Memet Fuat da Aydınlar Sözlüğü'nde, "sağlığında edebiyat matinelerinin yıldızıydı" dediği Özdemir Asaf için, şunları yazıyor: "... Binlerce gencin toplandığı salonlarda cana yakın kişiliği, şirin selamlarıyla herkesi kendine bağlardı, ama yapıtları bugünkü gibi satmazdı o günlerde. Kendi küçük basımevinde, pedallı makinelerdeözenle bastırdığı kitaplarının satışı, öbür şairlerin kitaplarından fazla değildi."
Aynı kitapta, Özdemir Asaf'ın bu matinelerde şiir okuyuşu ise şöyle anlatılıyor: "... kendine özgü peltek konuşmasıyla şiirlerini söyler, alkışa boğulur, iki elini birden kafasının iki yanına götürerek çift yanlı asker selamını verir, koca bıyıklarıyla gülümser, gösterisini genel istek üzerine 'Lavinia' adlı şiiriyle noktalardı."
DEĞERİNİ OKURLAR ANLADI
Bu ilgiye karşın, Memet Fuat, Asaf'ın "yazın çevrelerinde değeri anlaşılmamış bir şair olduğunu, ama okurlar açısından değerinin anlaşıldığı"nı belirtiyor.
Doğan Hızlan da aynı konuda, "Şiir işçiliğini hep sakladı, kolay bir iş yaparmış gibi davrandı. Tekdüze mutlulukların, uydurma tedirginliklerin şairi olmadı" diyor.
ŞİİRE SIĞINMAK
"8. Gün" dergisindeki yazıda da Özdemir Asaf'a göre şiirin her şey, ''yaşamın ta kendisi'' olduğu belirtiliyor. Yazıda, "Anlatılmış ve anlatılacak her şey şiirde olmalıydı. Onun için şiir, dünyaya karşıhem bir savunma hem de bir meydan okuyuştu" deniliyor.
"Yuvarlağın Köşeleri" adlı deyişler kitabında da Özdemir Asaf'ınşiiri şöyle tanımladığı aktarılıyor: "Kaptanlar limanlara, askerler siperlere sığınırlar gerekince. Aydınlar şiire."
Özdemir Asaf, ilköğreniminden lise sona kadar Galatasaray Lisesi'nde okudu; diplomasını Kabataş Erkek Lisesi'nden aldı. İstanbulHukuk ve İktisat Fakültesi Gazetecilik Enstitüsü'ndeki yükseköğrenimini yarım bıraktı. Gazetecilik, çevirmenlik yapan ÖzdemirAsaf, 1950'de Sanat Basımevi'ni, 1955'te Yuvarlak Masa Yayınları'nı kurdu.