  |
| |
3- Etibank ile ilgili olarak Dinç Bilgin ve Sabah Grubu'ndan yeterli teminatlara dayanan bir ödeme planı alındı mı? Etibank'ın alacakları nasıl tahsil edilecek? Dinç Bilgin'in yanı sıra konuyla ilgili diğer şahıslar hakkında alacak takibi ve suç duyurusu konularında harekete geçildi mi?
- Fon Yönetim Kurulu tarafından, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun 27.10.2000 tarih ve 2000/86 sayılı kararı ile yönetim ve denetimi Fon'a devredilen ve Bankalar Kanunu hükümlerine göre hisseleri Fon'a intikal eden Etibank A.Ş.'nin eski hakim ortakları Dinç Bilgin, Önay Şevket Bilgin, Güler Bilgin, Esra Bilgin Polley, Cliffrod Holmes Polley, Medya Sabah Holding A.Ş., Medya Holding A.Ş. ve Bilgin Holding A.Ş.'nin talepleri üzerine 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun'un 48'inci maddesi hükmü çerçevesinde tecil ve taksitlendirme talepleri kabul edilmiş, ancak amme borçlularının 14.11.2001 tarihli yazımızla bildirilen teminat ve ödeme koşullarını yerine getirmemeleri nedeniyle kendilerine 18.02.2002 tarihli yazımız ile anılan kanunun 48'inci maddesinde belirtilen 30 günlük süre verilmiş ve ödemelerin gerçekleştirilmesi ile teminatların tamamlanması istenilmiştir. Bu süre içerisinde borçluların yazımızın gereğini yerine getirmemeleri üzerine tecil talepleri reddolunmuştur.
Tecil talepleri red olunan Medya Holding A.Ş. ve Bilgin Holding A.Ş. tarafından, İstanbul 2. İdare Mahkemesi'nde açılan davalarda yürütmeyi durdurma talepleri kabul edilmiş, Fon tarafından İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nezdinde itirazda bulunulmuş, ancak bu itiraz reddedilmiştir.
Yürütmeyi durdurma kararının sonucunda, tecil ve taksitlendirme işlemine tekrar geri dönülmesinin gereği olarak borçlulara hitaben yazılan 19.09.2002 tarihli yazımızla eksik kalan şartlar ve teminatların tamamlanması, teminat olarak önerilen bütün menkul, gayrimenkul mallar ile her türlü hak ve alacaklar üzerindeki takyidatların kaldırılması ve ödeme planında 25.12.2001 itibariyle ödenmesi gereken 37.260 milyar TL.'nın tecil faiziyle beraber 56.896 milyar TL. olarak ödenmesi istenmiş ve işlemlerin tamamlanması ve ödemenin gerçekleştirilmesi için borçlulara mevzuat gereği 30 günlük bir süre daha verilmiş, ancak borçluların yükümlülüklerini bir kez daha yerine getirmemeleri nedeniyle Fon Yönetim Kurulu tarafından 9.12.2002 tarihinde, 6183 sayılı Kanun'un 48'inci maddesi gereğince uygulanan tecil ve taksitlendirmenin reddedilmesi, borçlular hakkında aynı Kanun'un cebren takip ve tahsil hükümlerinin uygulanması hususunda karar alınmıştır.
Tecil ve taksitlendirme dönemi içerisinde 6183 sayılı Kanun kapsamında takip işlemleri devam etmiş olup, Türkiye çapında mal varlığı araştırması ve haciz bildirimleri yapılmış, borçluların tespit edilen araçlarına, gayrimenkullerine ve banka hesaplarına hacizler konulmuştur.
Hakim ortakların tecil ve taksitlendirme şartlarına uymaması neticesinde amme borcuna şahsi kefil olan şirketler hakkında da 6183 sayılı Kanun'un amir hükümleri gereğince gerekli işlemler başlatılmış, borçlu ve kefillerin isim, imtiyaz hakları ile markaları dahil tespit edilen varlıklarına haciz konulmuştur.
