18/01/2003 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Yaşam
18.01.2003
Bu albüm belki de son albümüm
 

Şermin SARIBAŞ

Zerrin Özer, herhalde Türkiye'nin gördüğü tek zenci gırtlağına sahip kadın vokalidir. Sesi de kendi de heybetlidir. Biraz acıların kadını sendromu olsa da, bu sendromdan çıkamasa ve hatta nerdeyse bunu sevse de, o her zaman Zerrin Özer'dir ve uslanmaz deli gönlümüzde ona ayıracak yer, her zaman vardır.

Yıllarca yorumlarıyla şarkılarını beynimize kazıdı, sonra da üst üste yaşadığı talihsizliklerle hayatımızda yer etti. Hayatı kullanma kılavuzu gibi hep yanında taşıdığı annesi birden hayatından çıkınca, sudan çıkmış balığa döndü. Çünkü o annesiz yaşamak nedir bilmiyor, zaten böyle bir şeyi de düşünmüyordu. Ardından çok sevdiği insanları birer ikişer trafik kazalarında kaybetti, gençliğinde uğradığı tecavüzse başlı başına bir travmaydı. E, biraz da depresyona meyilli olunca gelgitler yaşaması zaten kaçınılmazdı. Zerrin Özer şimdilerde, 'Ölürüm Ben Sana' albümü, rengini ve boyunu hiç değiştirmediği sarı saçlarıyla yine karşımızda. Bir de Cuma ve Cumartesi geceleri İstanbul Baltalimanı'ndaki Oba'da sahneye çıkıyor. Yaşadığı talihsizlikleri tarihe gömmesini ve başkalarından önce kendi kendinin kıymetini bilmesini diliyoruz. Zaten kendi de itiraf ediyor, ‘‘Ben Zerrin Özer olduğumun farkında bile değilim’’.

O kadar trajediden sonra artık iyi misiniz? Ruhunuz rahat ve dingin mi?

- Hayatımdan sansürü kaldırdığım için iyiyim. Beni üzen bir şeyi artık biriktirmiyorum, hemen o anda hallediyorum. Ama bende öyle bir iyi niyet var ki, suistimal edilmek için kendim ortam hazırlıyorum.

Keskin virajlardan geçtiniz? Kontrolden çıkmamayı nasıl başardınız? Başardınız mı?

- Ne kadar kuvvetli olduğumu bana yine yaşam öğretti. Annem bana, annesiz yaşamayı öğretmemişti. Hayatın acılarını bilmiyordum. Annemin ölümü büyümeme neden oldu. Taptığım kadın 80 kilodan 11 kiloya düşünce, ondan önce nelere üzülür, nelere ağlarmışım çok hayıflandım. Annemin öleceği gece çok ilginç bir şey olmuştu, hálá bunun bir açıklamasını bulamıyorum. Annem rahatsız olmasın diye telesekreterimin sesini kısardım. Yan odaya geçtiğimde telesekretimi açtım, kimler aramış diye. Bir baktım annemin olağanüstü iyi zamanlardaki sesiyle bir not: ‘‘Zerrinciğim, Zerriiin, benim güzel kızım’’ diyor. Annem ikibuçuk yıldır konuşamıyor, gözle temas bile kurmuyordu. Ve o kaset ikibuçuk yıldır dönüp duruyordu, üstüne yüzlerce kayıt yapıldı. Annemin o sesi nasıl oldu da silinmedi anlayamıyorum. O gün, ‘‘annem bana konuşamasa da bir mesaj veriyor, bugün ölecek’’ dedim. Odasına gittim, konuştum onunla, fotoğraflarını çektim. Sonra odama çekildim ve o gece annemi kaybettim.

Janis Joplin deyip başka bir şey demeyen, eli kolu bileziklerle dolu hafif uçuk kadın, hayatı kaç kere sıfırlayıp, yeniden start aldı?

- Çok kere. O tatsız olay olunca (uğradığı tecavüzü kastediyor) benim hayatım, özelim parçalandı. Kendime gelmem yıllarımı aldı. Ben artık biraz kendimi yaşamak istiyorum. Bu albüm belki de son albümüm.

Son albüm de ne demek oluyor? Müziği mi bırakıyorsunuz?

