|
Sibel ARNA
Mirsad Türkcan (26) Yugoslavya'nın Yeni Pazar şehrinden çıktığında 15 yaşındaydı. Uçaktan inip Efes Pilsen kulübüne giden genç irisi sarışın çocuğun yıllar sonra NBA'de oynayan ilk Türk ünvanına sahip olacağını kim bilebilirdi. Önce Mirsad Yahoviç olan adı Mirsad Türkcan yapıldı.
Sonra memleketinde yaşadığı tüm acıları yüreğinin derinliklerine itip yalnızca kazanmak için oynadı. Paris, New York, Moskova ve şimdi de İtalya'nın Siena takımında forma giyen ve 2001-2002 sezonunda Avrupa'nın en değerli oyuncusu seçilen Mirsad aynı zamanda Avrupa ve Dünya Şampiyonası ribaunt kralı. On iki dev adamın Hollanda ve Litvanya maçları için Türkiye'ye gelen Mirsad, ‘‘Milli takımdaki herkesin egoları ön planda. Eğer egolarımızı geride bırakamazsak yine başarısız olacağız’’ diyor.
15 yaşında arkanızda neler bırakmıştınız?
- Kardiyolog olan babam yeni vefat etmişti. Annem ve iki kız kardeşim Bosna'da kaldı. Annem çocuk doktoru, büyük ablam da doktor olacak. Küçük kardeşim ise mankenlik yapıyor ama şarkıcı olacak. En son Türkiye'ye gelerek ayakkabı markası Shoe&Me'ye çekim yaptı. Ailenin tek erkeği benim. Bir şey yapılacaksa bana soruyorlar. Ama şu anda uzağım. Kararları annemle birlikte veriyoruz. Her şey diyalog içinde...
İTALYANLAR ÇOK MEGALOMAN
Boşnak mısınız Türk mü?
- Savaş yüzünden Yugoslavya'yı çok erken terk ettik. Çok gençtik. Her birimiz bir yana dağıldı. Herkes kendi yolunu çizdi. Artık Yugoslavya yok. Bence bizim tek vatanımız Türkiye. Ben bunu her fırsatta Boşnaklara da söylüyorum. Şu anda Türkiye'de üç milyona yakın Boşnak yaşıyor. Ben Boşnaklar için Yugoslavya'da çok fazla ışık görmüyorum. Ben Türküm. Boşnak Türküyüm.
Rusya'da sizi çok sevmişlerdi. Hatta ayrıldığınız zaman kulübün camlarını taşladılar. İtalya'da mutlu musunuz?
- Moskova'da kalmayı tercih ederdim. Ama profesyonel düşünmek zorundaydım. İtalya ligi daha güçlü bir lig olduğu için oraya gitmeye karar verdim. İlk zamanlar biraz zorlandım ama Siena'ya gittiğime pişman değilim. 100 bin nüfuslu küçük bir şehir. Moskova ya da İstanbul'a hiç benzemiyor.
İtalyan kültürüne adapte olabildiniz mi?
- Hiç olamadım. Nedenini bilmiyorum. İtalyanlar çok megaloman, şekilci, kendilerine çok değer veriyorlar. Yemeklerine de alışamadım. Çünkü ben ev yemekleri seviyorum. Orada makarna ve pizzadan başka bir şey yok. Ama Allah için hepsi çok güzel giyiniyorlar. Bir kere bir fabrikanın çıkışına denk gelmiştim. Hepsi de çok şıktı, müdür gibi giyinmişti.
İtalya'da oynayan futbolcularımız da var. Türk basını her fırsatta onlarla ilgili haberler yapıyor. Kıskanıyor musunuz?
- Futbol daha popüler bir spor. Emre ve Okan çok başarılılar. Ama biz de gündemdeyiz. Takımın antrenörü Ergin Ataman orada geçen sene Avrupa Kupası kazanmış. Ben de iyi oynuyorum.
Siena sokaklarında tanınıyor musunuz?
- Aşırı bir şekilde. Orada futbol takımı yok ve insanlar basketbola çok düşkün.
Basketbol kariyerinizi ne zaman noktalayacaksınız?
- Uzun süre oynamayacağım. Basketbolu güçlüyken bırakacağım. Asla kendime güldürmek istemiyorum. Şu an 26 yaşındayım 4-5 sene daha oynar bırakırım. Ama kariyerimi Fenerbahçe'de noktalamak istiyorum. Çünkü ben Fenerbahçeliyim. Türkiye'ye gelip, iki yıl Fenerbahçe'de oynayacağım sonra bırakacağım.
Sonra?
