Prof. Dr. Yüksel, "Yeni bir yasal çerçeve içinde özel ve ödenekli tiyatroların konumları, hakları, görevleri ile bu kurumlar karşısında devletin görevleri belirlenmeli, ondan sonra da özellikle genç yazarlara ve genç topluluklara yönelik özendirici hamlelere gidilmelidir" dedi.
Prof. Dr. Yüksel, "5. Türk Kültürü Kongresi"nde, "Cumhuriyet Dönemi Türk Tiyatrosu'nun Dünü, Bugünü, Geleceği" konulu bir bildiri sundu.
Türk tiyatrosunun 1960'lı yıllarda yükseliş çağını yaşadığını belirten Prof. Dr. Yüksel, o günlerde çok yetenekli sanatçılar yetiştiğini ancak 1960'ların sonunda tiyatro dünyasının, parlak bireysel çıkışlar sayılmazsa genel olarak bir rehavet içine girdiğini söyledi.
1975'lere kadar uzanan dönemde "Biz en yüksek noktaya ulaştık, bunun ötesinde de biz artık Türk Tiyatrosu'nun sanat hamileri olarak bu hizmeti mükemmel biçimde vermeye devam ederiz" inancının hakim olduğunu anlatan Prof. Dr. Yüksel, bu noktadan sonra da sanatçıların gerek oyunculuk teknikleri gerek sahneleme bağlamında bildiklerini tekrarlamaya başladıklarını, bunun da duraklamayı ve dolayısıyla gerilemeyi getirdiğini söyledi. Prof. Dr. Yüksel, şöyle devam etti:"1960'larda çok tutulan geleneksel tiyatroyla batı tiyatrosu sentezinin, yinelene yinelene tüketildiğini ve artık estetik bir haz vermekten uzakta kaldığını görüyoruz. Toplumcu tiyatro yapan toplulukların kendilerine yazar bulamadıklarını, çeşitli fraksiyonlarabölündüklerini ve gitgide zayıflayarak slogancı, seyirciyi tiyatrodan uzaklaştıran, tiyatro hazzı vermeyen tiyatroya yöneldiklerini görüyoruz. Özel tiyatrolar gitgide yerli yazarların oyunlarını repertuvarlarına almaktan vazgeçerken, devlet tiyatrolarının yapımlarıda giderek daha az özenli olmaya başlıyor."
12 Eylül hareketinin de Türk tiyatrosuna çok büyük bir darbe vurduğunu belirten Prof. Dr. Yüksel, düşünce özgürlüğünün kısıtlandığıbu dönemde yazarların bilinçli ya da bilinçsiz olarak belirli oranda otosansür uygulamasına gittiğini söyledi. Prof. Dr. Yüksel, tiyatroların siyasal gücün hoşuna gitmeyecek metinleri sahneye koymaktan kaçındığını ve bunun da bilineni yineleme olgusunu ortaya çıkardığını söyledi.
SHAKESPEARE, MOLLİER BİNDE BİR İZLENİYOR
Özel tiyatroların ekonomik zorluklar nedeniyle az kişili kolay sahnelenebilir oyunlara yöneldiğini, Devlet tiyatrolarının da çok özengerektiren klasik oyunlardan kaçındığını anlatan Prof. Dr. Yüksel, "Çok uzun zamandır Shakespeare veya Mollier binde bir izleniyor artıkve yeni bir yazar kuşağının çok hızla yetişmediğini görüyoruz. Bu döneme bir tıkanma veya duraklama dönemi denilebilir" dedi.
Prof. Dr. Yüksel, şunları söyledi: "Çok fazla sahnesiyle fevkalade hantal bir yapısının olması, Devlet Tiyatroları'nın işleyişini zorlaştırmakta, yeni bir yapılanma süreci içine girmesini de zorunlu kılmaktadır. İçinde bulunduğumuz aşamada bence tiyatromuzun genç yazarları desteklemesi gereklidir. Yeni bir yasal çerçeve içinde özel ve ödenekli tiyatroların konumları,hakları, görevleri ve tiyatro kurumları karşısında devletin görevleri belirlenmeli ondan sonra da özellikle genç yazarlara yönelik özendirici hamlelere gidilmelidir. Tiyatro bağlamında eleştirmeninden yazarına, sanatçısından yöneticisine hepimiz çok bilinçli adımlar atmak zorundayız. Türk tiyatrosunun 21. yüzyıl tiyatrosunda bir adı olacaksa bu adı oluşturmayolunda ulusal düzeyde varolan kültürel birikim ile yazarlık, yönetmenlik, oyunculuk, sahneye ilişkin her tür tasarımcılık ve seyirci potansiyelinin ülke düzeyinde harekete geçirilmesi zorunlu olacaktır. Özlediğimiz kimlikli ve dünya düzeyinde yüzümüzü ağartacak nitelikte bir tiyatrodur."