02/02/2003 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Gündem
02.02.2003
Oktay EKŞİ
Aceleleri varmış
  
oeksi@hurriyet.com.tr
 

ABD'nin Ankara Büyükelçisi Bay Robert Pearson'ın Başbakan Abdullah Gül ile yaptığı son görüşmede ‘‘artık sabırlarının kalmadığı’’ anlamına gelen mesajlar verdiği bildiriliyor.

Doğrudur.

ABD Başkanı George W.Bush ile Washington'daki şahinlerin ‘‘Üsleri açın. Askerlerimizin hemen gelip konuşlanmasına itiraz etmeyin’’ diye baktıklarını, hem ABD'den gelen haberler hem de Ankara'daki Amerikan diplomatlarının beyanları açıkça ortaya koyuyor.

Velakin hesaplamadıkları bir başka nokta var:

Türkiye -beğenseler de beğenmeseler de- Anayasası olan ve devlet çarkını onun koyduğu kurallara göre işleten bir ülke.

Bu kurallar Washington'un arzusuna göre ne değişir ne de görmezlikten gelinir. Nitekim Milli Güvenlik Kurulu önceki gün yaptığı uzun toplantı sonunda bu gerçeği bir kere daha vurguladı:

‘‘Türkiye'ye yabancı devlet askerinin gelmesi de, Türk askerinin yurtdışına gönderilmesi de TBMM'nin vereceği izne bağlıdır.’’

Amerikalıların bu kadar basit gerçeği görmediklerini, bilmediklerini düşünmek mümkün değil. Ama Washington'da öyle bir zihniyet hüküm sürüyor ki, kuvvetten başka bir kural tanımıyor. O yüzden Birleşmiş Milletler'den karar almaktan söz edilince bile küplere biniyor. Aklına koymuş, ‘‘Irak'a gireceğim, babamın intikamını alacağım’’ diye... Gözü hiçbir şey görmüyor.

Oysa uluslararası hukuk artık ‘‘savaş’’a da meşruiyet koşulu getirmiş. Bunu da Birleşmiş Milletler Teşkilatı'nın ‘‘haklı’’ bulması ölçütüne bağlamış. Meşruiyetten yoksun savaşların suç oluşturacağını beyan etmiş. Suçluların uluslararası mahkemede yargılanmasını sağlayan kurallar getirmiş.

Türkiye meşruiyetten yoksun bir savaşa girerse bunun sorumlularını mahkûm olmaktan kurtarmaya Başkan Bush'un gücü yeter mi?

Bunların hiçbirini Başkan Bush'a kabul ettirmek mümkün değil. Madem ki ABD dünyanın en büyük askeri gücüne sahiptir, o halde sadece bizim dediğimiz geçerlidir, anlayışıyla bakıyor dünyaya.

Hazin olanı... Dışişleri Bakanı Colin Powel gibi, sağduyulu kimseler bile Başkan Bush'un yarattığı baskı ve terör havasına karşı duramadılar. Nitekim Colin Powel, İsviçre'nin Davos şehrinde 26 Ocak günü yaptığı konuşmada, ‘‘Irak'ta kitlesel imha silahı olduğunu bizim değil, olmadığını Saddam Hüseyin'in kanıtlaması gerekir’’ diyecek kadar hukuktan ve mantıktan uzaklaştı. Çünkü ‘‘Güvenlik Konseyi ispat yükümlülüğünü Irak'a vermiş’’miş.

Oysa Irak bunun gereğini yaptı. Tuttu elinde avucunda ne varsa -gizli silah programları dahil her şeyi- tam 12 bin sayfalık bir dosya halinde Güvenlik Konseyi'ne verdi. Gerisi artık ABD'ye -veya Birleşmiş Milletler'e- ait bir sorumluluktu.

Bu Başkan Bush'u galiba kutlamak lazım... Bizler gibi Saddam Hüseyin'in adından bile nefret eden insanlara onu savundurduğu için.


Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2003 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com