Türklerin yurtdışında 65 milyar doları var
4- Bir konuşmanızda yurtdışında Türklere ait 65 milyar dolar bir para olduğunu söylemiştiniz. Mevkiniz itibariyle vermiş olduğunuz bu bilginin ciddi bir istihbarata ve belgelere dayandığını düşünüyorum. Vermiş olduğunuz bu bilginin doğru olduğunu kabul etmemiz gerektiğine göre bu para yurtdışına legal yollardan mı transfer edilmiştir? Vergisi ödenmiş midir? Bu paranın banka borç tahsilatlarıyla ne gibi bir ilgisi vardır?
- Yurtdışında Türklere ait 65 milyar dolar bulunduğu yabancı bankacıların bu konudaki istihbaratları neticesinde tarafıma iletilen bilgilere dayanarak ifade edilmiştir. Sözkonusu tutarın yurtdışına yasal yollardan çıkartıldığını düşünmekle birlikte, bankacılar tarafından yapılan istihbaratın detayına vakıf olmadığımdan ötürü net bir şey söylemek mümkün bulunmamaktadır. Nitekim, mevzuatımızda yurtdışına havale gönderilmesi ile ilgili bilgi verme mecburiyeti dışında başka bir engel bulunmamaktadır. Konu ‘‘Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar’’ ile düzenlenmiş bulunmakta ve sözkonusu karar Hazine Müsteşarlığı ile Merkez Bankası tarafından yürütülmektedir. Yurtdışına yapılan havalelerin vergilerinin ödenip ödenmediklerini bankalar araştırmak durumunda olmadıkları gibi, öyle bir imkána da sahip değillerdir. Bahse konu tutarın banka borç tahsilatları ile dolaylı olarak ilgisi bulunmaktadır. Şöyle ki; bu tutar yurtdışında mevduat olarak plase edileceğine, kısmen veya tamamen yurtiçinde kullanılsa, doğrudan şirketler veya şirketlerin ortakları tarafından şirket bilançolarına aktarılacak, şirket bilançoları daha sağlıklı ve güçlü bir yapı arz edecek ve borç-özkaynak dengeleri daha sağlam temeller üzerine kurulacaktır. Böylece, hem bu şirketlerin muhtemel yeni finansman ihtiyaçları bankalar tarafından daha kolay karşılanabilecek, hem de geri ödenmeyen krediler azaltılarak daha iyi işleyen bir ekonomi yaratılabilecektir.
CHP, İş Bankası'nın kárından pay almıyor
5- Anayasamızın 69 maddesi 'Siyasi partiler ticari faaliyette bulunamaz'demesine rağmen, İş Bankası'nda Cumhuriyet Halk Partisi'nin hissesi vardır ve yönetim kurulunda dört kişiyle temsil edilmektedir. Bu durum BBDK tarafından makul kabul edilmekte midir? Siyasi parti temsilcilerinin bankanın verdiği kredilerin altına imza atmasını BBDK nasıl karşılamaktadır?
- Bilindiği üzere, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) kendisine intikal eden ve ‘‘Atatürk Hisseleri’’ olarak bilinen hisseler nedeniyle T. İş Bankası A.Ş.'nde % 28 paya sahip bulunmaktadır ve Banka Yönetim Kurulu'nda 4 üye ile temsil edilmektedir. Ancak CHP sahip olduğu hisse oranı ve yönetim kurulu üyelikleri ile bankanın yönetiminde çoğunluğu oluşturmamaktadır. Dolayısıyla kullandırılan krediler de dahil bankanın faaliyetlerine ilişkin kararların yalnızca CHP tarafından atanan yönetim kurulu üyelerinin aynı yöndeki oyları ile alınması mümkün bulunmamaktadır. Hukuken bankanın ortağı olan bir tüzel kişiyi temsilen yönetim kurulunda yer alan üyelerin yönetim kurulu kararlarında imza ve sorumluluklarının bulunması ise normal karşılanmalıdır.
Diğer taraftan CHP'nin İş Bankası'ndaki ortaklığının Anayasa'ya aykırı olup olmadığı hususunda tereddüte düşüldüğü anlaşılmaktadır. Ticari faaliyette bulunan gerçek ve tüzel kişilerin amacı yürüttükleri faaliyetlerden kár sağlamaktır. CHP ise bankadaki ortaklık paylarının sağladığı haklardan yönetim ve denetim hakkını kullanmakta olup, banka faaliyetleri sonucunda oluşan kárdan pay almamaktadır.
YARIN: Pamukbank parasını isteriz |