|
İLK işareti Ankara New York Times'tan alıyor. İkinci işaret, Talabani'den geliyor. Olayın resmiyet kazanması ikili görüşmelerde, çok daha sonra.
New York Times'ta, William Safire bir kaç ay önce bir yazısında ''Türkiye'ye Musul ve Kerkük petrollerinden pay veririz'' diyor.
O tarihte, bu yazının üstünde pek duran olmuyor. Ne zaman ki, Irak savaşı ciddiyet kazanıyor ve Ankara-Washington hattı ısınıyor, o zaman Kerkük ve Musul düşünceleri de yoğunlaşıyor.
Yılbaşından önce, Ankara ziyareti sırasında Talabani, Kerkük ve Musul'a ilişkin ABD'den aldığı izlenimleri aktarıyor: ''Kerkük ve Musul'u ABD denetleyecek. Ama, bu arada Türkiye'yi de unutmayacak!..''
ABD ile resmi görüşmelerde Musul-Kerkük iyice olgunlaşıyor, Ankara eğilimini bildiriyor:
''Amerika Kuzey Irak'ta kaldığı sürece, biz de orada kalırız. Hem o süre içinde, hem de geleceği garanti edecek biçimde, Kerkük-Yumurtalık boru hattından gerekli petrolü sağlarız!..''
Türkiye savaşa karşı!.. Ama, söz Kerkük ve Musul'dan açılınca, savaş karşıtlığı bir anda sona eriyor, yerini petrol pazarlığına bırakıyor!.. İştah açıcı olarak, Kerkük ve Musul!.. On yıl sonra, bir koyup, üç almak hayali yeniden depreşiyor. ABD, Ankara'ya petrol pompalıyor!..
Alınan pay 5 milyon 540 bin sterlin
1926'da yapılan bir anlaşmayla, Irak petrollerinden Türkiye'ye 25 yıl süreyle yüzde on pay veriliyor.
Hikmet Uluğbay'a göre, ilk ödeme 1934 yılında, 682 bin sterlin. 1951'e kadar toplam 5 milyon 540 bin sterlin ödeniyor. (İmparatorluktan Cumhuriyet'e Petropolitik, s.263). Kitaba göre, Irak onyedi yıl ödüyor, sonra ödemeyi durduruyor. Sürede ve ödenen miktarda sorun var.
Kırk yıl sonra Türkiye bu payı istiyor!.. İşte, bir gerekçe daha!..
Musul deyince isyan çıktı!
LOZAN'da İsmet Paşa ikili görüşmede Lord Curzon'a Musul sorununu açıyor:
''Savaş bitti, şimdi ekonomik kalkınma için, petrole ihtiyacımız var. Musul'u almadan, Ankara'ya dönmem!..
Lord Curzon yokuşa sürüyor:
''Petrol için, size borç verebiliriz, ayrıca bizim petrol şirketleri size yardımcı olabilir!.. Kaldı ki, Musul'u almanız, Bağdat'ın güvenliğini tehlikeye atar. Bu da, bizim Irak'la yaptığımız anlaşmaya aykırı.''
Anlaşmazlık giderilemiyor ve konu Milletler Cemiyeti'ne, yani bugünkü B.M.'ye yansıyor. Cemiyet adına bölgeyi inceleyen Estonyalı bir general verdiği raporda, ''Türkiye'nin bölge halkına, Kürtlere ve Ermenilere kötü davrandığını'' yazıyor.
İki ay sonra 7 Ağustos 1924'te Kürt Nasturi ayaklanması çıkıyor!.. 1924-25 Ankara hep Musul'la meşgul. Şubat 1925, bu kez bir başka Kürt Ayaklanması, Şeyh Sait İsyanı çıkıyor!..
Tarih derslerinin tam zamanı!.. |