Erten daha önce de Üsküp Halklar Tiyatrosu'nda Brecht'in Kafkas Tebeşir Dairesi, Dramski Teatar'da Nazım Hikmet'in Ferhat ile Şirin adlı oyunlarını sahneye koymuştu.
Mroçek'in Sınırdaki Ev adlı öyküsünü ilk kez 25 yıl önce okumuş Erten."Geçen yıl Üsküp Halklar Tiyatrosu'nda konuk olarak bir oyun sahnelemem istenince aklıma bu kısa öykü geldi" diye anlatıyor. Şöyle devam ediyor Erten: "Makedon- Arnavut gerginliğinin, Makedonya Türkleri için yaşamsal bir düğüm oluşturduğunu düşününce, öykü kısa sürede bir oyuna dönüştü."
Sınırdaki Ev'de olaylar, dağbaşında bir yoksul evinde gelişiyor. Bu yoksul evin tam orta yerinden de sınır geçiyor.Yani evin mutfağı bir ülkenin topraklarındadır, kileri başka bir ülkenin.. Ve evin içinde iki gümrük memuru. Sınırın bir tarafında Makedonca konuşulur, bir tarafında Arnavutça. Erten'in deyimiyle " suyun ve ekmeğin adı sık sık değişecek ve masadaki tuz için vergi ödemek gerekecektir".