’’da söylediği gibi, ‘‘Her tecrübe şahsi’’ olmasında yatıyor belki de asıl sır. Yine aynı kitapta, ‘‘O madem ki benim için artık her şeydir, o halde bütün káinatımla ona taşınmalıyım’’ diyor Tanpınar. Bu da, 'aşkoloji''ye bizden küçük bir katkı olsun.
Peki ama günümüzün aşıklarının öyle şiirle, şarkıyla, hele Babil şiiriyle, Baudelaire'in Balkon'uyla, Sezai Karakoç'un Monna Rosa'sıyla, Edgar Allan Poe'nun Annabel Lee veya Attilá İlhan'ın Ben Sana Mecburum şiiriyle ilgisi var mı sahiden?
Yayınevi ve kitabı hazırlayan Serkan Özburun, aksini düşünüyor olmalılar ki, oturup dört bin sayfalık bir emeğe omuz verip para yatırmışlar.
AŞK KİTABI
Benzer bir faydalı çalışmayı da Gökhan Akçura derlemiş ve ismini de ‘‘Aşk Kitabı’’ koymuş. Akçura'nın Om Yayınları tarafından basılan kitabında, daha ziyade düzyazılar aracılığıyla araştırılıyor aşkın girdileri-çıktıları. Hele, ‘‘Popüler Türk Edebiyatında Öpücük’’ gibi bir bölüm var ki, her ne kadar kullanılan fotoğrafla alıntı yapılan yazılar arasında münasebet kurmak bir hayli zor görünüyorsa da, bir dönemin zihniyetini gözler önüne sermesi bakımından hayli yararlı.
İki kitabı birlikte okursanız daha zengin malzeme edinebilirsiniz elbette. 14 Şubat'ta böyle bir teşebbüse girişmek, aşkınızın derinlik kazandırır mı bilemeyiz ama hiç değilse genel kültürünüz bir parça yoluna girer.
Bir sonraki 14 Şubat için de hazırlık olur. Fena mı yani? |