|
BİRKAÇ gün önce Greenpeace örgütü, İtalyanların getirip Karadeniz'e attıkları zehirli atık bidonları oradan alıp, Ankara'da İtalyan Büyükelçiliği'nin kapısına bıraktı.
Elçilik kapısına da ‘‘İtalya, atıklarını geri al’’ pankartı astılar.
Tabii ki bizim polis müdahale etti, hem çevreci eylemcileri, hem bidonları alıp götürdü.
Polis ilk kez iki bidonu gözaltına alıyordu.
Doğrusunu isterseniz zaten polis de bidonları gözaltına almaktan bir şey anlamadı.
Birkaç cop vurdular.
Bidonlarda ‘‘tık’’ yok.
Bunu gören kimi gayretli vatandaşlar, başka bidonların da görüldüğünü ihbar ettiler:
‘‘Memur bey bir bidon da şu köşede var.’’
‘‘Örgüt bidonu mu?..’’
‘‘Valla bilmiyoruz, rengi mavi, üzerinde -Çankaya belediyesi çöp- yazılı ama nedir, ne değildir?..’’
Başkomiser ise memurlarına sıkı sıkı tembih etti:
‘‘Arkadaşlar!.. Polis memleketin huzur ve asayişini temin ile mükelleftir. Şüpheli bidon görüldüğü yerde derhal merkeze intikal ettirilecek.’’
Polisler sordular:
‘‘Ya kaçarsa?..’’
‘‘Bidon bu ulan, kaçınca nasıl kaçacak ki kaçsın?..’’
‘‘Gözaltına alındığına göre...’’
‘‘O zaman ayağına sıkarsın.’’
‘‘Bidonun?..’’
‘‘Eee tabii... Kaçtığına göre demek ki ayağı var.’’
*
Biraz abartmış olabilirim.
Ama söylemek istediğim; Türkiye'de bu kadar dernek-vakıf-sivil kuruluş varken... Üniversiteler dolusu bu kadar profesör, doçent, akademisyen, öğrenci varken... Hele hele iş lafa gelince bu kadar çok konuşan, mangalda kül bırakmayan, bilmiş varken...
Ve televizyonlar bu gevezelerle dolup taşarken...
Türkiye'yi atık çöplüğü gibi görenlerle mücadele etmek eloğluna mı düşer?..
Söylemek istediğim bu.
Bu üniversiteler, bu üniversiteliler, bu vakıflar-dernekler-sivil örgütler...
Siz ne işe yararsınız?..
Neye?.. |