|
TAYYİP Erdoğan'ın dün yapılan parti toplantısından sonra söyledikleri, tüylerimi diken diken etti. Düşünsenize; Erdoğan bir-kaç ay sonra Başbakan olacak ve bu anlayışla ekonomik kararlar alacak...
Vay bu memleketin haline...
Bizce diğer alanlardaki eğilimlerini bir yana bıraksak bile Tayyip Erdoğan'ın ekonomide geriye dönüşü, gericiliği planladığını rahatlıkla söyleyebiliriz.
Erdoğan geçen hafta bir bankayla ilgili alınan kararın Hükümetle ilgisi olmadığını vurguladıktan sonra, kendilerine daha önce bağımsız kurullarla ilgili söyledikleri nedeniyle saldırıldığını, bu kararın ne kadar haklı olduklarını ortaya çıkardığını savunuyor ve ardından ekliyor:
'Hala eski sözlerimizin sahibiyiz. Siyasetin eli bağımsız kurullarda olmalı. Bu durumun düzeltilmesi için çalışmalar yapıyoruz.'
Öyle tahmin ediyorum ki; bu sözleri duyunca, sadece benim değil, ekonomiden biraz anlayan, çağdaş bir ekonomik sistemi savunan herkesin tüyleri diken diken olmuştur.
Böyle tehlikeli sözleri duyup da irkilmeyenden zaten şüphelenirim...
EKONOMİDEN BİHABER
Sayın Erdoğan, eğer kötü niyetli değilse, gerçekten de ekonomiden bihaber. Zaten ekonomiden bihaber olduğunu, ekonomiyle ilgili her demecinde açıkca görüyoruz ama bu sözler artık pik noktası.
Eğer parti toplantısında bakanların verdiği brifinge göre bunları söylüyorsa, demek ki bu brifingi verenler de işin ne olduğunu henüz anlamamışlar. Yazık bu ülkenin geleceğine...
Sayın Erdoğan, biliyor musunuz ki; sizin yeniden oluşturmaya çalıştığınız 'siyasetin eli bankacılıkta olduğu' için bankacılık sistemi bu halde. Hani o dediğiniz 50 milyar dolarlık kamuya yük var ya, işte bu anlayışla oluştu. Yeni 50 milyar dolarlık yükler oluşturmak için mi bunu istiyorsunuz?
Siz değil miydiniz, sokaktaki vatandaş konuşsa bile tehlikeli olan, bankaların fona alınmasıyla ilgili Davos'ta uluorta demeçler veren...
Biliyor musunuz ki; o tartışmalar neden olan banka ve iki bankanın sahibi grup, yıllarca siyasetin eli bankacılıkta olduğu için 5 milyar doları aşkın parayı, sanki babalarının parasıymış gibi kullandılar.
Bir bakanın arkasında dolaşan o kişi, 10 yıldır bankasını o bakanla ilişkisi nedeniyle bu kadar rahat kullandı, halkın parasını sanki kendi parasıymış gibi harcadı...
Yine Başbakanların, Genel Başkanların, Hazine ile ilgili bakanların peşlerine bir-iki sözde işadamının takılıp, Hazine'yi soymalarına imkan vermek için mi siyasetin elinin bankacılık sisteminin içinde olmasını istiyorsunuz.
Banka kurmalar, kapatmalar, Fona almaların teknik gerekçelere göre değil de politikacılara verilen 'destek'lere göre belirlenmesi için mi bunu istiyorsunuz?
Son hafta yaşadıklarımızı ekonomide, bankacılıkta geri dönüşü sağlamak için kendinize gerekçe olarak kullanmayın. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme kurulu’nun Başbakanla bu aşamada bir-iki kez konuşması sizin savlarınızın gerekçesi olamaz.
Eğer iş buraya geldiyse sadece geçmiş dönemin değil, sizin de suçunuz var. '3 batık banka patronuyla yaptığınız görüşmeler acaba asıl kararın alınmasını engelledi mi?' diye hiç düşündünüz mü? Batık banka patronlarıyla bu kadar içli dışlı olduğunuz için, 'Acaba Hükümet kurtarma yasası çıkarır da kamu tahsilatı hiç mi yapılamaz' kaygısının bu kararda rol aldığını, hiç düşündünüz mü?
BDDK’NIN KAYGISI
Acaba, ekonomide bu kadar büyük güvensizlik yarattığınız için, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu yönetimi 'Bir bankanın yabancılarda olan hisseleri kadük olacak ve bir daha Türkiye'ye yabancı sermaye gelmeyecek, zaten kritik olan ekonomik durumu iyice kötüleşecek' diye kaygılandığı için, asıl alınması gereken kararı değil de,bu kadar tepkiyi göze ala ala, böyle bir ortayolu seçmiş olabilir mi?
Bizce başta bankacılar olmak üzere, çağdaş bir ekonomi, AB ile bütünleşme isteyen herkesin bu sözlere tepki göstermesi, BDDK'nın arkasında durması gerek. |