18/01/2003 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Türkiye
Piyasanet
Yeni-ekonomi
Dünya
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Yeni-ekonomi
18.01.2003
Ege CANSEN
Bütün, parçalardan ibaret değildir
  
ecansen@hurriyet.com.tr
 

İNSANIN hayatı aramakla geçiyor. Aradığını bazen buluyor, bazen bulamıyor.

Çocuk, ana rahminden çıkar çıkmaz, telaşlı, huzursuz ve sinirli bir şekilde, hayatta kalmasını sağlayacak gıdayı arıyor. Memeyi bulunca emiyor, karnını doyuruyor, rahatlıyor, huzura kavuşuyor ve uykuya dalıyor. Ta ki, yeniden acıkıncaya kadar. Çocuğun aklı fikri beslenmekte. Ne bulsa ağzına götürüyor. Çünkü, hem yaşaması hem de büyümesi için gıda alması gerek. Beslenmek benim de ‘‘hak’’kımdır diyor. Yani insan, doğumundan itibaren hakkını arıyor, bu süreç bir ömür boyu sürüyor. Bebek nasıl ilk hakkını ‘‘annesinden’’ istiyorsa, insan hayatı boyunca da ihtiyacı olan her şeyi ‘‘başkalarından’’ talep ediyor. Bebeğin gıda hakkını alması için, annenin besleme vazifesini yerine getirmesi gerekiyor. Vazifesini yapmayan anneden, çocuk hakkını alamıyor. Çocuk büyüyor, talep ettiği haklar çeşitleniyor. Haklarını alması için, yeni vazifeliler bulması gerekiyor. Vazife yapılmazsa, haklar alınamıyor. Bu vazifeliler de insan, onlar da haklarını arıyor. Hakkını arayan birey, topluma ‘‘vazifeni yap’’ diyor. Toplum da bireye ‘‘Sen vazifeni yap’’ diye karşılık veriyor. Bazıları ‘‘Gözlerimi kaparım, vazifemi yaparım’’ derken, uyanık olanlar ‘‘Gözlerimi açarım, hakkımı alırım’’ düsturunu benimsiyor. Vazifeler yapılmadıkça, haklar bir türlü alınamıyor.

Bedenin hakkını almakta zorlanan ‘‘ben’’, çareyi ‘‘hakikati’’ aramakta görür. Karşısına çıkan oluşumun içinde hakkına rastlamazsa, o hakikati reddeder. İçinde hakkını bulduğu şeye ‘‘İşte hakikat budur’’ der. Herkes hakkını farklı bir hakikatin içinde bulduğundan, ortaya birden fazla hakikat çıkar. Aradığı hakkını alamamaktan şikáyetçi olanlar, bu sefer de bulduğu hakikati başkalarına kabul ettirmekte müşkilata uğrar. Sonunda, ‘‘Mutlak hakikat yoktur, izafi hakikat vardır’’ hükmüyle toplumsal barış sağlanır.

Çoklu hakikate inanmaktan azap çekmeye başlayan insan vicdanı, tek hakikati yani ‘‘hakkı’’ aramaya başlar. Hakkı aramaya başlamadan önce, ‘‘beden’’i ve ‘‘ben’’i dizginlemek gerekir. Hakka yaklaşmanın ilk emaresi, evrenin ‘‘tek bir bütün’’ olduğunu idrak etmektir. Hakkı bulmak, kolaydır. Çünkü hakkın işaretleri, evrenin her oluşumunda çıplak gözle görülebilir. Ama hakkı idrak çok zordur. Çünkü, bu işaretleri yerli yerine oturtup ‘‘bütünü’’ oluşturmak emek ve yetenek ister.

* * *

İktisatta hakikatleri değil, ‘‘hakkı’’ arayanlardan Hayek, ‘‘İktisat, insan yapması değildir, ama içinde insanlar vardır’’ (Economics is not man made, but there is men in it) demiştir. Her geçen gün, Hayek'in bu sözü niçin söylediğini daha iyi anlıyorum. Çünkü genel kabul görmüş yanlışa göre ‘‘İktisat insan yapmasıdır ve içinde insan yoktur’’. İktisadi meselelerin sebebini bulmaya ve onları çözmeye çalışırken bu tanımdan yola çıkılınca bir yere varılamıyor. Bu yüzden tüm insanlarda ve özellikle siyasilerde, iktisadi meselelerin çözümünü, bozuk televizyonu tamirciye götürmek gibi, birilerine ihale edip sonra da bildiğini okumak gibi davranışlara rastlanır. Uzmanların iktisada katkısı asimetriktir. Mesela kötü bir Merkez Bankası Başkanı, tek başına iktisadi kriz çıkarabilir, ama iyi bir Merkez Bankası Başkanı, tek başına çıkmış bir krizi çözemez.

SON SÖZ: Bütünü bilmeyen usta, parçayı kullanamaz.


Ege CANSEN
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Bu nasıl mücadele?
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  İlginç bir kızarmış sucuk olayı
 
    Ayşe ARMAN
  Erkek olduğum için vicdan azabından ölmek üzereyim
 
    Ayşe  ÖZEK KARASU
  Av palavraları Taş Devri'nde başlamış
 
    Bekir COŞKUN
  İkinci kapkaç affı...
 
    Cüneyt ÜLSEVER
  Meseleleri tersten okumak
 
    Doğan HIZLAN
  Anadolu topraklarında 8 bin yıllık defile
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  İki ayrı Tercüman... Ve bizim medya!
 
    Erdal SAĞLAM
  Savaşla ekonominin kurtulmayacağı görüldü
 
    Fatih ALTAYLI
  Oldu mu Ergun Babahan!
 
    Hadi ULUENGİN
  Fiat'ın sorusu
 
    İlter TÜRKMEN
  Saat tıklıyor
 
    Kanat ATKAYA
  Fener kupayı alır
 
    Pakize SUDA
  Hafifin hafifi
 
    Tufan TÜRENÇ
  Tarihimizdeki flu olay aydınlanıyor
 
    Tolga AKYILDIZ
  Yaşar’ın sevdiği aranjmanlar
 
    Yalçın BAYER
  ‘Koruma’nın güvencesi açıklıktır
 
    Yalçın DOĞAN
  CHP.com.tr Marx.com.tr
 
    Güzin  Abla
  İçimdeki intikam ateşini söndüremiyorum
 
    Vedat OKYAR
  Zaman yalan söylemez
 
      
Mehmet Ali BİRAND
  Türkiye, doğrusunu yapıyor...
 
    Şükrü KIZILOT
  Vergi Barışı ne getiriyor ne götürüyor
 
    Figen BATUR
  Dört düvelden dört ahçısı, fuzyon yenir diyen garsonlarıyla Lokal, komik bir lokanta
 
    Nora ROMİ
  Nasıl bir kaynana olacağım
 
    Pako'nun Sayfası
  İyi insanlar...
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2003 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com