05/01/2003 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Pazar
05.01.2003
Ayşe ARMAN
Bela diyemem ama mükafat olduğu da tartışılır
  
aarman@hurriyet.com.tr
 

Bazen üzülüyorum. Çünkü ben de kantarın topuzunu kaçırıyorum. İşte o zaman, yaptığımız işin zaafını daha iyi görüyorum:

Elinde bir köşe var, bir de bilgisayar klavyesi, yazdıkça yazıyorsun. Yazdıkça kendini havaya sokuyorsun, soktukça yazıyorsun. Bunu sadece ben yapmıyorum. Sakın yanlış anlamayın, söylediklerimi inkar etmiyorum, geri almıyorum, sadece üzerinden zaman geçtikçe, karşı tarafı da dinledikçe kendimi biraz acımasız buluyorum. Bir süre önce Kaya Çilingiroğlu aleyhine yazdığım yazı ağır olmuş. Bu benim, kendi yazım hakkında verdiğim yargı. Ama esas olarak yaptığım işi, sizin değerlendirmenize, sizin kantarınıza sunuyorum. Hülya Avşar'ı çok dinlediniz, buyrun bir de Kaya Çilingiroğlu alın. Sonra bu çifte nasıl, ne tür bir yargıyı yakıştıracaksınız siz yakıştırın.

HAMİŞ: Bu röportaj Fikret Ercan olmasaydı, yapılamazdı. Kaya'ya komplekssizliğinden, Fikret Ercan'a da yardımlarından ötürü teşekkür ederim.


Bu kadın size bir mükafat mı bela mı?

- Kesinlikle bela değil ama mükafat olduğunu da tartışırım... Yine de hakkını teslim etmek gerekir, çocuğuma çok iyi bakıyor, çok iyi bir anne ve bir gün dahi beni rencide edecek bir şey yapmadı. İsteseydi beni çok mahçup edebilirdi. Karımın bana olan bağlılığından hiç şüphe etmedim.

Peki hayalinizdeki kadın bu muydu? Her şeyi sıfırlama imkanınız olsa yeniden evleneceğiniz kadın Hülya Avşar mı olurdu?

- Hülya Avşar'ın başka bir versiyonu olabilirdi. Bazı huylarıyla, fiziğle tamam. Ama istemediğim ve değiştirmek istediğim huyları var. Öyle bir Hülya Avşar olabilirdi.

İki ayrı evde yaşama fikri neden gündeme gelmiyor? Aranız da kötü olmayacak, Zehra'yı her zaman görebileceksiniz. Ama özgür de olacaksınız ve hesap vermeniz gerekmeyecek. Böyle bir şeyi tercih etmez misiniz?

- Evet ama Türkiye'de yaşıyoruz. Böyle bir hakkımız yok bu memlekette. Olsaydı düşünebilirdik.

Kendinizi zaman zaman bir kafesin içine sıkışmış kaplan gibi hissettiğiniz oluyor mu?

- Benim kafes biraz büyük. 740 bin kilometre kare. Ama bu hayatı ben tercih ettim. Kimseyi suçlayamam. Avantajları kadar dezavantajları da olacak. Fakat işin ucu kaçtı artık. Fırsatını bulsalar evimize dalacaklar. Ben de agresif olmaya başladım.

Zaten sizin bir gazeteciyi hastanelik etme hadiseniz de vardı, öyle değil mi?

- Evet 20 sene önce. Talihsiz bir olay. Alnıma yapıştı. Sonradan bir insana tokat atmışlığım yok. Ama herkes benim kavgacı Kaya olarak tanır.

Playboy Kaya, çapkın Kaya, kavgacı Kaya... Başka?

- Benim sorunum şu: Benim yıldızım düşük.

O ne demek?

- Abuk sabuk şeyler mutlaka benim başıma gelir demek. 20 çocuk oyun oynar, benim ayağıma paslı çivi batar, tetanoz iğnesi olurum. Kolum kırılır, alçıyla üç kere denize düşerim. Bir şey olacaksa, mutlaka benim başıma gelir yani. Mesela iyi bir golf oyuncusuyum. Ama tapa diye bir şey var, ben attığım zaman, mutlaka top deliğin kenarında durur. Ben bilirim bunu, gelecek ve orada kalacak.


ZEHRA'NIN HAYATI BİZDEN DAHA ZOR


Hülya da ben de belli şeyleri kendimiz tercih ettik. Zehra'nın böyle bir tercihi olmadı. Bütün bunları nasıl kaldıracak? Geçen gün Kıyı'ya gittik, Zehra ‘‘Artık istemiyorum. Çekmesinler baba’’ dedi. 5 yaşında çocuk. Onun tolere etme şansı bizim kadar olacak mı? Büyüyünce bu yaşadıkları onu nasıl etkileyecek? Tüm bunlar düşündürüyor insanı...


Nasıl bir babasınız?

