|
Ahmet SEVER
TÜRKİYE'de, AB üyeliğini hararetle savunanlar, bazıları tarafından ‘‘kompleksli’’ olmakla suçlanıyor. ‘‘Türkiye'nin AB olmadan demokratikleşmeyeceği, kalkınamayacağı, yani dış dinamikler olmadan uygarlaşamayacağı kompleksi’’nden söz ediliyor.
Geçmişte, Yunanistan, İspanya ve Portekiz, AB yoluyla demokratikleşmekten ve kalkınmaktan ‘‘kompleks’’ duydular mı? Doğu Bloku'nun çöküşünden sonra, merkezi ve Doğu Avrupa ülkeleri, daha demokratik düzeye ulaşmak ve kalkınmalarını hızlandırmak için AB kriterlerine uyum sağlarken benzer ‘‘kompleks’’e kapıldılar mı?
Kesinlikle hayır!
Üstelik, bizim açımızdan bakıldığında yakın geçmişte yaşadıklarımız, ‘‘AB olmadan demokratikleşme sürecinde mesafe alamadağımız’’ gerçeğini ortaya koymadı mı? Şayet, AB'ye üyelik süreci ve takvimi olmasaydı, son iki yılda atılan adımlar atılır mıydı?
BOZUK İMAJ
Hem insan hakları alanında evrensel değerlere erişmek için hiç aceleci davranmayacaksınız, hem de AB'ye üyelik yoluyla demokratikleşmeyi savunanları, Avrupa'nın karşısında ‘‘kompleksli’’ olmakla eleştireceksiniz!
Türkiye'nin şu veya bu şekilde insan haklarına tam saygılı bir ülke haline gelmesinden en ufak bir ‘‘kompleks’’ duymamalıyız. Tam aksine, Türkiye'nin insan hakları sicilinin bozuk olmasından, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde ardı ardına alınan işkence mahkumiyetlerinden, düşünce ve ifade özgürlüğünün dar kalıplarından, kısacası kötü imajımızdan ‘‘kompleks’’e kapılmalıyız.
Nitekim, Türkiye son iki yılda bu yönde büyük mesafe aldı. Köklü reform niteliğinde adımlar attı. Kötü imajımız düzelme yoluna girdi. |