26/01/2003 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Yazarlar
26.01.2003
Hadi ULUENGİN
Kim çekilmez?
  
huluengin@hurriyet.com.tr
 

BENİMLE yaşanılmazmış.

Yaşamak ne kelime, mekanların ayrı kalacağı bir aşna fişne hayatı bile çekilmezmiş.

Bunları, iki-üç aydır tanıdığım bir hatun kişi söylüyor.

Fesüphanallah!

*

BİR kere, ‘‘benimle yaşamaktan’’ (!) bahseden kim?

Daha neler, oldu olacak bari kötü mızıkanın bir o kadar kötü çalacağı ‘‘La Cumparsita’’yla dans eder taklidi yaparak ve ‘‘nezih davetliler’’e (!) sahte mutluluk tebessümleri dağıtarak, falanca ‘‘aile düğün salonu’’nun fiks menülü masaları önünde evlenivereyim.

Boy boy çocuklarım da babalarına sevgilileriyle eşlik ederler.

Tekrar fesüphanallah!

*

ANCAK sanmayın ki söz konusu kadın benim ‘‘yaşanılmaz’’ (!) veya ‘‘çekilmez’’ (!) olmamı saygısızlığıma, terbiyesizliğime, egoistliğime veya maçoluğuma falan bağlıyor.

Böyle bir eleştirisi yok, çünkü zaten benim böyle densizliklerim yok. Olmadı da.

Aksini idda eden, günahının altından kalkamayacağı iftira atar.

Kendimi övmek gibi olmasın ama, yukarıdaki kötü sıfatların tam yüzseksen derece tersi erdemlere sahibimdir.

Ve Allah'ı var, sözünü ettiğim kadın da bütün bunları kabulleniyor.

*

EFENDİM, benim ‘‘yaşanılmazlığım’’ ve ‘‘çekilmezliğim’’ varoluş biçimimden kaynaklanıyormuş.

Çünkücüğüme, günlük yaşantımda uyarıcıyla uyutucu arasında durmaksızın gitgeller yaparak hem sıhhatimi berhava ediyormuşum, hem de ‘‘gerçek hayat’’ın (!) nimetlerini ıskalıyormuşum.

‘‘Artık, sıralıyor da sıralıyor:

Sabah kalkar kalkmaz gözünün çapağıyla şu kadar fincan espresso ve bu kadar paket cigara içiyorsun. Üstelik de bunları evinde değil, mahallenin avam kahvesinde yapıyorsun.

Akşam geliyor, bu defa kadehe sarılıyorsun. Yine kendi evinde değil, elalemin dirsek dayadığı ve her kadının sana öpücük yolladığı bar tezgahında zıkkımlanıyorsun.

Gece indiğinde ise uyuyamıyorsun ve avuç avuç hap yutuyorsun.

Bir nebze spor yaptığın ve biraz dağa bayıra yürüyüşe çıktığın yok.

Ayrıca, ne idüğü belirsiz şeyleri kemal-i afiyetle yemekten de hiç gocunmuyorsun.

Bütün bunlardan dolayı da bütçeni denkleyemiyorsun ve borç harçtan kurtulamıyorsun.

Laf aramızda da, dışarıdan bakınca terbiyelisin ama ‘‘eros fantazma’’ taleplerinde tam bir pespayesin.

Senin her şeyini anlık hazlarla süreklilik acıları arasındaki çelişki belirliyor.

Benim gibi bir kadının bunları ‘‘çekebilmesi’’ asla ve asla mümkün değildir!’’

Teşekkür ederim, inşallah bitmiştir.

*

‘‘ONUN gibi bir kadın’’mış. Peki, nedir bu ‘‘onun gibi bir kadın’’!

Tamam, kabul, fiziki olarak güzel. Hatta doğruya doğru, bayağı bayağı alımlı ve insanların gayr-ı ihtiyari dönüp baktığı ölçüde bir cazibeyle dolup taşıyor. Son derece de bakımlı ve estetik.

Orhan Veli şiirindeki yaşa gelmiş olmasına rağmen hala genç kız silueti taşıyor.

Fakat bu defa da ben sıralayayım.

Sabah altıda kalkıyor ve önce yüzme havuzuna sonra ‘‘aerobik’’ denilen işkenceye gidiyor.

Artık güzellik enstitüsü, her gün bilmem kaç saatini buralarda harcıyor.

Hadi bunu unuttuk diyelim, efendim, sabahları bırakın kahvenin ‘‘k’’sını, taze sütten ve yeni sıkılmış meyva suyundan başka tek bir yudum sıvı gırtlağımızdan geçemez!

