Anadolu'nun binlerce yıllık kültürel mirasa sahip olduğunu hatırlatan Çelik, "Biz maalesef maddi potansiyelimizi değerlendiremediğimiz gibi kültürel mirasımızı da değerlendiremiyoruz. Bunu bir avantaja dönüştüremiyoruz, işleyip dünyaya takdim edemiyoruz,kendi insanımıza bile takdim edemiyoruz" dedi.
"KÜLTÜR BAKANLIĞI DÜNYAYA AÇILAN PENCEREMİZ OLMALI"
"Kültür Bakanlığı aslında bizim dünyaya açılan bir penceremiz olmalı, aynamız olmalı" diyen Çelik, şöyle devam etti: "Bir taraftan milli kültürü korurken, geliştirirken, öte taraftanda kitle iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte karşı karşıya kaldığımız bir küresel kültür var. Bu kültürün getirdiği bazı avantaj ve dezavantajlar var, bunlarla ilgili çok iyi projeler hazırlanmalı. Kültür Bakanlığı sadece ritüellerle uğraşan, sadece seremoniyal görüntüler veren bir bakanlık değil çok daha fonksiyonel olan insanlarımızın hayatında izleri olan bir bakanlık olacak."
Basılan kitap sayısı, kişi başına düşen kitap ve kütüphane sayısı ile tüketilen kağıt miktarına bakıldığında Türkiye'nin bütün doğu Avrupa ülkelerinin gerisinde bulunduğuna işaret eden Çelik, "Eğer medeni dünyanın bir parçası olacaksak, bu anlamda da medeni dünyanın standartlarını yakalamak zorundayız. Medeni dünyayla aynı standartları yakalamak sadece gayrisafi milli hasılanızın yükselmesiyle ilgili bir olay değil. Eğer dünyanın varoşlarında yaşamak istemiyorsak, medeni alemin bir parçası olmak istiyorsak, bunumutlaka gerçekleştirmemiz lazım" dedi.
Basında çıkan bazı haberlerde eşinin başörtüsü ile Devlet Opera ve Balesi'nin ilişkilendirildiğini anlatan Çelik, şöyle devam etti: "Birileri yazmış: "Sayın bakanın eşi başörtülüdür, Devlet Opera ve Balesi de ona bağlı" diye. Şu ilgiye bakar mısınız, ne alakası var,buna kel alaka derler. Bu şuna benziyor: Antrenörün hanımı başörtülüdür ama futbolcular da şortla sahaya giriyorlar. Bu aynı mantık. Ben Kültür Bakanıyım diye balerinlerin sahneye başörtüsüyle çıkmasını falan teklif edeceğimi mi sanıyorlar. Ama bu çok abes bir şey, çok ayıp bir şey.
Bizim hanımlarımızın, eşlerimizin başörtüsüyle ilgilenmeleri bir kere ayıp bir şey. Biz medeni insanlarız her şeyden önce ve insanlar hayatlarını istedikleri gibi tanzim etme hakkına sahip olabilmelidirler."
* Görsel malzeme: Edgar Degas'nın tablosu