Arınç, Yıldız Sarayı Şale Köşkü'nde yaptığı basın toplantısının ardından güncel konulara ilişkin soruları yanıtladı.
''Ziyaretini erken kesmesinin, Ankara'daki gelişmelerle ilgisinin bulunup bulunmadığının'' sorulması üzerine Arınç, tasarladığı programın sonunu beklemeden bugün ya da yarın sabah Ankara'ya döneceğini kaydetti.
Arınç, bunun kendisi açısından bir duyarlılık olduğunu, yoksa Başbakanlık'tan bir tezkere gelip gelmeyeceğini şu an bilmediğini ifade ederek ''Bütün bunların çokça konuşulduğu bir zamanda Ankara'dabulunmam gerektiğine inanıyorum'' diye konuştu.
Başka bir soru üzerine Arınç, bundan bir ay kadar önce TBMM Başkanı olarak bir çağrıda bulunduğunu hatırlatarak, ''Hem Kıbrıs, hemde Irak konusunda yaşanan gelişmelerin mutlaka günü gününe Sayın Başbakan'ın TBMM'ye aktarması gerektiğini'' ifade ettiğini söyledi.
Arınç, şöyle devam etti:
''Reel gelişmeler sonucunda tam bir bilgilendirmeye ihtiyaç doğduğu anda da bir genel görüşme suretiyle Meclis'te bu sağlanmalıdır. Genel görüşme talebi, siyasi partiler ve Hükümet'ten gelir. Genel görüşme kural olarak açık yapılır. Bu isteğimi sayın Başbakan da her zaman katıldığını ifade etti. Diğer partiler de bunu uygun gördüler. Açık oturum veya kapalı oturum yapılması onların kararına bağlıdır. Meclis Başkanı'nın, bu şöyle olsun deme imkanı yoktur.''
Bugüne kadar Başbakan Gül'ün, TBMM'de yaptığı gündemdışı konuşmalarla bilgilendirme görevini yaptığını belirten Arınç, ayrıca muhalefet partisi başkanını ziyaret ederek gelişmelerden haberdar ettiğini söyledi.
Bu çabaların bugünlere gelindiğinde, milletvekillerinin bilgilendirilmeye ihtiyacı olduğunu düşündüğünü söyleyen Arınç, Ankara'ya döndüğünde Başbakan Gül ve siyasi parti gruplarından böyle bir talebin olup olmadığını görmüş olacağını kaydetti.
''Birinci düşüncem Meclis'te bir genel görüşme yapılmasıdır'' diyen Arınç, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''İkinci olarak da eğer şu ya da bu konuda hükümet bir karar alınmasını isteyecekse, her konuda değil tabii, Anayasa'nın 92. maddesine uygun bir konuda, 117. maddesiyle bağlantılı olarak bir karar alınmasını istiyorsa ne şekilde tezkere göndereceğini onlar bilirler. Bizim önceden bir metin yazmak, hazırlamak durumunda olmadığımızı takdir edersiniz.
Benim üzerinde durduğum şudur ki; eğer hükümet Anayasa'nın 92. maddesine uygun olarak bir yetkiyi almak istiyorsa, bu yetkinin sınırları belli olmalıdır, muayyen olmalıdır. Ne amaçla Türkiye'ye dışarıdan yabancı asker geleceği veya Türkiye'nin bir dış ülkeye kendi askerini göndereceği konusu zaman itibariyle, yetki itibariyle, miktaritibariyle sınırlı olmalıdır. Ucu açık bir yetkiyi Meclis'in vermeyeceğini düşünüyorum. Hükümetin de böyle bir talepte bulunmamasını arzu ediyorum.''
TBMM'ye gönderilecek tezkere üzerindeki görüşmelerde bu sağlanabilirse milletvekillerinin, yetki verip vermeyeceği konusunda özgür iradeleriyle kendi kararlarını vereceklerini ifade eden Arınç, ''Ben bir tane mi, iki tane mi, üç tane mi tezkere geleceğini bilmiyorum. Basına yansıyan haberlerden farklı konularda farklı tezkereler, farklı zamanlarda gelebileceği söyleniyor. Sayın Başbakan ile görüşmemiz vaki olursa tam olarak o konuyu kendinden öğrenme imkanım olabilir'' diye konuştu.