|
ABD Savunma Bakan Vekili Paul Wolfowitz, 3 Aralık akşamı AKP Lideri Recep Tayyip Erdoğan ile Ankara'da yemek yemiş, ertesi sabah kendisiyle yaptığımız mülakatta da Türkiye'nin muhtemel bir operasyonda ABD'yi yalnız bırakmayacağı izlenimini aldığını söylemişti.
Wolfowitz, ‘‘Erdoğan, muhtemel bir harekátta Türkiye'nin ABD ile askeri işbirliğine gireceği konusunda sizi cesaretlendirdi mi?’’ şeklindeki sorumuza şu karşılığı vermişti:
‘‘Yes, I was encouraged...’’ (Evet, cesaretlendim...''
Wolfowitz, ayrıca ‘‘Askeri planlama ve hazırlığa ilişkin olarak çok somut adımlar atmamız hususunda da mutabıkız’’ diye eklemişti.
ERDOĞAN, BUSH'U CESARETLENDİRDİ
Bu iyimser hava, AKP Lideri Recep Tayyip Erdoğan'ın bir hafta sonra yaptığı Washington ziyaretinde de önemli ölçüde sürmüştür.
Yasemin Çongar'ın Washington'dan yazdığına bakılırsa, Erdoğan'ın Beyaz Saray görüşmesinde Başkan George Bush'a Irak Lideri Saddam Hüseyin hakkında kullandığı ağır ifadeler bu iyimserliği daha da pekiştirmiştir.
Buna göre, Erdoğan ‘‘diktatör’’ Saddam Hüseyin'in ‘‘herkes için bir tehdit oluşturduğunu’’ belirterek, ‘‘gitmesinin Irak halkı, Türkiye ve dünyanın hayrına olacağına’’ inandığını gösteren sözler sarf etmiştir.
Özetle, Washington, aralık ayı başlarında AKP iktidarının Irak'ta kendisine yardımcı olacağına az çok kesinlik içinde bakıyordu.
WASHINGTON İYİMSERLİĞİNİ KAYBEDİYOR
Aradan bir ay geçti ve ocak ayı başlarında olduğumuz bugünlerde aynı iyimserliğin Washington'a hákim olduğunu söyleyebilmek oldukça zor.
Bunun nedeni, Ankara'nın geçen süre içinde birden frene basmış olması ve Wolfowitz'in sözünü ettiği somut adımların bir türlü atılamamış olmasıdır.
Wolfowitz'in takvimi, Türkiye'deki üslerde yapılacak modernizasyon öncesindeki keşif faaliyetinin aralık ortasında başlamasını, ocak başında mühendislik raporlarının bitirilmesini ve ocak ortasında da inşaat faaliyetine geçilmesini hedefliyordu.
Oysa Ankara, keşif faaliyetine başlanabilmesi için, önce bu faaliyetin esaslarını düzenlemek üzere bir mutabakat belgesi hazırlanmasını talep etmiş, ardından müzakere masasına biraz gecikmeli oturmuştur.
ABD'NİN HESAPLARI ALTÜST OLDU
Müzakereler açıldığında, keşif faaliyetini yürütecek Amerikan askeri personelinin tabi olacakları hukuki statü konusunda ciddi bir görüş ayrılığı çıkmıştır.
Yaklaşık iki haftadır yürütülen müzakerelere geçen cuma akşamı ara verildiğinde hálá bir anlaşmaya varılamamıştı.
Sonuçta, ABD, üslerdeki keşif faaliyetine bir türlü başlayamamıştır.
Keşif çalışmasının gecikmesi, üslerin Irak savaşı için modernizasyonuna ilişkin (inşaat faaliyeti ayrı bir izne tabi olacaktır) Amerikan takvimini en az üç hafta ileri atmıştır.
Bu gecikmenin en geç şubat sonu gibi bir zaman aralığında Irak'ı vurabilecek durumda olmayı planlayan ABD'nin hesaplarını altüst ettiğini tahmin etmek için falcı olmak gerekmiyor.
AKP'DEN KAYNAKLANAN GÜÇLÜKLER
Ankara'nın desteği açısından teknik düzeydeki bu gecikmenin yanı sıra, siyasi düzeyde de ciddi güçlükler baş gösteriyor.
AKP tabanı ve TBMM'deki grubu, Türkiye'nin ABD'nin Irak harekátına destek vermesine karşıdır ve hükümetin getireceği tezkerenin TBMM'den onay alabilmesi pek kolay gözükmemektedir.
Ayrıca, Türk halkının ezici çoğunluğunun Türkiye'nin savaşa dahil olmasına karşı çıkması da hükümeti iyice vites küçültmeye itmiştir.
Bunun yanı sıra, Başbakan Abdullah Gül'ün giriştiği bölge diplomasisinin de Amerikan tarafını çok mutlu etmediği yine tahmin edilebilir.
ABD, GÜNEY CEPHESİ İLE YETİNEBİLİR
Sonuçta, Irak'a Türkiye üzerinden ABD kara birliklerinin kullanılacağı bir kuzey cephesinin açılabilmesi olasılığı giderek zayıflıyor.
Hava desteğinde de sıkıntı gözüküyor. Çünkü, hükümet, hava sahası ve üslerin ABD'ye açılmasını, BM Güvenlik Konseyi'nin yeni bir kararına bağlamıştır.
BM'den bu yönde bir karar çıkmazsa, ABD'nin Türk hava sahasını kullanabilmesi bile tehlikeye düşebilir.
Neresinden bakılırsa bakılsın ABD'nin, Irak'a dönük savaş stratejisinin Türkiye ayağında bir hayli sıkışmakta olduğu söylenebilir.
Bu durum, ABD'li askeri planlamacıları tek başına güney cephesi seçeneğine bile itebilir. |