AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs meselesinin önemli ve milli bir mesele olduğunu, ortada Annan planı gibi müzakere edilebilir bir fırsat bulunduğunu söyledi.
AK Parti Kurucular Kurulu, Genel Başkan Erdoğan'ın başkanlığında Bilkent Otel'de toplandı. Erdoğan, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin yeni bir sürece girdiğini kaydetti. Türkiye'nin son dönemde dünya politikalarını etkileme noktasına geldiğini vurgulayan Erdoğan, Kıbrıs konusundaki görüşlerini dile getirmek istediğini belirtti.
Türkiye'nin itibarını, dünyadaki bütün gelişmeler ışığında yükseltmek zorunda olduklarını kaydeden Erdoğan, ''Eski, çatışmacı siyaset anlayışını sürdürenlerin bütün çekişmeleri ve polemik zeminine çekme çabaları, bizi Türkiye'nin çıkarlarına odaklanmaktan alıkoyamaz'' dedi.
Kıbrıs, AB ve Irak konusunda attıkları bütün adımların bilincinde olduklarını dile getiren Erdoğan, ''Bu alanlarda beyhude çabalarla AK Parti'yi gölgelemek isteyenler, Türkiye'nin çıkarlarını gölgelemiş olurlar'' ifadesini kullandı. Erdoğan, şöyle konuştu:
''Kıbrıs, güncelliğini koruyan bir konu olmasının yanında bir sürü spekülasyon ve polemik konusu yapılmak isteniyor. Bizler kuşkusuz hiçbir konuda tek seslilikten yana değiliz. İyi niyetli bütün eleştirilerin başımızın üstünde yeri olduğunu her fırsatta söylüyoruz. Ancak, Kıbrıs konusu gündelik bir polemik konusu yapılamayacak kadar önemlidir, hayatidir ve millidir.
"ANLAŞMAZLIK, PROBLEMDİR"
Kıbrıs, 28 yıldır adada yaşayan iki toplum arasında Türkiye ve Yunanistan arasında uluslararası arenada bir anlaşmazlık konusudur. Kıbrıs'ın tarihi ve coğrafi önemi hiçbir şekilde gözardı edilemez. Öyle ise bu anlaşmazlık adada yaşayan Türkler ve Türkiye için problem midir? Evet, bir problemdir ve her problem çözüm gerektirir. Adada yaşayanlar açısından KKTC, uluslararası camiada tanınmayan, bir anlamda ambargo altında yaşamak mecburiyetinde bırakılan ve tabii ki sıkıntı doğuran bir husustur bu anlaşmazlık. Türkiye açısından ise Yunanistan ile olan bütün ihtilaflarımızda ve ilişkilerimizde Kıbrıs her zaman öncelik almakta olup, diğer bütün gelişmelerin önünü tıkayıcı bir rol oynamaktadır.
Çözümün dinamik tarafı olmak zorunda olduğumuza göre, yapılması gereken nedir? Yapılması gereken, bu anlaşmazlık konusunun çözümlenmesidir ve çözüm için şimdi ortada müzakere edilebilir bir fırsat bulunmaktadır. Annan planı... Bizler öteden beri şunu söyledik:Annan planı çözüme yönelik müzakerelerin sürdürülmesi ve kalıcı bir çözüm için fırsattır.''
ÇÖZÜMSÜZLÜKTEN FAYDA UMANLAR VAR
Erdoğan, Kıbrıs konusunda ''Çözümsüzlük siyasetinden'' fayda umanlarınbulunduğunu ifade ederek, bu meselenin hamasetle ve ver-kurtul demagojisiyle çözümlenemeyeceğini söyledi.
Erdoğan, Kıbrıs konusunda ver-kurtul anlayışının Türkiye'ye yakışmayacağını ifade ettiği konuşmasında, adada yaşayan Türk vatandaşlarının egemenlik haklarından vazgeçmenin de söz konusu olamayacağını dile getirdi. Ada üzerinde Türkiye'nin garantörlüğünün askıya alınması veya kazanılmış haklardan geri adım atmanın da söz konusu olamayacağını anlatan Erdoğan, şunları söyledi:
''Çözüm istemek, adadaki Türk varlığını korumak için toprağa düşenşehitlerimizin ruhlarını incitir mi? Evet, bunu ima etmek ve bununla iyi niyetimize gölge düşürmek, büyük bir bühtandır (kara çalmak). Bu çabaya girmek, şehitlerimizin ruhlarına değil bütün milletimizin ruhuna azap verir.''
''VER-KURTUL DEĞİL ÇÖZ-YAŞAT''
İyi niyetlerine gölge düşürülmeye çalışılmasını da ''bühtan'' olarak değerlendiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bu mesele ne hamasetle ne ver-kurtul demagojisiyle çözümlenir. Bizim anlayışımız ver-kurtul değil, çöz-yaşat anlayışıdır. Bizim gayrimilli meselemiz yoktur. Öyleyse bu meselede kimse duyguları kabartma yarışına girmesin. Bunu kimse boy gösterme meselesi, iç politika meselesi yapmaya çalışmasın. Bu mesele bizimdir. Müzakere kanallarınınaçık tutulmasını ve akıl yoluyla bir çözüm üretilmesini dile getiriyoruz.
