|
BAŞBAKAN Abdullah Gül, geçen çarşamba günü üslerde modernizasyon için TBMM'den yetki talebinde bulunma kararını açıklamak üzere gazetecilerle düzenlediği toplantıda ilginç bir ‘‘ilişkilendirme’’ yaptı.
Gül, ABD yönetiminin Türk ekonomisinin savaşta uğrayacağı zararı telafi etmesi gerektiğini anlatırken, şöyle dedi:
‘‘ABD tarafından her türlü teminat verilecek. Yüzde yüz bağlayıcı olacak, bir boşluk olmayacak, sağlama bağlanacak. Meclis'i böyle ikna edeceğiz.’’
Başbakan, ‘‘ekonomik yardımın sağlama bağlanması’’ ile ‘‘TBMM'nin ikna edilmesini’’ bu şekilde ilişkilendirirken, galiba Amerikan yönetimine şu mesajı veriyor:
‘‘Savaş halinde uğrayacağımız zararın telafisi için bize vereceğiniz güvencelerin, TBMM'nin Amerikan muharip birliklerinin gelişine izin veren ikinci kararı alacağı tarihe kadar sonuçlandırılması gerekir. Aksi takdirde TBMM'den kararı çıkartmaktaki güçlüklerimiz daha da artar. Bizim elimizi güçlendirin.’’
SÖZLERİN SU ÜSTÜNDE KAYBOLMAMASI İÇİN
Türkiye ile ABD arasında savaş zararlarının tazminine ilişkin görüşmelerin önemli bir aşaması dün Ankara'da geride bırakıldı.
Washington'un, bir bölümü hibe, çoğunluğu ise kredi ya da Türkiye'nin borçlanmasına ABD Hazine garantisi verilmesi şeklinde sağlanacak 15-20 milyar dolar arasında bir paketi kabul etmeye hazırlandığı anlaşılıyor.
Sorun, paketin özellikle hibe ve askeri (FMS) borçların silinmesiyle ilgili bölümlerinin sigortasında ortaya çıkıyor.
Çünkü, yönetimin kendi başına bu tasarruflarda bulunmaya yetkisi yok. Yönetim, yalnızca söz verebilir. Yetki, Amerikan vergi mükellefleri adına hareket eden ABD Kongresi'ne ait.
O zaman, ABD yönetiminin bir şekilde Türkiye'ye verdiği sözlerle ilgili olarak Kongre'den süratle yetki alması gerekiyor.
Bu noktada, Başbakan Gül'ün önceki akşam Kanal 7'ye söylediği ‘‘Körfez Savaşı'nda ağzımız yandığı için, sözlerin vaat olarak kalmaması, su üzerine yazılıp unutulmaması için her şeyi üfleyerek içiyoruz’’ şeklindeki sözleri hatırlatılabilir.
Sözlerin su üzerinde kaybolmaması için Kongre'den yetki şart.
TÜRKİYE VE İSRAİL PAKETLERİ BİRLEŞEBİLİR
Kritik soru bu noktada karşımıza çıkıyor:
Başbakan, asker kabulüyle ilgili kararın TBMM'den çıkışını, yardıma kuvvetli güvenceler verilmesi koşuluna bağladığına, bu güvenceler de Kongre'nin onayını gerektirdiğine göre, bütün bu gelişmeler 18 Şubat'a kadar sonuçlanabilir mi?
Yönetim, mevcut konjonktürde bütün ağırlığını kullandığı takdirde Kongre'den pekálá bu yetkiyi alabilir.
İsrail ile 10 milyar doların üzerinde bir yardım paketini görüşen Bush yönetimi, pekálá Türkiye ve İsrail programlarını birbirine ekleyerek tek bir paket halinde Kongre'den geçirebilir.
Buradaki tek pürüz, Washington'un Ankara'ya ‘‘Kongre'yi ikna edebilmemiz için önce sizin parlamentonuzun askerlerimizin gelişiyle ilgili kararı çıkartması gerekir’’ şeklinde bir karşı yaklaşımla gelmesi olasılığıdır.
İKİNCİ BM KARARI BEKLENECEK
Konu TBMM'nin Amerikan askerlerinin kabulüyle ilgili ikinci kararı olduğunda, şu faktörleri de değerlendirmeye katmak gerekiyor.
Bunlardan birincisi, ABD Başkanı George Bush'un önceki gün ilk kez BM Güvenlik Konseyi'nden Irak'la ilgili ikinci bir karar çıkartma gereğini kabul etmiş olmasıdır.
Bu durumda, sıkça 18 Şubat tarihi telaffuz ediliyor olsa da, hükümetin TBMM'den bir sonraki kararın zamanlamasını BM Güvenlik Konseyi takvimine göre ayarlayacağı tahmin edilebilir.
BM Güvenlik Konseyi ise ikinci kararı çıkartmadan önce BM denetçilerinin Irak'ta dün başlayan son tur incelemelerinin sonucunu bekleyecektir.
Denetçiler, ikinci tura ilişkin raporlarını Güvenlik Konseyi'ne 14 Şubat Cuma, yani bayramın son günü sunacaklar.
Irak'ın son dakikada atabileceği adımlar ve bu çerçevede denetçilerin raporunun alacağı şekil, Konsey'in ikinci karar takvimini de etkileyecektir.
Bu karar gecikirse, TBMM kararının da 18 Şubat'tan sonraya sarkması kaçınılmaz hale gelir.
YOLDAKİ GEMİLER NE OLACAK?
Buradaki bir gecikmenin Ankara ile Washington arasında yaratabileceği sıkıntı şu olacaktır:
Başkan Bush, Türkiye'deki bütün askeri hazırlıklarını savaşı şubat ayı sonunda başlatacak şekilde önümüzdeki üç hafta içinde bitirmek istiyor.
Bu çerçevede Türkiye üzerinden Irak'a sevk etmeyi planladığı birliklerin bir bölümünü cephanesiyle birlikte kargo gemileriyle denizden yola çıkartmış bulunuyor.
Nitekim, ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney, geçen salı günü Başbakan Gül ile yaptığı görüşmede, kendisine Amerikan askeri gücünün bir bölümünün yakın bir tarihte (18 Şubat'tan önce) Akdeniz sularında olacağını söylemiş bulunuyor.
Bir başka deyişle, Başbakan Gül, bir taraftan barışçı çözüm için son dakika arayışlarını sürdürürken, diğer taraftan Türk karasularına doğru ağır ağır yaklaşmakta olan Amerikan nakliye gemilerinin basıncını da üzerinde hissetmektedir. |