26/01/2003 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Yazarlar
26.01.2003
Sevgi'nin Diviti
Zonaro’nun kapısına bir levha asmalıyız

Erol Makzume'yi tanımıyorum ama İskenderun'lu Levanten bir aileye mensup olduğunu ve isminin bir zamanlar en yüksek vergi ödeyenler listesinde geçtiğini biliyorum.

Makzume, aşağı yukarı üç senedir bir Zonaro sergisi yapıp kitabını basmak üzere uğraş veriyordu. Neyse ki uğraşları bir neticeye vardı. Demek ki insanoğlu sebat ederse bütün istekler yerine gelebiliyor. Hayalini, en nihayet Yapı Kredi Bankası ile gerçekleştiriyor.

Sergiyle birlikte hazırlanan Zonaro kitabı daha çıkmamıştı ama bana kitabın yayına hazırlanmış kopyalarını yolladılar ve bir kısmını okumak imkanını elde ettim. Okuduğum zaman Zonaro ve çevresinin çok güzel bir entelektüel ortam içinde olduğunu gördüm ve ‘‘Acaba o devirde yaşamak ister miydim?’’ diye de kendi kendime uzun uzun düşündüm.

Fausto Zonaro 18 Eylül 1854'de Padova'nın Masi kasabasında doğmuş. Yoksul bir ailenin çocuğuymuş. Resim yapma kaabiliyetini keşfeden babası eğitimini ressam olması yönünde teşvik etmiş. Ders de veren Zonaro, talebesi Elizabetha Pante'ye aşık olmuş. Edmondo De Amicis'in İstanbul hakkında yazdığı kitabı okuyarak Istanbul'a gelmeye karar vermişler. O devirde bir kız ve bir erkek el ele tutuşarak yola çıkabiliyorlar, ne kadar enteresan?

Bir müddet İstanbul'da, Yüksekkaldırım'da tuttukları odada kalmışlar sonunda evlenmeye karar vermiş ve St. Esprit Kilisesi'nde, yani Dame de Sion Fransız Lisesi'nin içindeki kilisede evlenmişler.

Bir kadın kocayı rezil de eder, vezir de. Eliza son derece akıllıymış, hayatı boyunca kocasına yardım etmiş. Beş çocukları olmuş ve beşi de İstanbul'da doğmuş ama bazıları yaşamamış.

Zonaro, ilk etapta İstanbul'un hariciye erkánı tarafından gerek resim yaptırılarak, gerekse yaptığı resimler satın alınarak ayakta tutulmaya çalışılmış. Çok parasızlık çekmişler. Buna mukabil karısı da bir Fransız tiyatro artisti olan Osman Hamdi Bey ve ailesi, Teşrifat Müdürü Münir Paşa, Hoca Ali Rıza Bey ve Celal Esad Arseven gibi isimler, hepsi Zonaro ile dostluk kurmuş ve oldukça iyi entellektüel bir grup meydana getirmişler. Teşrifat Müdürü Münir Paşa vasıtasıyla saraya takdim edilen Zonaro, kısa zamanda ‘‘Saray Ressamı’’ ünvanını almış ve kendisine Sultan İkinci Abdülhamid tarafından pek çok nişan takılmış, üstelik Beşiktaş Akaretler'deki 50 numaralı bina da armağan edilmiş. Ben, bu bilgiyi bu kitaptan edindim. Bir Beşiktaş Belediye Meclisi Üyesi olarak bu binanın kapısına ‘‘Fausto Zonaro burada yaşamıştır’’ diye bir levha asıp halkımızı da bilgilendirmemiz lázımdır. Viyana'ya gitttiğinizde, her kapıda bir levha görüp o binalarda kimlerin yaşadığını öğrene öğrene gezersiniz. Bizim ülkede kadir bilmek diye bir mefhum olmadığı için, bu kadar önemli isimlerin yaşadığı binalara sahip olmamıza rağmen, kapılarına bir plaka çakmak aklımıza gelmez.