Bunu boy gösterme meselesi yapanlara sesleniyorum: Sizler bu ülkeyi yönettiniz, bu ülkede en üst noktalara, karar noktalarına geldiniz. Soruyorum: Türkiye Cumhuriyeti'nin milli takımına, KKTC'ye götürüp milli maç yaptırabildiniz mi? KKTC takımını Türkiye'ye getirip maç yaptırabildiniz mi? Ama Rum yönetimine götürüp, maç yaptırdınız. Bu nasıl bir anlayış?
Bütün samimiyetini ortaya koyan bir AK Parti iktidarını köşeye sıkıştırmaya hiçbirinizin gücü yetmez.''
Erdoğan, bütün bunların arkasında neyin yattığını çok iyi bildiklerini dile getirerek, her zaman, her anlamda Kıbrıs meselesininkalplerinin bir parçası olduğunu kaydetti.
Duygusal bir yarışla Kıbrıs davasına hizmet edilemeyeceğini anlatan Erdoğan, bugüne kadar Türk tarafının bütün müzakerelerde uzlaşma adına hep önde olduğunu, Rum kesiminin ise geride durduğunu gözardı etmediklerini söyledi.
Tarafların sorunun çözümüne özverili yaklaşması gerektiğini dile getiren Erdoğan, ''Kişiye endeksli bir politikayla hiçbir zaman Kıbrıssorununu çözemeyiz. Kişiye bağlantılı olarak bunu çözmemiz de mümkün değildir'' dedi.
''Müzakerecilik adına, AB'ye karşı olan anlayışları müzakerelere katacak olursak bu iş çözülür mü?'' diye soran AK Parti Lideri Erdoğan, şöyle devam etti:
''Buralardaki yaklaşımlarımızı doğru yapmamız lazım. Halkımızın yüzde 75'i (girelim) diyor. Eğer egemenlik kayıtsız şartsız milletinse, bu karara saygı duymak lazım. Biz öteden beri anlaşmanın olabilmesi için adadaki tarafların karışlıklı özveride bulunmasının altını kalın çizgilerle çizdik.
Mevcut durum gözönüne alındığında, bütün özveriler Türk tarafındanistenilecek olursa, Rum tarafı hiçbir özveride bulunmayacak olursa, ortak bir noktada buluşup anlaşmanın mümkün olmayacağı açıktır. Tek taraflı özveri istenilerek diyalog ve uzlaşmadan sonuç alınamaz.
''ÇÖZÜMSÜZLÜK ÇÖZÜMDÜR MANTIĞIYLA HAREKET EDENLER''
Peki, neden öyleyse kimi çevrelerce bu konuda önü kapalı tartışma açılmak isteniyor?
Üzülerek ifade etmek istiyorum ki, çözümsüzlük siyasetinden fayda uman kimi çevreler mevcuttur veya hayatları boyunca 'çözümsüzlük çözümdür' mantığıyla hareket edenler, bu durumun devam etmesini isteyebilirler. Menfaatlerinin gereği bunu gerektirebilir. Gerçek yurtseverlik, milli davaya sahici sadakat ve güvenliğimize gerçek düşkünlük, bu konuda bir özeleştiri yapmayı zorunlu kılıyor.''
AK Parti Lideri Erdoğan, diplomatik meselelerle ilgili kullandıkları üslubun da tartışma malzemesi yapıldığını ifade ederek, diplomatik dilin inceliklerini, çok şey söyleyerek hiçbir şey söylememiş olmak şeklinde algılayanların, bu konuda kendi üsluplarını yadırgayabileceğini söyledi.
Erdoğan, ''Doğrusu yıllardır ben de bu belirsiz diplomatik dili yadırgıyorum'' dedi.
Statükonun dilini kullanmayacaklarına işaret eden Erdoğan, açık, şeffaf, net bir yönetim ortaya koyduklarını, ülkenin güvenlik sınırlarını zedelemeden her şeyi halkla paylaşacaklarını dile getirdi.
Önceliklerinin Türkiye'nin layık olduğu medeniyet düzeyine yükseltmek ve dünya milletler ailesinin onurlu bir üyesi yapmak olduğunu dile getiren Erdoğan, tek dileklerinin komşuları ve dünya ilebarışık bir Türkiye olduğunu belirterek, şöyle dedi:
''Bu yüzden Irak meselesinde, Kıbrıs meselesinde statükonun dilinikullanmıyoruz ve son ana kadar bütün vurgumuzu barışa yapıyoruz. Bu yüzden, dünyanın bütün diplomatlarını, dünyanın bütün devlet adamlarını insanlığın vicdanına kulak vermeye çağırıyoruz. Bu yüzden ABD'ye, AB'ye, Irak yönetimine, Kıbrıs müzakerecilerine BM örgütünün kararlarını, uluslararası hukukun kurallarını döne döne hatırlatıyoruz.''
TÜZÜK DEĞİŞİKLİKLERİ
Öte yandan, AK Parti Kurucular Kurulu toplantısında, parti tüzüğünün bazı maddelerinde değişiklik yapılacak.
Organ ve delege seçimlerini düzenleyen tüzüğün 46. maddesinde 'Çarşaf Liste' yöntemi yerine 'Liste Yöntemi' getirilecek.
Ayrıca, MYK üyelerinin genel başkan tarafından ''Kısmen veya tamamen her zaman değiştirilebileceği gibi MKYK'da yapılacak güven oylaması ile de değiştirilebileceği'' hükmü de tüzüğe konulacak.