05/01/2003 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Pazar
05.01.2003
Futbol yıldızı olmaya geldi Oto Sanayi'de antrenör oldu
 

Alp ULAGAY

Ahmed Tijani Moudi dokuz yıldır Türkiye'de yaşıyor. Nijerli genç Türkiye'ye ilk geldiğinde tüm umudu profesyonel futbolcu olmaktı. Aradan geçen süre içinde başına gelmeyen kalmadı. Türkiye Ligi'nden kendine takım bulamadığı gibi Türk vatandaşlığına bir türlü geçemedi.

Bu yüzden gönlünü kaptırdığı kızla evlenemedi. Şimdilerde İstanbul Şişli Oto Sanayi Sitesi'nde ufak bir odada yaşıyor ve Sanayispor'da antrenörlük yapıyor. Futbolculuktan umudu kesince kendini gençleri yetiştirmeye vermiş. Öyle ki dört altyapı takımı birden çalıştırıyor. Haftanın her günü Sanayispor toprak-kum karışımı sahasında gençlerle buluşuyor, futbol bilgisini onlara aktarıyor.

Ahmed Moudi'nin (28) Türkiye macerası 1993'te ülkesi Nijer'de başladı. Beş çocuklu, ticaretle uğraşan bir ailenin üçüncü çocuğuydu. Öğrenimlerini sürdüren kardeşlerinin tersine top peşinde koşmaya bayılıyordu. Bu yüzden de babasından sık sık azar işitiyordu. Kendisini umud vaad eden bir futbolcu adayı genç olarak görüyordu. Başkent Niamey'deki Türk konsolos Tuncer Cengiz'le tanışınca tüm hayatı değişti.

Tuncer Cengiz antrenman sahasının tam karşısındaki konutunun balkonundan Ahmed'i yakından izlemektedir. Bu hızlı genç, futbola meraklı İzmirli konsolosun dikkatini çeker. Tam da Afrikalı futolcuların Türkiye Ligi'nde parlamaya başladığı dönemlerdir. Türk konsolos Ahmed'e ‘‘Türkiye'ye git, orada kendine mutlaka bir takım bulursun’’ der. Belki de hayallerini kurduğu profesyonel futbolculuğu gerçeğe dönüştürecek tekliftir bu. Ahmed düşünür, taşınır ve kararını verir. Nasılsa üniversite okumamıştır. Şansını bir de yurt dışında denemekten ne çıkar? Peugeot marka otomobilini satar, eline geçen parayla Tuncer Cengiz'in memleketi İzmir'in yolunu tutar. Asıl macera da bundan sonra başlayacaktır.

KASETİNİ GÖSTER

Ahmed, İzmir'e vardıktan sonra takım aramaya başlar. Hızına ve yeteneğine güvenmektedir. İlk olarak İzmir'in köklü kulüplerinden Karşıyaka'ya gider. Ama yeşil-kırmızılı takımın yöneticileri tek kelime Türkçe konuşamayan ve yanında menajeri de bulunmayan bu gençten maç kasetlerini ister. Ahmed şaşırır, kaset yerine kanlı-canlı karşılarında durduğunu anlatmaya çalışır ama onları ikna edemez. Bu ilk hayal kırıklığını yıllar içinde diğerleri izleyecektir. Deneme amacıyla gittiği Karabükspor, Beşiktaş, Trabzonspor, Kayserispor, Dardanel Çanakkalespor, Kocaelispor gibi takımların kapısından hep gerisin geriye döner. Sarıyer'e transferi de bir aksilik yüzünden yatar. 1994'te İstanbul'a geldikten sonra tam sekiz ayını Beyazıt'ta Viram Oteli'nde geçirir:

‘‘Otel müdürü oda ücretini neredeyse her ay ucuzlatıyordu. Öyle ki son zamanlarda artık para da istemiyorlardı. En uzun süreli müşterisi olmuştum otelin.’’

