|
Engin KRATZER
Profesyonel teniste yıllardır doping testleri yok denecek kadar az uygulanmakta. Tenis hayatımda ilk ve tek doping testi ile 1998 yılında İtalya'daki Akdeniz Oyunları'nda tanıştım. Bayan milli takım antrenörüydüm.
Gülberk GÜLTEKİN-Duygu AKŞİT'ten oluşan çift takımımız çeyrek finalde İtalyanları yenerek yarı finale çıkmışlardı. İtalyanlar herhalde Türk takımının ev sahibi favori ekibini ancak dopingli yenebileceklerini sanmışlardı ki, maçtan hemen sonra bizimkileri idrar testine çağırdılar. Sonuç negatif çıktı. Yani dopingli değildiler. Peki neden diğer spor branşlarında devamlı doping testleri yapılıyor da teniste fazla uygulan mıyor?
Tenisçilerin doping testlerine karşı savundukları başlıca neden şu; tenisin maraton, yüzme veya bisiklet gibi sadece dayanıklılığa bağlı bir spor olmadığını, ayrıca halter ve güreş gibi sadece güce dayalı bir kategoriye de girmediğini, tenisin beceri ağırlıklı bir spor dalı olduğunu savunuyorlar. Dopingle beceri özelliklerinin artmadığını vurguluyorlar. Bundan dolayı da burunlarından kıl aldırmıyorlar.
Testler çok pahalı
İTF (Uluslararası Tenis Federasyonu) Grand Slam'lerde, Davis Kupası'nda ve Fed Cup'ta düzenli olarak anti doping programı uyguluyor. Geçen yıl 650'ye yakın test yapıldı. Hepsi idrar yolundan. Testler çok pahalı. Bir testin maliyeti 1.000 Doları bulabiliyor. ATP ve WTA (Profesyonel Erkek ve Bayan Tenisçiler Birlikleri) dünyanın dört bir yanında dolaşan 5.000'e yakın tenisçiye geçen yıl sadece 50 doping testi uyguladı.
Bayan tenisinin kraliçeleri WİLLİAMS kardeşler doping testini duymak bile istemiyorlar. 'Hiç kimsenin vücudumuzun içine bakmaya hakkı yok' diyorlar. Hatta doping kontrolü olur ise turnuvaları boykot ederiz tehdidini bile dile getiriyorlar.
Ya ilk turdakiler
Son zamanlarda tenis dünyası dopingli sporcuların çoğaldığına dair spekülatif bilgiler ile çalkalanmakta. Testlerin çoğu dünya klasmanının zirvesinde ve kendilerini kanıtlamış tenisçilere yapılmakta. Son Avustralya Open turnuvasında, doping testleri çeyrek finalden itibaren yapıldı. Peki ya ilk turlarda favorileri yenen NOBODY'lere ne oluyor. Onların durumu meçhul. Örneğin Fransız tenisçi Paul-Henri MATHİEU. Adam iki hafta üst üste turnuvalar kazanıyor. Sonra bütün yıl ilk turlarda eleniyor...
Bugünlerde ITF, ATP, WTA'nin yetkilileri bir araya gelip, bu konuya çözüm getirmek istiyorlar. Gündemde; tenisçilere sadece turnuva değil antrenman dönemlerinde de doping testleri uygulanması var. Bakalım tenisçilerin böyle bir ‘‘olası karara’’ tepkileri ne olacak. |