Başbakan Abdullah Gül, AKP'nin Meclis Gurubu'nda partililere hitap etti. Gündemdeki konuları değerlendiren Gül, Hükümet'in Irak politikasına yönelik eleştirilere de yanıt verdi. Hükümet'in barışçı çözüm için uğraş verdiğini vurgulayan Gül, bu çabaların dışarıda takdir gördüğünü ancak Türkiye'de anlaşılmaz eleştirelere hedef olduğunu savundu. Gül şöyle konuştu:
SAVAŞSIZ ÇÖZÜM MÜMKÜN
"Irak'ta savaşsız çözüm mümkündür. Bizim de gayretlerimiz bu yöndedir. Hükümetimiz bu konuya büyük vakit ayırmakta ve zamanımızın büyük kısmı bu konuyla geçmektedir. Bu savaşın bölgemizde açağı felaketi çok iyi biliyoruz, en iyi biz biliyoruz. Çünkü Türkiye bu savaşın asli unsurlarındandır. Onun için Türkiye, bu meselenin savaşa varmadan çözülmesini herkesten fazla ister. Çünkü bu bölgedeki savaşların yükünü Türkiye hep çekmiştir. Bunun en yakın örneği 10 sene önceki Körfez savaşıdır. Türkiye bu manzaraları tekrar görmek istemiyor, büyük bir sorumluluk içinde hhareket ediyor ve savaşsız biçimde bu kriz nasıl biter diye gayret ediyor."
BÖLGEDE YENİ BİR DÖNEM BAŞLIYOR
Irak krizine ilişkin bölgede yaptığı geziye ilişkin de bilgi veren Gül, yaptığı görüşmelerin gayet samimi ve açık olduğunu belirtti. Bölgede yeni bir dönemin başlamakta olduğunu kaydeden Gül gezisine ilişkin şu bilgileri verdi:
"Bu ülkelerle olan ikili temaslarımızda yeni bir dönem başlamak üzeredir. Türkiye'nin bölgedeki ülkelerle, kardeş dost ülkelerle giderek daha iyi hale gelecektir. Ticarette, siyasette, kültürde, her sahada ilişkilerimizi geliştirme iradesini açık açık ortaya koyduk. Ne yazık ki zaman zaman aramızda yapay problemler çıkmıştır. Ancak herkes farkındadır ki bunun kimseye faydası yoktur."
BÖLGE ÜLKELERİ KAYGILI
Gül, Ortadoğu turunda Irak'a ilişkin görüşmeler konusunda ise şunları söyledi:
"Irak'la ilgili herkes derin bir kaygı içindedir. Savaştan sonra ortaya çıkacak durum hakkında kaygılar vardır. Irak'ı yakından bilenler, büyük kaygı duymaktadır. Bir kez kutu açıldıktan sonra orada istikrarı sağlamanın zor olduğundan, çok kan dökülmesinden korkmaktadırlar. Bunun savaş sonrasında da sürmesinden korkmaktadırlar. Savaşı durdurmak için bir çok alternaif vardı. Hala da şans olduğu kanaatindeyiz. Günü geldiğinde bu konuda açıklamalar yapılacaktır."
ÇABALARIMIZ DIŞARIDA TAKDİR GÖRÜYOR
Gül, hükümetin Irak politakasının tutarsız olduğu yönündeki eleştirilere ise sert yanıt verdi. Gül şöyle konuştu:
"Bazı basın yayın organlarındaki yorumları okuyunca hayret ediyorum. Hiç kimse bu kadar savaş yanlısı olamaz. Şüphesiz ki hükümetimiz her türlü senaryoya karşı ülkeyi hazırlamaktadır. Bu anayasal bir görevdir. Ama tüm bunları yaparken de savaşı önlemek, savaşsız bir şekilde bu sorunu çözmeye çalışmaktır. Bu çabalarımız dışarıda takdirle karşılanırken, Türkiye'de bunlara istihzal ile bakılmasını gerçekten hayretle karşılıyorum. ABD Başkanı Bush hala konuşmalarında barışı tercih edeceklerini söylemektedir. BM Genel Sekreteri Kofi Annan bu uğurda yoğun çaba harcamaktadır. Bütün bunlar olurken savaştan yana tavır almak hiç kimseye yakışmaz, hele Türkiye'ye hiç yakışmaz."
TELKİNLERE KARŞI KENDİMİZİ DALGALANMAYA BIRAKMAYIZ
"Hükümet ne yaptığını bilmektedir" diyen Gül sözlerini şöyle sürdürdü:
"Hükümet, en kötü senaryolara karşı Türkiye'yi hazırlamaktadır. Ama bu krizin savaşsız sona ermesi için sonuna kadar gayret gösterecektir. Biz telkinlere karşı kendimizi dalgalanmaya bırakacak ülke değiliz. Bu bölgeyi en iyi bilen ülkeyiz. Biz ne yaptığımızı biliyoruz. Türkiye, ABD ile müttefik bir ülkedir, NATO'nun kurucusudur. Bu ilişkileri daha da geliştirmek niyetimiz vardır. Ama bizim terörle mücadelede yaptığımız işbirliğini kimse hafife almasın. Afganistan'da Kabil'in güvenliğini TSK sağlamaktadır. Hiç kimse bu cesareti göstermediği için Mehmetçik hala oradadır. Makedonya'da, Bosna'da, sadece buralarda da değil, Filistin'den Doğu Timor'a kadar Türkiye'nin askeri vardır. Türkiye keşif harekatına izin veren ülkedir. Sanki bunlar yokmuş, bunların değeri yokmuş gibi bazı gazetelerde çıkan haberleri anlamak mümkün değildir.
Ve bazılarının da kendi reklamı uğruna bu ilişkilerimizi zedelemeye de hakkı yoktur. Biz barış için sonuna kadar gayret edeceğiz. Burada en büyük sorumluluk ırak'a da düşmektedir. ırak'ın da şunun farkında olması gerekir; Kimyasal silahlara bu bölgede yer yoktur. Onun için BM kararlarını yerine getirmek için şeffaf olması gerekmektedir, üzerine düşenleri yapmaklıdır."