Jön Türkler Sultan Abdülhamid'i sürgüne zorladıkları zaman, Enver Paşa'nın yakını olmasına rağmen Zonaro ve ailesi de ne günahları varsa İtalya'ya dönmeye mecbur edilmişler ve San Remo'ya yerleşen Fausto Zonaro, 19 Temmmuz 1929'da hayata gözlerini yummuş.

Zonaro'nun ressamlığı hakkında ahkám kesecek değilim fakat belirtmek istediğim bir iki nokta var. Bir kere, dört teknikle de resim yapmış ki, çok az ressam üç ve hatta dört tekniği bir arada kullanmıştır. Zonaro'nun sergisine giderseniz hem suluboya, hem yağlıboya ve hem de pastel kullanmış olduğunu farkedeceksiniz. Arada dördüncü teknik olarak kara kalemle yapılmış çok hoş resimler de bulunuyor.

İkinci özelliği ise, çok iyi bir portre ressamı olması. Zonaro herhalde mutlu bir hayat geçirmiş ki, resmettiği bütün kadınlar güleryüzlü, mutlu ve insanın içini açacak gibi tebessüm ediyorlar. Doğrusu ben de evime tablo astığım zaman içimi karartan konular istemiyorum.

Kitap çok sade bir dille oldukça derinlemesine araştırılarak yazılmış. Öyle anlamsız edebi ve sanatlı kelimelerle dolu değil ve size İstanbul'un bir zamanından hoş bir kesit veriyor.

Zonaro sergisini gidip gezin. Pek çok eser ressamın ailesine ait ve İtalya'dan gelmiş. Kitaptan da mutlaka alın, zira Istanbul yaşamını sizlere yansıtıyor.


Sevgi'nin Diviti
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Kıbrıs'ta son tango...
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  İyi ki doğdun Avniiii
 
    Ali Atıf BİR
  Hıncal Uluç ve Haşmet Babaoğlu biraz harcanmış!
 
    Ayşe ARMAN
  Benim görevim Caner'i bu gezegene indirmekti
 
    Bekir COŞKUN
  Ağaçların dili yok
 
    Doğan HIZLAN
  Hiç gocunmadan kabul ettiğim armağanlar
 
    Doğan ULUÇ
  Maymun suratı Tanrı’dan, ben ne yapayım
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Tüccar danışman Cüneyd Zapsu, PKK gazetesinde
 
    Enis BERBEROĞLU
  2'nci iznin adresi NATO mu yoksa TBMM mi?
 
    Erkan ÇELEBİ
  Japon suşi girdi sinema ‘kapalı gişe’ye döndü
 
    Ferai TINÇ
  Mersin Limanı’nda bekleyen viski
 
    Gila BENMAYOR
  Davos’ta keşkelerin listesidir
 
    Hadi ULUENGİN
  Kim çekilmez?
 
    Yurtsan ATAKAN
  Yüzde yüz yüz yüze
 
    Murat BARDAKÇI
  Bir önceki A takımı tasfiyesi bize Rumeli’yi kaybettirdi
 
    Pakize SUDA
  Aşmış aşçılar
 
    Sedat ERGİN
  AKP, Dışişleri'nden ne istiyor?
 
    Tuğrul ŞAVKAY
  2002'nin yemek kitapları
 
    Uğur CEBECİ
  Binalar uçaklara direnecek
 
    Yalçın BAYER
  İkimiz de futbolcuyduk
 
    Yalçın DOĞAN
  Dev Çinlinin NBA Pazarı
 
    Özdemir İNCE
  Ye’cuc ve Me’cuc
 
    Oğuz ARAL
  Üfür Fahri üfür!..
 
    Esat YILMAER
  Faulleri atamazsan
 
    İbrahim Bilik
  Küba'dan bir rom klasiği: Havana Club
 
    Şükrü KIZILOT
  Olmayan yasa 22 yıldır uygulanıyor!
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2003 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com