- Medya yüzünden bırakacağım. Bayramda Kıbrıs'taydım, sahnede kendimden geçmiş şarkı söylüyordum, kamera falan hiçbir şey yoktu. Sonra birden içeri kameralar daldı. Erdal Acar'la eşi gelmiş. Kameramanlardan biri bana, ‘‘Zerrin Hanım sizi şöyle kenara alabilir miyiz’’ dedi. Olacak şey mi bu?

İyi de bir kişi bunu yaptı diye müziği bırakmanız mı gerekiyor. Sizinkine pireye kızıp yorganı yakmak denir. Koca Zerrin Özer, bu yüzden mi müziği bırakacak?.

- İyi de bunu bana çok yaşatıyorlar. Ne yapacağım ben? Beni sevenlerime onlar götürüyor, seçimim yok ki. Ne acı bir şey, kendi saygınlığımı dileniyorum gibi. Bunu dile getirmek bile beni son derece sinirlendiriyor. Birgün öyle davrananlardan birini döveceğimi hissediyorum. Çekim yapıyorlar, sonra yayınlamıyorlar. O zaman benimle niye röportaj yapıyorsun? Beni niye yok sayıyorsun. Ben öldükten sonra, ‘‘bir Zerrin Özer vardı’’ diyecekler ama ben bunu yaşarken duymak istiyorum. Halktan anormal bir sevgi görüyorsun, öte yandan oradan bir saygı görmüyorsun. Birileri var Zerrin Özer'i sevmeyen ama bilmiyorum onlar kim. 22 yıldır bulamadım onları. Ama ne mutlu ki tek başıma ayaktayım yine de.

KAZIĞI AŞKLARIMDA ATTIM

Öyle bir haliniz var ki, sanki hep Zerrin Özer kazık yedi, hep o haksızlığa uğradı. İyi de hiç kazık atmadı mı? Masum mu?

- Aşklarımda kazık attım. Herkes bunun tersini zanneder. Aldatılan, terk edilen, hüsrana uğrayan Zerrin Özer'dir güya ama tam tersidir aslında. Maalesef aşklarımda çok kazıklar attım ve çok büyük terbiyesizlikler yaptım. Aldatmak falan değil ama giden bir beraberliği tak diye, istemiyorum deyip bitirdim.

Gönlüm kimi istediyse onunla oldum, hiç pişmanlık duymadım diyordunuz bir yerlerde. Uslan artık deli gönül diyecek misiniz bir gün kendinize?

- Uzun zamandır kimseyle beraber değilim, gönül işleriyle işim yok. Eski heyecanım kalmadı artık. Bir insana takıldım kaldım. Bir insanı hakikaten sevdim, beraber olduk ama olmadı. Öyle havada asıldı kaldı. Darbeli bir ilişkiydi ama ben istemeseydim o darbe de olmazdı. Böyle bir ilişkiyi ben istedim, sonucuna da fitim. Bu albümdeki ‘‘Ben seni değil, seni sevmeyi sevdim’’ şarkısı da zaten o insana yazılmış bir şarkıdır. Gerçek aşkta muhakkak bir günah vardır. İnsanların aşkla yaşaması için illa bir arada yaşaması gerekmiyor.

Erkekleri tavlamakta Zerrin Özer olmayı kullandınız mı hiç?

- Hiçbir zaman kullanmadım. Zaten bana sen Zerrin Özer olduğunun farkında bile değilsin diyorlar.

Sizde hiç hırs, hırçınlık görmedik. Bu sakinliğinizin kaynağı nedir? Yoksa biz mi yanılıyoruz, öyle değil misiniz?

- Hiç hırslı olmadım. Hayatımda hep önce canan, sonra can dedim. Ve bunun çok zararlarını çektim. Bir dönem hırslı olmuş olabilirim ama haris olmadım hiçbir zaman. Bana bu mesleği seçerken şunu sordular, mutluluk mu, bu meslek mi? Ben ikisinin de birarada gidebileceğini söyledim ve emindim. Ama birarada olmuyormuş.

Hayat sizi hangi noktaya, getirdi? Hayata karşı bir iddianız var mı?

