01/02/2003 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Pazar
01.02.2003
Yazmaya başlayınca şarkıcıya iyi gözle bakılmazmış, bunu anladım
 

Şermin SARIBAŞ

Beş yıldır Hürriyet'te köşe yazarı olarak yazılar yazan Pakize Suda, yazılarının arasından seçtiklerini Epsilon Yayınevi'nden çıkan iki kitapta topladı. Ağız Tadıyla Sevişemedik ve miş-muş'lardan oluşan Yenmiş Yutulmuş Sözler. Pakize Suda'yla kitaplarını bahane edip hayattan konuştuk.

Pakize Suda şarkıcıydı sonra yazar oldu. Yazar Pakize Suda olmak bir avantaj sağladı mı? Ya da dezavantaj?

-
Dezavantaj sağlar mı, avantaj sağladı. Çok önemli bir şeymiş yazı yazmak. Bir de şarkıcıya iyi gözle bakılmazmış bunu anladım. Ama insanların bana bakış açısı değişti.

Yazar olarak kendimi kanıtlayayım, beğendireyim diye göbeğiniz çatladı mı? Yoksa zaten kendinize güveniyor ve ne yapacağınızı biliyor muydunuz?

- Göbeğim çatlamadı. Yazı yazdım, bu kadar sevileceğini bildin mi dersen, bilmedim.

Pakize Suda kendi yazarlığından memnun mu? Sizi çok memnun eden ya da utandıran yazılarınız oldu mu?

- Utandıran yazım olmadı çok şükür, ama memnun eden yazım çok.

Yazdıklarınızda samimi misiniz yoksa biraz tribünlere de oynuyor musunuz?

- Tribüne oynamıyorum. İçimden geçen şeyleri yazıyorum. Ben okurları da eleştiriyorum zaman zaman. Aman herşeyi anlıyorsunuz, ne şekersin, ne iyisiniz, öptüm sizi, beni bu yerlere siz getirdiniz, demiyorum. Benim öyle bir yapım yok zaten. Çok acayip bir insan sevgim yok benim. İnsanları severim, hümanistim, hiç öyle bir şey yok. Ben çok insan seçerim.

Hangisi daha çok para kazanıyor? Gazeteci Pakize, şarkıcı Pakize, oyuncu Pakize?

- Şarkıcı Pazike hiç para kazanmıyor, sıfır. Ece'de bedava çalışıyorum, ona verilmiş bir sözüm olduğu için.

Neleri hak edip, neleri hak etmediğinizi düşünüyorsunuz?

- Daha erken bir yerlere gelmeyi hak ediyordum ama gelemedim. Bir de, çok daha fazla para kazanabilirdim. Ben ismimi hiç paraya döndüremedim. Hakikaten şu ismimle kazandığım paralar hiç tutmuyor birbirini. Böyle olmamalı. Çok parayla oynayan bir Pakize istemezdim ama en azından herşeye biraz daha kolay ulaşmak isterdim. Ben hálá bir parça deniz gören evde oturamıyorsam, ayıp artık yani. Ama artık Pakize de öyle bir evde oturmalı yani. Mesaj yolluyorum, mesajım alınır inşallah.

Size atılan kazıkları unutur musunuz? Yoksa intikamın iyisi bin yılda çıkar, diyenlerden misiniz?

- Hiç unutmam ama affederim. Kinci değilim.

Sakin ve mülayim misiniz? Yılan mı?

- Yılan değilim, kimse için kötülük düşünmem, beynimin içinde tilkiler dolaşmaz. Ama herkes kadar yalan söylediğim zamanlar olmuştur.

Aşık olduğunuzu şıp diye anlar mısınız?

- Anlarım, belli de ederim.

Sizi ne dumura uğratır?

- Beni dostlarımın attığı kazıklar üzer. Sevgili de kazık atar ama o alır başını gider bir gün, selam bile vermezsin. Ama dostluk öyle değil.

20 YAŞINDA ÇOCUKLARDAN EVLİLİK TEKLİFİ GELİYOR

Bazı yazılarda ipucu veriyorsunuz ama, bugüne kadar niye hiç evlenmediniz?

- Hiç evlenmeyi düşünmedim. En büyük aşklarımda, taptığım zamanlarda bile, ah acaba bu beni alır mı, bundan bir çocuğum olur mu, diye düşünmedim. Mutsuz evliliklere şahit olduğumdan mıdır, nedendir bilinmez gelinlikler giyip evlenmek istemedim hiç. Hiç heveslisi olmadım.

