|
NEDENSE politikacıların, iktidara gelir gelmez akıllarına önce ormanları satmak geliyor. Zaten ormanları koruyacak adamı Orman Bakanı yapmazlar, ormanları satacak adamı ‘‘Bakan’’ yaparlar.
Ne zaman bir Orman Bakanı görsem, bana ceketinin altında bir balta saklı gibi gelir.
Nedense konuştuklarında dozer sesi duyarım.
‘‘Sayın beyefendi, acaba ormanların korunması...’’
Yanıtlar:
‘‘Gırrrgghhh...’’
*
Orman bırakmadılar.
Seçimi kazanınca boşaltılmış devlet kasasını doldurmak için... Seçim yaklaşınca da seçmene rüşvet olarak dağıtmak için, elli yıldır ormanları yok edip tükettiler.
Tüm iktidarlar aynı şeyi yaptılar.
Ormanlar tabii ki savunmasız.
Dili yok.
En büyük düşmanları, onları korumakla görevli olanlar ve içlerinde yaşayan köylüler olunca hele...
Ne ağaçlar dilekçe verebilir...
Ne de yaprakların çığlığı var.
*
İşte yeni Orman Bakanı Osman Pepe diyor ki:
‘‘Türkiye'de orman özelliğini kaybetmiş 500 bin hektar arazi var. Sultanbeyli ve Beykoz gibi yerler. Buralara tapu vermeliyiz. Buralarda çok ciddi milli servet yatıyor. Böylece devlet en az 23 katrilyon lira gelir elde edecek...’’
Birincisi; Orman Bakanı, ormanı milli servet saymıyor.
İkincisi; bu ormanları kesip yakmayanlara da ‘‘yapın’’ demek.
Üçüncüsü; bakanın sözünü ettiği yerler, genelde tarikatlarla iç içe girmiş AKP'li belediyelerin mahalleler kurduğu yerler.
Dördüncüsü; Orman Bakanı'nın işi orman satmak değil, korumak olmamalı mı?..
Beşincisi; verdiği rakamlar tümüyle yanlış, İstanbul Orman Mühendisleri Odası yalanladı.
Altıncısı; bu dediği Anayasa'ya aykırı.
*
Anlaşılan işimiz var.
Umarım vicdanı ve aklı olan insanlar, çevreciler, odalar ve toplum örgütleri buna -bu kez- izin vermezler.
Ağaçların dili yok... |