Ancaaak, o sütün dahi mutlaka özel bir pastörize marka ve meyvanın da, suni gübre atılmamış ağaçtan yetişme ‘‘biyolojik’’ (!) olması gerekmektedir. Aksi takdirde dudak değdiremeyiz.

Gıdım gıdım tattığımız ekmek ise cavdar francalası olacaktır.

Eh, zaten hali vakti yerinde aileden geliyoruz ve boşandığımız kocamız da cömert nafaka ödemektedir, dolayısıyla tabii ki bütün bunların kaç papellik etiketler taşıdığını hiç düşünmedik.

Zaten rica ederim, herhalde ‘‘sinye’’ olmayan tayyör de giyecek değiliz.

*

SONRACIĞIMA, ‘‘hadi kalk lokantaya gidelim ve sakın ola, benim gibi bir züğürt cömertin yanında kredi kartına davranmaya falan kalkışma, cinayet çıkar’’.

Gittik ve hanımefendileri en hafif içkiyi dahi günah addettiğinden, garson bey leydimize bir domates suyu getiriver. Eh n'apalım, taze değilse konservesinden olsun.

Fakat ah şu cigara, ah şu cigara, bendenize zaten yemek sırasında ‘‘yasaklanması’’ bir yana, bütün müşterilerine de men etmek mümkün değil ya, ciğerlerimiz patlıyor efendim, ciğerlerimiz..

Ardından, ‘‘bak koca şarap şişesini tek başına bir solukta bitirdin, şimdi bir de kahveyle konyak içeceksin’’

‘‘Mideni düşünmüyor musun? Bir de hesabı düşün canım, sonra borçtan yıkılıyorsun’’

‘‘Tekrar ediyorum, lütfen herkesin ortasında bacağınla bacağımı okşama, utanıyorum’’

‘‘Hem tenis kulübünden tanıdığım falancalar yan masada oturuyor; hem de sana daha önce söyledim, senin o bar tezgahında orasını burasını mıncıkladığın kadınlardan değilim’’

‘‘Hayır, yarın sabah çok erken yürüyüşe çıkacağımdan şimdi hemen yatmaya gideceğim ve seninle gelemem. Zaten beni eros bebeği gibi kullanıyorsun’’

‘‘Ama benim seninle gerçekleştirmek istediğim tasavvurlar olmasına aldırmıyorsun’’
, falan filan.

*

BENİMLE ‘‘yaşanılmazmış’’ ve ben ‘‘çekilmezmişim’’.

Sevsinler ve dinime küfreden bari Müslüman olsa!


Hadi ULUENGİN
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Kıbrıs'ta son tango...
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  İyi ki doğdun Avniiii
 
    Ali Atıf BİR
  Hıncal Uluç ve Haşmet Babaoğlu biraz harcanmış!
 
    Ayşe ARMAN
  Benim görevim Caner'i bu gezegene indirmekti
 
    Bekir COŞKUN
  Ağaçların dili yok
 
    Doğan HIZLAN
  Hiç gocunmadan kabul ettiğim armağanlar
 
    Doğan ULUÇ
  Maymun suratı Tanrı’dan, ben ne yapayım
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Tüccar danışman Cüneyd Zapsu, PKK gazetesinde
 
    Enis BERBEROĞLU
  2'nci iznin adresi NATO mu yoksa TBMM mi?
 
    Erkan ÇELEBİ
  Japon suşi girdi sinema ‘kapalı gişe’ye döndü
 
    Ferai TINÇ
  Mersin Limanı’nda bekleyen viski
 
    Gila BENMAYOR
  Davos’ta keşkelerin listesidir
 
    Yurtsan ATAKAN
  Yüzde yüz yüz yüze
 
    Murat BARDAKÇI
  Bir önceki A takımı tasfiyesi bize Rumeli’yi kaybettirdi
 
    Pakize SUDA
  Aşmış aşçılar
 
    Sedat ERGİN
  AKP, Dışişleri'nden ne istiyor?
 
    Tuğrul ŞAVKAY
  2002'nin yemek kitapları
 
    Uğur CEBECİ
  Binalar uçaklara direnecek
 
    Yalçın BAYER
  İkimiz de futbolcuyduk
 
    Yalçın DOĞAN
  Dev Çinlinin NBA Pazarı
 
    Özdemir İNCE
  Ye’cuc ve Me’cuc
 
    Oğuz ARAL
  Üfür Fahri üfür!..
 
    Esat YILMAER
  Faulleri atamazsan
 
    İbrahim Bilik
  Küba'dan bir rom klasiği: Havana Club
 
    Sevgi'nin Diviti
  Zonaro’nun kapısına bir levha asmalıyız
 
    Şükrü KIZILOT
  Olmayan yasa 22 yıldır uygulanıyor!
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2003 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com