- Sonra basketbol okulu açmak istiyorum. Çocuklara bu işi öğreteceğim. Şarkı söylemeyi çok seviyorum. Bosna savaşı sırasında yazılan bir ağıt var. Herkes o şarkıyı çok güzel söylediğimi düşünüyor. Basketbol kariyerim bittikten sonra kız kardeşlerimle birlikte bir albüm çıkarabilirim.
4-5 sene sonra hayatın boyunca sana yetecek parayı kazanmış olacak mısın?
- Evet. Kazandıracağı için bırakacağım. Bizim mesleğin böyle bir avantajı var. Ama iyi yatırımlar yapmak lazım. Biraz da ailem sayesinde paralarımı çarçur etmiyorum.
12 EGOİST ADAM
On iki dev adam son zamanlarda seyircisini hayal kırıklığına uğratıyor. Bunu neye bağlıyorsunuz?
- Çünkü takımdaki herkes egoist. Son dünya şampiyonasında ben dahil herkes egoistçe oynadı. Hiç kimse geriye adım atmasını bilmiyordu. Başarısız olduk. Eğer egomuzu yenemezsek yine başarısız oluruz. Aynı kafayla gidersek Avrupa şampiyonasında da çok kötü dereceler ve kötü eleştiriler bizi bekliyor. Bence basın eleştirmekte haklı. Herkes işini yapıyor.
Sahada çok agresifsiniz, oyuna kendinizi çok kaptırıyorsunuz. Aşırıya kaçtığınızı ve yıldız olmak için kasıtlı olarak böyle davrandığınızı düşünenlere ne diyorsunuz?
- İlk zamanlar bu tarz suçlamalar çok aldım. Ama artık herkes beni tanıyor. Kasıtlı yapmadığımı biliyorlar. Ama haklılar. Çünkü bunu kasıtlı olarak yapanlar da var. Benim de yanlışlarım var. Bazen adrenalin etkisiyle hatalar yapabiliyorum. Maçtan sonra pişman oluyorum ama geç oluyor.
Sahadayken gündelik hayata dair şeyler oyununuza yansıyor mu? Sevgilinizle kavga ettiyseniz bu sizi etkiliyor mu?
- Gençken oldu. Ailemde ya da ilişkimde problem varsa etkileniyordum. Ama sonraları unutmaya çalıştım. Maç günü geldiğinde sorunlarımı bir gün sonraya ertelemeyi zaman içinde öğrendim.
Sevgilimle markette tanıştım
Sevgiliniz var mı?
- Moskova'dan bir kız arkadaşım var, ismi Karina. İyi bir kız. Hazirandan beri birlikteyiz. Rusya 1999 Elite Model Look güzeli. İtalya'da benimle yaşıyor.
İtalya'da mankenlik yapıyor mu?
- Çok teklif var ama ben sporcu olduğum için mankenliği bıraktı. Dinlenmek istiyor. Armani'den teklif geldi. Ben kabul etmesini söyledim o hayır dedi. Hayır deseydim, evet derdi. Kadınlar böyledir.
Nasıl tanıştınız?
- Moskova'daki son günümde süpermarkette karşılaştık. Bir şey düşürdü ben de gittim yerden alıp verdim. Teşekkür etti. Ve tanıştık. O gece yemeğe gittik. Çok güzel bir kız. Benim de ilgimi çekti. Görüşmeye başladık.
BAVULUMA SEVGİLİ SIĞDIRDIM
Bir röportajınızda ‘‘Bizim hayatımız bir bavula sığar’’ demişsiniz. Bu uyguladığınız kariyer planının bir parçası mı?
- Evet. Şehirlere duygusal açıdan bağlanmamak için çok çabaladım. Son 7-8 senedir bütün hayatım bavulum. Ama artık hayat yavaş yavaş şekilleniyor. Mesela şimdi bavuluma bir de kız arkadaş sığdırdım. Eskiden de kız arkadaşlarım vardı. Ama onlar benimle gittiğim ülkeye gelmediler.
Çağırdığınız halde gelmediler mi?
- Hiç bir zaman çağırmıyorum. Eğer çağırırsanız hayatlarındaki her şeyden sizi sorumlu tutarlar. Karina'yı da ben çağırmadım. O gelmek istedi.
Çabuk aşık olur musunuz?
- Çabuk beğenirim ama çabuk aşık olmam. İlişkilerim uzun sürer. Ama hemen söyleyeyim 3-4 sene evlenmeyi düşünmüyorum. Çünkü kariyer yapıyorum. Sürekli takım ve ülke değiştiriyorum. Evli olan arkadaşları görüyorum ailelerine vakit ayıramıyorlar. |