- Hayata karşı bir iddiam yok. Ama kaybolmaktan çok korkuyorum. Zerrin Özer'in kaybolması beni bitirir. Zerrin Özer bir gün Türkiye'ye yurtdışından seslenecek ve o zaman bir takım şeyler yerine oturacak. Sesim, nefesim var olduğu sürece yurtdışında mutlaka bir single yapacağım. Tanrı bunu bana yaşatacak biliyorum.

Bir Bremen bir İstanbul'da yaşıyorsunuz. Ne oluyor? Burada doldurup orada boşaltıyor musunuz kafanızı?

- Hiçbir zaman yaşımın gerektirdiği şeyleri yaşamadım. Mesela bisiklete binmeyi bilmem, yapamadığım şeyleri yapmak istiyorum. Burda yokuşlar falan çok, orada becerebiliyorum bisiklete binmeyi. Ama üç tekerlekli! Orada ruhum dinleniyor. Büyükler için üç tekerlekli bisikletler Türkiye'de yok sanıyordum, meğer burda da yapılıyormuş. Burda da aldım bir tane. Silivri'deki evimde bineceğim ona da.


Kameraların önünde karıncalarla konuşurken görmüştük sizi birgün. Merak ettim, ne konuşmuştunuz onlarla?

- Jamsession yapıyorduk bir yerde. Ben de emprovize falan attırmıştım. Zurna gibi çıktım ordan, birkaç karınca gördüm; ‘‘kurban olurum size, kışın da çalışırlar, yazın da çalışırlar, ah ben sizi yerim’’ dedim. Sonra herkes ‘‘ooo Zerrin Özer karıncalarla konuşuyor’’ diye haber yaptı. Kötü birşey mi yaptım? Ortalığa sataşmadım, küfür etmedim, rezillik çıkarmadım. Karıncalarla konuştum sadece.


GÖRECEKSİNİZ, BİR GÜN MİNİ ETEK GİYECEĞİM

Tığ gibi bir kadın olma hayaliniz oldu mu hiç?

- Olmaz olur mu? Televizyonda direkt kadınların vücuduna bakıyorum, sinir ya... Ama çok tığ gibi olmayı istemezdim. Mesela Aşkın Nur Yengi'nin vücudunu çok beğeniyorum. Balık eti olayım isterdim.

Kilolardan dolayı hangi kılıkları giyememek içinizde kaldı?

- Blue jean bir mini etek, kovboy çizmesi ve göbeği açıkta bırakan bir bluz. Bir gün onu da yapacağım, göreceksin.

KENDİNİ YAZIYOR

Bazen kasete okuyorum, bazen notlar alıyorum. Keşke lütfetse de Ayşe Kulin yazsa, çok güzel biyografi yazıyor. Kendime torpil geçmeyeceğim, objektif yazacağım. Hatalarımla, doğrularımla neysem onu yazacağım.

TARKAN’A ÖLÜYORUM

O beni tanımıyor ben de onu tanımıyorum, hiç tanışmıyoruz ama Funda Arar'ı ses olarak beğeniyorum. Işın Karaca, çok aklı başında, yavaş yavaş çok güzel adımlar atıyor. Tarkan'a ölüyorum. Ayağından saçının teline kadar bu adamda sahne elektriği var, herşeyi var.

İNSAN GEÇMİŞİNE BU KADAR AYIP ETMEZ

Kara kalem resim yaparım, bir tanesini de saklamam. 22 senelik profesyonel hayatımda sakladığım özel hiçbir şeyim yok. Bir altın plağım bir yerde, öteki başka bir yerde. İnsan kendi geçmişine bu kadar ayıp eder mi, ben ediyorum.

SEVMEMEM GEREKEN İNSANLARI DA SEVİYORUM

Zaman zaman kabuğuma çekilir, kimseyi sokmam hayatıma. En sevdiğimi bile aramam. Kendimle sorunum varsa, kimseye yük olmamak için üç ay evden çıkmayabilirim. Yardımcım, şöforüm, asistanım benim ailem. Şımarıklık yaptığım dostlarım yok değil, mesela Selahattin Erhan'a çok şımarırım. Şefkate çok ihtiyacım var, sevgiye açım. Bu yüzden sevmemem gereken insanları bile çok seviyorum. Annem o yüzden bana kızardı; ‘kızım o da iyi, bu da iyi, hiç mi kötü yok bu insanlar arasında’’ derdi. Benim çalışanlarım benim ailem. 



Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2003 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com