Evlenme, flört tekliflerinden başka en çok övgü mü, küfür mü alıyorsunuz?

- 20 yaşındaki çocuklardan da evlenme teklifi geliyor. O çocukları salak zannetme. Okumuş çocuklar, benim yazılarımı, köşemi seviyor. Beni tanıdığından bana bayıldığından değil. Çok övgü alıyorum, biraz sövgü olsa da biraz cevap versem diye takılıyorum, hep teşekkür edilmez ki...

Beceremediğiniz, eksik yanlarınız, korkularınız, zaaflarınız, yenilgileriniz yok mu?

- Bir kere hayatın avucundan kaydığını hissediyorsun. Bir de en çok hastalıktan, sevdiğim insanlara bir şey olmasından korkuyorum. Marazi bir durum bu, iyi bir şey değil.

Kardeşler kardeşleri biraz kıskanır ya, siz de yazılarınızdan tanıdığımız kardeşinizi kıskanır mısınız?

- Biz aile olarak birbirimize deli gibi düşkünüz. Günde 10 kere birbirimizle konuşuruz. Herkes herkesin eve girdiğinden, sokağa çıktığından, her şeyinden haberdardır. Ama annem aşk mevzularımda hiç benimle yüz göz olmadı, hep ablamla haber yolladı.

Aşk meşk konularında sizden akıl isteyen okuyucularınız var? Kelin merhemi olsa başına sürer mi diyorsunuz, yoksa kelin bir merhemi var mı zaten?

- Öyle bir şey olsa şimdi çok mutlu bir insan olmam lazımdı.

‘‘Bütün erkeklerin hadım edilmesinden yanayım, doğası batasıcalar’’ diyorsunuz. Bu ne sevgi?

- E, doğru. Çoğuna kızıyorum. Bana bir şey yaptıkları için değil, etrafta yaptıklarını görüyorum. Bayıla bayıla aldıkları kadınları paçavra yapıp bir kenara atıyorlar. Kadınlara da birçok konuda kızıyorum. Vıdı vıdı erkekleri yemelerine, hemen evlenelim demelerine, bir yemeğe çıkmakla acaba bu beni alır mı diye düşünmelerine, kıskanmaları ve sahiplenmelerine...

Siz patavatsız mısınız? Dobra mı?

- Bazen patavatsızım. Aşırı dobralık iyi değil. İnsanlar doğruların hepsini duymaktan hoşlanmayabilir, ben de bana çok dobra davranılmasından hoşlanmayabilirim.

Bir yazar olarak, ‘‘cızzz bu konuyu yazmam asla’’ diye kendinizi uzak tuttuğunuz tabularınız neler? Yoksa Pakize Suda her şeyi yazar mı?

- Her şeyi yazmam, özellikle özel hayatımla ilgili. Kendimle ilgili çok açık saçık şeyler yazamam. Yazana hiçbir şey demem ama ben yazmam. Annemden utanırım.

Yazarlığınızı diğer uğraşlarınızın önüne geçiriyorsunuz, diğer yaptığınız işleri küçümsüyor musunuz? Özellikle yıllarınızı verdiğiniz şarkıcılığı?

- Hayır. Ben küçümsemiyorum, insanlar küçümsüyor. Benim yaptığım işlerin hiç biri kolay değil. Üç beş kişi hariç herkesi küçümsüyorlarmış şarkıcı olarak, bunu anladım. Ama herkese saygı duymak lazım, ne sahneye çıkmak kolay, ne oyuncu olmak kolay, ne de yazı yazmak kolay.

Oyuncu Pakize Suda ne yapıyor? Nasıl tepkiler alıyor? Daha önce hangi rollerde, hangi filmlerde oynadınız?

- 10 tane filmde oynadım. Ama öyle soyunmalı, öpüşmeli filmlerim hiç yoktur. Hep ısrar üzerine oldu. Bir kere Emel Sayın'ın kız kardeşini oynamıştım. Kötü kadın rolleri de değil ama başrol de olmadı hiç. Türk sinemasında Filiz Akın'dan başka masum sarışın kadın yoktur. O da öyle olmayabilirdi ama kocası Türker İnanoğlu'ydu.