- Çok seviyorum kızımı ama çok vakit ayırdığımı söyleyemem. Hülya kadar ilgilenemiyorum. Bir erkek çocuğu olsa belki daha fazla şey paylaşabilirdim. Annesine daha düşkün. Ben onunla oturup evcilik oynayamıyorum. Hani oğlum olsa, top oynayacağım, kovboy filmine götüreceğim, araba yarıştıracağım. Bana diyor ki, ‘‘Barbi oynayalım baba’’ ya da ‘‘Onu kesip biçip, dikelim.’’ Belki zamanla paylaşacağımız şeyler artar...

Bir pedagoga danıştığınız oluyor mu?

- Arada Hülya arıyor, bir şeyler soruyor. Ama pedagoga karı-koca gideceksin. Çocuğunu da götüreceksin. Telefonda fikir almak ne kadar doğru? Birlikte hiç gitmedik.


O KADINLA DA OLUR MU BE KAYA

Çok insan tanırım. Ama dostum diyebileceklerimin sayısı 5'i geçmez. Kötü bir olayda ‘‘Bir ihtiyacın var mı?’’ diye aramak bir şey ifade etmiyor, yanıma geleceksin. İhtiyacım olsun olmasın, yanımda oturacaksın. Pek çok insan telefon açtı şu son olayda, güya arkadaşım onlar, ‘‘Bu kadınla da olur mu be Kaya!’’ demek için aradılar. Kolay tabii ‘‘Oraya gitmeseydin, etmeseydin’’ demek. Ama ‘‘Biliyorum, üzgünsündür, canın sıkkındır, gel bir yemeğe gidelim’’ diye arayanlar da sağolsun oldu.


BAŞKANDAN DAHA DÜZGÜN BİR ADAMIM

Beşiktaş sizin için ne ifade ediyor?

- Çocukluğumda GS'de spor yapmama rağmen iyi bir Beşiktaşlıyım. Ama son iki üç senedir şu mevcut başkan ve yönetim soğuttu beni takımımdan.

Siz ister miydiniz Beşiktaş kulübü başkanı olmak?

- Tabii ki isterim. Her Beşiktaşlı ister. Üstelik hali hazırda olan başkandan da daha düzgün bir adamım.


YATAK ODASINDAKİ PERDENİN METRE BOYU

Bu kadar tanınmanın, tanınmaktan dolayı iltimaslı olmanın, elbette bize artı değerleri var. Ama eksi değerleri de var. Tamam, kimse benim resmimi çekmesin diyemezsin. Kabul ediyorum. Özgürce dolaşıp gezemezsin de. Özel hayatımı da bil ama yatak odamdaki perdenin metre boyunu da bilme kardeşim! Herşey öyle yozlaştı ki, ben inanıyorum ki bazı magazinciler bu işlerden para alıyorar. Adamın hayatına bakıyorsun, altında cipler, kolunda saatler. Çocuğunu orada burada okutuyor. Ama maaşı belli. Nasıl oluyor bu işler?


Ayşe ARMAN
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Yakış ben demedim diyor
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Birlikte olmak istediğim 5 kadın
 
    Ali Atıf BİR
  İnsan en zor dinini değiştirir!
 
    Bekir COŞKUN
  Örgüt bidonu
 
    Doğan HIZLAN
  Köprü jürisinden ‘O ağacın altı’na
 
    Doğan ULUÇ
  Yılbaşı gecesinde timsah avı
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Bu şahıs o makamda kalamaz
 
    Enis BERBEROĞLU
  ABD ordusu Kürt tercüman arıyor
 
    Ercan KUMCU
  Şirin görünmeyi bırakın ekonomik gerçekleri görün
 
    Erkan ÇELEBİ
  Fırsatçılar savaş pazarına çıktı
 
    Ferai TINÇ
  Referandum gibi araştırma
 
    Gila BENMAYOR
  Kolay mı bu devirde risk alıp konuşmak
 
    Yurtsan ATAKAN
  Biri bizi bişey yapıyor
 
    Murat BARDAKÇI
  Irak’ı bu casus kadın tek başına kurdu
 
    Pakize SUDA
  Erkekler hangi kadınları sever
 
    Sedat ERGİN
  Ankara, ABD'nin işini zora sokuyor
 
    Tuğrul ŞAVKAY
  Çok yiyip içenin derdi de çok olur
 
    Uğur CEBECİ
  Uçaklar sizi beklemez
 
    Yalçın BAYER
  Politikacıyı yüzünden değil gözünden tanı
 
    Yalçın DOĞAN
  Oscar’ın gömdüğü efsanevi aşk
 
    Mehmet YAŞİN
  Dünyayı bulan gezginler
 
    Özdemir İNCE
  Okurun halsizlikleri!
 
    Oğuz ARAL
  Bunamanın nimetleri
 
    İbrahim Bilik
  Puroya niye biber, odun, toprak deniyor?
 
    Sevgi'nin Diviti
  Hayalimdeki Türkiye
 
    Doğan Hakyemez
  Zorlu mücadele
 
    Şükrü KIZILOT
  10 katrilyonluk ‘Vergi Barışı’nı açıklıyoruz
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2003 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com