|
ÇOCUKLUĞUMUZDA bir oyun oynardık:
Kelimeleri ve hatta cümleleri tersten okumak!
Gazetelerde veya kitaplarda bulduğumuz zor bir cümleyi kim önce tersten okuyacak diye yarışırdık.
Oyun oynarken tersten okuyoruz da, düşünce üretirken sorunlara tersten bakmayı beceremiyoruz.
* * *
Olası Irak Savaşı'na da, Kıbrıs meselesine de tersten bakamıyoruz.
Irak Savaşı'na müdahil olmanın nelere mal olabileceğini ölçüyor, tartıyoruz da; savaşa katılmamanın maliyetini hiç konuşmuyoruz.
Kıbrıs meselesini çözmenin/taviz vermenin nelere mal olacağını, çok iyi ölçüyoruz da, Kıbrıs meselesini çözmemenin maliyetlerini neredeyse hiç konuşmuyoruz.
* * *
Gelin bugün bu iki konuda da tersten okuma jimnastiği yapalım:
IMF Başkan Yardımcısı A. Kruger ‘‘IMF'nin Türkiye'ye verececeği kredilerde Irak Savaşı'nın maliyetlerini de göze alacaklarını’’ söylüyor.
Bu cümle aynı zamanda ‘‘Ama savaşa katılmazsanız avucunuzu yalarsınız, IMF'den zırnık alamazsınız!’’ demek değil mi?
‘‘Sizi 220 milyar $ borcunuzla baş başa bırakırız!' anlamına gelmiyor mu?
Biz ha bire ABD tekstil kotalarını arttırsın diye tepiniriz, ya kotalar tamamen (amborga) kapanırsa ne olur?
Kafkasları Afganistan işgali ile kuşatan, Irak'a bizsiz giren ABD, dünya enerji kaynaklarını istediği gibi denetimi altına aldıktan sonra, bizim enerji ihtiyaçlarımıza nasıl bakar? Bakü-Ceyhan Hattı ne olur?
ABD desteği kalkınca AB kapısı da kapanmaz mı?
* * *
Evvelsi gün Kıbrıs'ta ‘‘barış mitingine’’ katılan 50 bin insan, bazı gazeteciler ve siyasilerce, ‘‘hain’’ ilan edildiğine göre, aynı kişiler böylelikle nüfusunun 1/3'ünün hain olduğu bir yerin devlet olamayacağını da ilan etmiş olmuyorlar mı?
Denktaş'ın eli; 12 Aralık'ta Kopenhag'a gitmeyerek Rumların Kıbrıs'ta taviz vermeden AB'ye girmesini kendi elleri ile temin edince, zaten zayıflamış değil miydi?
Askerimizi Kıbrıs'tan çekmek istemiyoruz. Ancak Kıbrıs AB'ye girince, bizim askerimiz AB topraklarını işgal etmiş duruma düşmeyecek mi? AB muhtıra verirse, yine de Kıbrıs'tan çıkmayacak mıyız?
KKTC tanınmadığı için Rumlar, topraklarının gaspı iddiasıyla AİHM'de açtıkları davaları Türkiye aleyhine açıyorlar ve Lizidou davası örneği, kazanıyorlar.
Kıbrıs AB'ye girince, KKTC de AB içine girecek/tanınacak, ancak haklardan yararlanamayan bir bölge olacak. Dolayısıyla artık davalar Kıbrıs'taki Türk Bölgesi için açılabilecek.
250 bin Rum, Lizidou davasını içtihat kabul ederek, Türk kesimine dava açmayacaklar mı?
25-30 milyar $ tazminatı Rauf Denktaş dünürüne mi ödetecek?
TSK başta olmak üzere bazı kurumlar:
a) hem ‘‘AB'den yanayız’’,
b) hem de ‘‘Kıbrıs'ta taviz verilirse güneyimiz ve güneydoğumuz hasım unsurlar tarafından kuşatılabilir’’ diyorlar.
16 Nisan'dan itibaren Kıbrıs, katılmak istediğimiz AB toprağı haline geleceğine göre AB nasıl hasmımız olacak?
Yok, AB hasım ise neden aralarına katılmak istiyoruz?
Yok yok, hasım Yunanistan ise; AB dostumuz, ancak AB üyesi bir ülke aynı anda hasmımız olabilir mi?
Anlaşma olursa, Ada'da eşit miktarda asker bulunduracağız. Yunanistan sonradan su koyverirse, AB kendi toprağının -Kıbrıs bağımsız bir ülke olarak AB üyesi olacak- başka üye bir ülke tarafından işgaline göz mü yumacak?
Yunanistan işgale yeltenirse, biz nal mı toplayacağız?
Üstelik, Kıbrıs'a biz daha yakın değil miyiz?
* * *
Gelin bugün tersten okuma oyunu oynayalım! |