İŞTE BENİM KAHRAMANLARIM

Bekir Abi (Gür) beni İstanbul'a taşıyan adamdır. Hayatımın en radikal kararını almamı sağlayan insandır. Küçücük bir çocukken İstanbul'a gelme kararı, aldığım en büyük karardır hayatımda. Gazeteci babam Orhan Suda, yazı yazmam için ısrar eden Orhan Olcay ve beni kabul eden, bütün kapıları açan, önüme siper olan Ertuğrul Özkök.

BAZI ARANANLAR VAR AMA CEVAP YAZMIYORUM

Polemiğe mümkün mertebe girmemeye çalışıyorum. Okur zaten bir tane gazete alıyor, polemikler onları ilgilendirmiyor. Uğraşmadığım şeyler vardır. Mafya falan, uğraşmam öyle şeylerle. Bazılarını da bilhassa yazmıyorum. Bazı arananlar var, ısrarla bana bir şey söyleyip, benden cevap isteyenler var. Ben de, inadıma cevap vermiyorum. Biri şarkıcı kadın bir yazar, biri de bir erkek. Ona da cevap yazmıyorum.

AHMET ALTAN YAZILARIMI BEĞENİYOR ORHAN PAMUK ÖÖÖYLE BOŞ BAKIYOR

Hakkında kötü yazdığınız diğer camialardan sanatçı, edebiyatçı birileriyle yüzyüze gelince ne olur?

- Ahmet Altan çok beğeniyor yazılarımı, hemen sokuşturayım bu arada bunu. Milenyuma girerken aşk mektupları yazmış, gazetede ek olarak vermiştik. Orada bir yazı yazmıştım ve ‘‘Bu ceket herkese bol geldi’’ demiştim. Sonra bir baktım mailime, ‘‘O ceket bana olur, Ahmet Altan’’ yazıyor. Hemen o beni buldu, ben onu buldum, telefonlaştık birbirimizle. Mesela Orhan Pamuk'la karşılaşıyorum. Öööyle bakıyor, ‘‘bugün yazınızı okudum, yazınız ne hoş ya da ne boş’’ demedi. Bu kadar mı boş bakar bir adam yahu? Ben de sonra diyorum ki, bu yazıların ardındaki böyle biri çıkıyorsa, ben niye bunu okuyorum? Protesto edeyim kardeşim, okumayayım oluyorum. Beni tanımıyor olabilir, kesin tanımıyor. Veyahut da tanıyor, boş bakıyor. Geç bir gün karşıma, ‘‘seni hiç okumuyorum, ya da okuyorum’’ de. Elli yerde de karşılaştık halbuki. Zannediyorum beni tanımıyor.

BURUN KIVIRANLARIN ÇOĞU YAZAR ÇİZER TAKIMINDAN

Yüzüme karşı söylenmiş bir şey yok ama beden dili denen bir şey var. Hissediyorum hakkımda ne düşündüklerini. Yazar çizer takımından daha çok çekiyorum ben. Allahtan bizi okurlarımız kurtarıyor. Onların eline kalsaydık insanı bir kaşık suda boğarlardı. Geçen akşam tanınmış biri, Ece'de sahneden indiğimde yanıma geldi, sen bugünkü yazında ne anlatmak istemişsin, anlamadım dedi. Yorgun argınım. Bir daha oku anlarsın dedim. Biliyorsun ki, bu kadın gözüyle diyor ki; ben seni kıskanıyorum, orta yerimden çatlamak istiyorum. Geçenlerde, ‘‘Düşünceye saldıramıyorlar, düşünene saldırıyorlar’’ diye bir laf duydum, çok hoşuma gitti. Şöhret denen şey aslında önemli bir şey biliyor musun? Hepsi de tanınmak, sevilmek istiyor ama yok. Ne yapsalar olmuyor, olmuyor!

MİŞ-MUŞ'LAR BAŞINI AĞRITIYOR

Miş-muş'larla başınız ne kadar belaya girdi?

- Adalet Bakanlığı'yla başım belaya girdi, bir yorumumdan dolayı beni dava ettiler. Bir de Tansu Çiller beni mahkemeye vermişti o kadar. Onun dışında çok gülüyor, ‘‘o, bugün benle eğlenmişsin’’ diyorlar.

Hakkında kötü yazdığınız siyasilerle karşılaşınca neler oluyor?

- Hemen sabah sabah arıyorlar. Hangi siyasiden bahsedersem bahsedeyim hemen arıyor, ‘‘o öyle değildi, böyleydi’’ diye izahat veriyorlar.  



Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2003 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com