SAKALIM BEYAZLADI

Bu arada yetenekleri körelmesin diye amatör takımlarda oynar. Beşiktaşlı bir yönetici aracılığıyla kendisini Şişli Sanayispor'da bulur. İstanbul amatör kümede hep zirveye oynayan bu takımda bir sezona yakın forma giyer. Bu arada 1. lig takımları arasında mekik dokumaya devam eder. Ama bir türlü kendini antrenörlere beğendiremez. Bu konuda dert yanmayı hálá sürdürüyor: ‘‘Antrenörlerle problem yaşadım. Biri beğenirken, yardımcısı beni geri gönderdi. Eğer tanıdığınız yoksa bir takımda tutunmanız imkansız. Şaşıp kalıyorum bazı oyunculara. Türkiye'ye nasıl gelmişler, nasıl burada futbol oynuyorlar diye. Buna sıkılmaktan sakalım beyazladı.’’

Bu takımdan takıma koşuşturma arasında başını en çok Türk vatandaşlığı meselesi ağrıtır. 1997'de başvurusunu yapıp beklemeye koyulur. Aradan geçen beş yıl içinde dosyası bakanlar kuruluna kadar ulaşır. Ama bu noktadan sonra ses seda çıkmamış: ‘‘Türkiye'yi çok sevdim. Eğer vatandaşlığı alabilirsem burada kalacağım. Burada tüm arkadaşlarım Türk. Zaten burada Nijerliye rastlamadım. Renkdaşlarımdan hiç arkadaşım yok. Bu mahallede herkes beni sever. Şimdi mahallede istediğim bir eve girsem. Yenge bana çay yap desem kimse yadırgamaz. Bazı arkadaşlar seyahata giderken evlerini bana emanet ediyorlar.’’

Sosyal hayattaki bu iyi niyet kulüp bulmasını sağlamayınca sonunda futboldan soğumuş. Kısa bir süre Albayrak'ta, iki sezon önce de Sanayispor'da forma giymiş. Geçen sezon antrenörlüğe başlamış. Pendik Bulutspor'da bir sezon boyunca yıldız takımı çalıştırmış. Bu yılın başında da bir dönem top koşturduğu Sanayispor altyapısında çalıştırıcılık görevini üstlenmiş. Beş aydan bu yana A Genç, B Genç, Yıldız ve Minik takımların antrenörlüğünü yapıyor. B Genç takım iyi de, yıldız takım bu sene çok iyi sonuçlar almamış.

Zaten uzun vadeli planları arasında antrenörlük ikinci sırada yer alıyor. Anadili Havsa dışında Fransızca, İngilizce ve Arapça bildiği ve Türkçeyi de söktüğü için turizm sektörüne girmeyi tasarlıyor: ‘‘Sultanahmet'te şöyle bir enformasyon ofisi açmak istiyorum. Turistlerin her türlü ihtiyacını karşılayan bir büro olacak. Yabancı dil bilgim sayesinde bu işi yürütebilirim. Bunun yanında antrenörlüğü de ek iş olarak sürdüreceğim.’’

17 AĞUSTOS DEPREMİNDE İZMİT'TEYDİ

Ahmed Tijani Moudi 17 Ağustos 1999'daki deprem sırasında İzmit'te bir amatör takımda forma giyiyordu. Takım arkadaşlarıyla kamptayken 7.4 şiddetindeki depremi yakından hissetti. Şoku üzerlerinden atmadan kurtarma çalışmalarına katıldı, sabaha kadar enkaz altından insan çıkardılar:‘‘ Adeta tırnaklarımızla kazıdık. Tırnaklarımın dili olsa size anlatırlardı şimdi.’’

BİR TÜRK'E GÖNÜL VERDİ

Ahmed Tijani dokuz yıldır Türkiye'nin havasına, suyuna iyice alışmış. Üstelik bir Türk kızına da aşık olmuş. Bundan altı yıl kadar önce Kuşadası'nda takım arkadaşlarıyla kamptayken herkesin gözü havuzda kulaç atan bir kıza takılır. Tüm arkadaşları dikkat kesilirken Ahmed'in kafası önündedir. İşin garibi kız da sadece bu utangaç Nijerliye ilgi duyar. ‘‘Aşkımız beş yıl sürdü’’ diyor, ‘‘en sonunda kendisini istemeye gittim ama babası ‘Nüfus cüzdanını al, öyle gel' dedi. Yani karşıma engel olarak yine bu vatandaşlık meselesi çıktı.’’ Ama umudunu kesmemiş. Arada telefonla görüştüklerini söylüyor. 



Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2003 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com