09/02/2003 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Yazarlar
09.02.2003
Pakize SUDA
Son prens
  
psuda@hurriyet.com.tr
 

SİYASİLERİN hayatını anlatan kitaplara bayılıyorum.

İcraatlarına doyamadım da hayatlarının ıcığını cıcığını öğrenirsem belki rahatlarım düşüncesinden mi? Hayır. Peki, siyasete pek mi meraklıyım?

Katiyen. Hatta tam tersine. İşte onun için bir nefeste okuyorum zaten; bir insanın siyasete atılması için aklından bir parça zoru olması gerektiğini düşündüğümden... İpucu arıyorum kitaplarda. Bir psikolog merakıyla okuyorum.

Bu adamların önünde başarılı olmuş, olduysa bile bunu kendinden başka üç kişinin daha takdir ettiği görülmüş bir örnek var mıdır?

Herkesin önyargıyla yaklaştığı o konumlara gelmek için çaba harcamak akıllı işi midir?

Başka hiçbir baltaya sap olamamışlar da siyasete mi soyunmuşlardır?

Hangi şartlarda, hangi ruh hali içinde verilir o karar?

* * *

İşte bu düşüncelerle aldım Faruk Bildirici'nin ‘‘Hanedanın Son Prensi’’ni elime.

Son prens Mesut Yılmaz oluyor.

Kapak çok etkiledi beni. Adeta siyaset konusundaki düşüncelerimi onaylayan bir fotoğrafı var Mesut Yılmaz'ın. İki elini yüzüne koymuş ve sanki ‘‘Allah'ım ben ne yaptım, ne demeye bu işlere bulaştım?!’’ der gibi.

Hakikaten pişman mıdır acaba?

Bilmiyorum ama üzgün olduğu muhakkak. Zira öyle hazırlanmış ki... Çocukluğundan beri. Okullarından tutun da arkadaşlarına kadar her şey, herkes siyasete giden yolda olması gerekenler sanki. Hiçbir şey tesadüf değil yani.

İlk sayfalardaki o azmi, iyi niyeti görünce son sayfadaki şu söze içi sızlıyor insanın ister istemez:

‘‘Son prens olarak aktif siyasetten çekildiğini açıklarken geriye kocaman bir başarısızlık tablosu bıraktı.’’

Ara sayfalar silinip gidiyor.

Ama benim aklımda kalan bir şey var yine de.

‘‘İnsanlara öylesine tepeden bakar ki, kimi konuklarını, sürekli tüten sigarası elinde, ayakları masanın üzerinde kabul ederdi. Ayakkabısının tabanları -kadın ya da erkek fark etmez- konuğunun neredeyse burnunun hizasında dururdu.’’

Kimbilir, belki de son sayfanın içeriğini belirleyen şey bu olmuştur.

* * *

Her şeye rağmen... Mesut Yılmaz genç sayılabilecek yaşta siyaseti bırakmalı mıydı?

‘‘Eskimiş yüzler’’ dedik durduk. Oysa her birimiz 25 - 30 yıl çalışıyoruz işlerimizde. O daha 19 yıldır siyasetteydi. Bu işin okulu yok. Eğitimli gelmiyor kimse oraya, öğrenmek zaman alıyor. Onun için düşün 3-4 yılı o 19 yıldan.

‘‘Olmadığını görmek için bir 15 yıla daha gerek yok’’ diyeceksiniz.

Siz de haklısınız. 40 yıl denediklerimiz de oldu. Ama şu da var:

Pişe pişe ya tam ağzımıza layık hale gelmiş idiyse Mesut Yılmaz?..

Pişeni at buzluğa, yenisi gelsin pişsin!

İşte şimdi yine birileri geldi pişmeye. Bakalım kaç yıl sürecek. Ve bu arada biz ne olacağız. Siyasetçinin eskisi bir dertse yenisi bir başka dert.

Son olarak, ‘‘Hanedanın Son Prensi’’ beni şu kıvama getirdi:

Belki haddim değil, ama ben bize acıyorum. Yani insanoğluna. Bir yığın çaba, kocaman bir memnuniyetsizlik. Sizin karşınızdakinin ya da yığınların memnuniyetsizliği. Sanki hayat bu ikisinden ibaretmiş gibime geliyor.


MIŞ-MUŞ


Avustralya'da Katolikler belli bir açıdan gözleri kısarak bakınca Meryem Ana siluetine benzettikleri bahçe çitine akın edip dua ediyorlarmış.

Ağacın gövdesinde ‘‘Allah’’ yazdığını iddia edenleri öpüp başımıza koyacağız o halde.

Ece Erken, ‘‘Sevgilim söz verdi, en az bir yıl beni aldatmayacak’’ demiş.

Duydunuz kızlar, aldatılmanız söz almadığınızdan.

Ecevit, ‘‘Derviş benim günahım’’ demiş.

Günahın bedelini ödeyense biz.


Pakize SUDA
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Saydamlığa doğru bir adım
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Saat ayarı bozulmuş bir şehir
 
    Ali Atıf BİR
  Hesap veren medya
 
    Ayşe ARMAN
  Sihirbaz değilim, tecrübeliyim 3000 botox hastam var benim
 
    Bekir COŞKUN
  Dana nasıl yakalanır?..
 
    Doğan HIZLAN
  Sarıkamış'ta kar kalkmaz
 
    Doğan ULUÇ
  Amerikalı’nın ölümsüz aşkı dolar
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Yanlış tanınmak üzerine!
 
    Enis BERBEROĞLU
  12 yıl arayla ve haftalar farkıyla
 
    Ercan KUMCU
  Sophie Germain
 
    Erkan ÇELEBİ
  Ecevit'in kurtardığı Köy-Tür yine zora girdi
 
    Ferai TINÇ
  Korurken kaybedilen devlet, Yugoslavya
 
    Gila BENMAYOR
  İslam dünyası niye geri kaldı
 
    Hadi ULUENGİN
  Savaşa dair
 
    Murat BARDAKÇI
  Peygamber torununun aşk mektupları
 
    Sedat ERGİN
  Önce güvence sonra TBMM kararı
 
    Tuğrul ŞAVKAY
  Mutfak demokratikleşti ama yenilik yapmak için desteğe ihtiyacı var
 
    Uğur CEBECİ
  Hoşçakalın Yusuf Bey
 
    Mehmet YAŞİN
  Kula: Yanık ülke
 
    Özdemir İNCE
  Birey istibdadı
 
    Oğuz ARAL
  Cepli hayat
 
    İbrahim Bilik
  Rom klasiği Havana Club
 
    Sevgi'nin Diviti
  Olgunlaşmak istiyorsanız en az bir defa aşık olmalısınız
 
    Şükrü KIZILOT
  Sevgililer Günü'nün vergi tarifesi
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2003 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com