18/01/2003 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Gündem
18.01.2003
Ertuğrul ÖZKÖK
İlginç bir kızarmış sucuk olayı
  
 

SON günlerde hem gazetelerde hem televizyonlarda yayınlanan bir reklam dikkatinizi çekmiştir. ‘‘Reklam Özdenetim Kurulu’’nun kendi reklamı.

‘‘RÖK’’ Reklamcılar Derneği ile Reklamverenler Derneği'nin ortaklaşa oluşturduğu bir sivil toplum kuruluşu.

Amacı, yanıltıcı reklamların ya düzeltilmesini, ya da yayından kaldırılmasını sağlamak.

SUCUK OLAYI

Bütün tüketicileri, yanıltıcı reklamlar hakkında şikáyette bulunmaya davet ediyor.

Yani birer tüketici olarak, hepimizi yakından ilgilendiren bir kuruluş.

Geçtiğimiz günlerde işte bu kuruluşun önüne çok ilginç bir dosya geliyor.

Bütün medya olarak tartışmamız gereken bir olay var.

Olay şu.

Bir sucuk firmasının televizyonda yayınlanan bir reklam filmi var.

Açık bir alanda, kömür ızgarada sucuklar kızartılıyor.

İnsanda gerçekten yeme arzusu uyandırıyor.

Kurula gelen 500 başvurudan çoğu bu sucuk reklamı içinmiş.

Şikáyetler çoğunlukla, dar gelirli ailelerden geliyor.

Ve en büyük çoğunluğu da ev kadını olan annelerden.

Hemen hepsinin şikáyeti aynı.

‘‘Çocuklarımız bu reklamı görünce sucuk yemek istiyor, ama gelirimiz el vermediği için alamıyoruz.’’

Bu nedenle söz konusu reklamın yayınının durdurulmasını istiyorlar.

Anneler şikáyetlerinde haklı olabilir.

Ancak reklamda, tüketiciyi aldatan bir durum yok.

İş özendirmeye gelince, zaten dünyanın her yerinde reklamların amacı tüketiciyi özendirerek, o malı almaya teşvik etmek.

Reklam Özdenetim Kurulu bu şikáyetleri incelemiş.

AYKIRILIK YOK

Sonunda, ‘‘uluslararası reklam etiği’’ açısından aykırı bir taraf bulmamışlar.

Ama tabii iş bununla bitmiyor.

Ortada reklamın yarattığı bir ‘‘insani dram’’ söz konusu.

Bu durumda ne yapacaklar?

Sucuğu üreten kuruluşa bir mektup yazıyorlar.

Mektupta, yaptıkları reklamın etik açıdan yanlış bir tarafının bulunmadığını söylüyorlar. Ancak bazı ailelerde bu yönde bir hasassiyet bulunduğunu da bildiriyorlar.

Şimdi size bir soru:

Siz bu şirketin sahibi olsanız, bu reklamı yayından kaldırır mıydınız, kaldırmaz mıydınız?

Gerçekten çok zor bir soru.

Bir yandan ürettiğiniz ürünü sattırmak, ona pazarda başarı sağlamak zorundasınız.

YA VİTRİNLER

Ama bir yandan da, ‘‘Biz çocuğumuza bu sucuğu alamadığımız için acı çekiyoruz’’ diye sızlanan aileleri dikkate almak.

Bir yandan şirketinizin başarısı, öte yanda şirketinizin imajı.

Şimdi gelelim söz konusu şirketin ne yaptığına. Onlar bu reklamı yayından kaldırmayı tercih ettiler.

Bu olay Türk ekonomisi bakımından gerçekten çok hassas bir tartışmayı gerektiriyor.

Ben kendi görüşümü hiç sansürlemeden vereyim.

Türkiye'de ve dünyanın başka hiçbir yerinde şirketler böyle bir ikilem karşısında bırakılmamalıdır.

Çünkü ekonominin çarklarının dönmesi, büyümenin sağlanması için şirketlerin üretim yapması, ürettiklerini satması gerekir.

Reklamın varlık nedeni de budur.

‘‘Ben çocuğuma alamıyorum’’ duygusu elbette hazindir.

Ama bu duygulardan hareket edersek, Türkiye'de hiçbir ürünün reklamının yapılmaması gerekir.

Mesela çikolata reklamlarını tamamen kaldırmak gerekir.

Dondurma reklamlarını bir dakika durmadan iptal etmek gerekir.

Örnekleri çoğaltabiliriz.

Gençlerin arzu edebileceği giyim kuşam reklamlarını, herkesin iştahını kabartan otomobil ilanlarını, ne bileyim aklınıza gelebilecek her tür reklamı kökten iptal etmeliyiz.

Peki reklamları kaldırdık.

Vitrinleri, alışveriş merkezlerini, bakkalları ne yapacağız?

Yollardaki sandviççileri, dönercileri, hamburgercileri...

Peki böyle yaparsak, annelerin içindeki ıstırabı dindirebilecek miyiz?

Hayır...

Tam aksine, daralan ekonominin, duran fabrikaların, düşen tüketimin hesabını bu defa toplumun çok daha geniş kesimleri ödemeye başlar.

FATURA YANLIŞ

Dünyanın her yerinde ekonomilerin gerçeği budur.

Gelir dağılımındaki adaletsizliğin, ekonomideki kötü yönetimin faturasını ekonominin çalışan çarklarına kesmek, insanın kendi bindiği dalı kesmesidir.


Ertuğrul ÖZKÖK
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Bu nasıl mücadele?
 
    Ayşe ARMAN
  Erkek olduğum için vicdan azabından ölmek üzereyim
 
    Ayşe  ÖZEK KARASU
  Av palavraları Taş Devri'nde başlamış
 
    Bekir COŞKUN
  İkinci kapkaç affı...
 
    Cüneyt ÜLSEVER
  Meseleleri tersten okumak
 
    Doğan HIZLAN
  Anadolu topraklarında 8 bin yıllık defile
 
    Ege CANSEN
  Bütün, parçalardan ibaret değildir
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  İki ayrı Tercüman... Ve bizim medya!
 
    Erdal SAĞLAM
  Savaşla ekonominin kurtulmayacağı görüldü
 
    Fatih ALTAYLI
  Oldu mu Ergun Babahan!
 
    Hadi ULUENGİN
  Fiat'ın sorusu
 
    İlter TÜRKMEN
  Saat tıklıyor
 
    Kanat ATKAYA
  Fener kupayı alır
 
    Pakize SUDA
  Hafifin hafifi
 
    Tufan TÜRENÇ
  Tarihimizdeki flu olay aydınlanıyor
 
    Tolga AKYILDIZ
  Yaşar’ın sevdiği aranjmanlar
 
    Yalçın BAYER
  ‘Koruma’nın güvencesi açıklıktır
 
    Yalçın DOĞAN
  CHP.com.tr Marx.com.tr
 
    Güzin  Abla
  İçimdeki intikam ateşini söndüremiyorum
 
    Vedat OKYAR
  Zaman yalan söylemez
 
      
Mehmet Ali BİRAND
  Türkiye, doğrusunu yapıyor...
 
    Şükrü KIZILOT
  Vergi Barışı ne getiriyor ne götürüyor
 
    Figen BATUR
  Dört düvelden dört ahçısı, fuzyon yenir diyen garsonlarıyla Lokal, komik bir lokanta
 
    Nora ROMİ
  Nasıl bir kaynana olacağım
 
    Pako'nun Sayfası
  İyi insanlar...
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2003 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com