|
HİÇBİR takımı tutmayan biriyim. Ama her spor dalında yabancılarla oynadığımız bütün maçlarda Türk takımlarının ve Türk sporcularının hızlı bir destekçisiyim.
Futbolda son birkaç yıldan beri gerek Galatasaray ve gerekse milli takımla gurur duyduk. Çok büyük başarılar elde ettiler.
Bu süreçte, içimde Galatasaray'a karşı büyük bir sevgi oluşmuştu. Örneğin lig maçlarında kazanıp şampiyon olmasını istiyordum çünkü dışarıda Türkiye'yi en iyi temsil eden ve adımızı dünyaya duyuran takımdı.
Ancak bu duyguyu giderek yitiriyorum... Çünkü bu takım özellikle yabancı maçlarda resmen dökülüyor. Gol atamıyor, oynayamıyor ve acemice goller yiyor. Örneğin bundan önceki Brugge maçında şans yardım etmeseydi, 6-0 gibi bir sonuçla hezimete uğraması işten bile değildi.
Futbol uzmanı, ya da taraftar falan değilim. Ama Galatasaray için üzgünüm.
Bu takımda bir terslik, bir çöküş var. Fatih Terim çöküşte, oyuncular çöküşte. Hep birlikte yıpranıyorlar.
Nedenini bilemem, sorumluları da bilemem. Galatasaray bir dünya markası olmuştu, çöküp gidiyor. Yazık oluyor.
ZİRVEDE TÜRK GAZETECİLER
Kopenhag'da 28 Ekim günü AB aday ülkeler zirve toplantısı yapıldı. Ülkemizi Cumhurbaşkanı Sezer temsil etti. Yanında Dışişleri Bakanı Şükrü Gürel, Cumhurbaşkanlığı sözcüsü, Dışişleri sözcüsü, danışmanlar, diplomatlar ve Kopenhag Büyükelçiliğimizin yetkilileri.
Toplantıyı 15 dolaylarında Türk gazeteci izliyor. Fakat gelin görün ki, hiçbir yetkilimiz Türk gazetecilere ne olup bittiği konusunda resmi veya özel, herhangi bir bilgi vermiyor.
Her AB toplantısında aynı şeyler yaşanıyor. Türk gazeteciler sıkıntıda, gazeteciler habere ulaşamıyor, adeta işkence yaşıyor. Kopenhag toplantısında gazeteci arkadaşlarımız haberleri Kıbrıslı Rum gazetecilerden almaya çalışıyor! Onların uçurduğu haberler dolduruş mu, yön saptırma mı, kimse bilmiyor.
Bizim Cumhurbaşkanlığı, Dışişleri ve Büyükelçilik yetkilileri suskun, gazeteciler onların peşinde, hepsi topu diğerlerine atıyor ve hiçbiri konuşmuyor, bilgi vermiyor.
Toplantıda ne görüşüldü, kim kime ne dedi, bilinmiyor. Örneğin Sezer'le Klerides arasında kısa bir görüşme yapıldığı bilgisini bizim arkadaşlar Rum gazetecilerden alıyor.
AB toplantılarına katılan bütün ülkeler kendi gazetecilerini en ufak ayrıntıya kadar bilgilendiriyor, hatta el altından bilgi sızdırıp yönlendirme yapıyor. Bunu yapmayan, yapamayan tek ülke biziz!
En baba zirve aralık ayında Kopenhag'da yapılacak ve Türkiye ile ilgili karar alınacak. Bu ‘‘haber verme’’ işinin örgütlenmesini şimdiden yapalım da, gazetecilerimiz aynı sıkıntıyı hiç değilse o zaman yaşamasınlar...
Çünkü kaybeden biz oluyoruz.
YAHNİCİ'NİN AÇIKLAMASI
Dünkü yazımda ‘‘Türk milliyetçisi’’ MHP'nin oy avcılığı ve karşıt kesimleri ürkütmemek uğruna Atatürk'ün ismini ağzına almamasını eleştirmiş ve ‘‘Türk milliyetçisi olmak, Atatürk milliyetçisi olmaktır. Atatürk milliyetçiliği dışında bir Türk milliyetçiliği olabilir mi’’ diye sormuştum.
Partinin Genel Başkan Yardımcısı Şevket Yahnici'den dün ‘‘imzasız’’ bir açıklama geldi. Atatürk'ü övüyor ama soruma yanıt vermiyor, başka şeyler söylüyor. Özetliyorum:
‘‘Atatürk'ten bahsetmiyorlar yönünde dile getirdiğiniz ısrarlı tavır doğru değildir. Yüce Atatürk'ün bir Türk milliyetçisi olduğunu söyleyebiliriz. Tıpkı Bilge Kağan, Gültekin, Kül-Tigin, Tonyukuk, Sultan Alpaslan, Sultan Fatih, Yavuz, Kanuni, Ömer Seyfettin, Yahya Kemal, Ziya Gökalp gibi yüzlerce Türk milliyetçisi gibi, Atatürk de bir Türk milliyetçisidir. Her Türk milliyetçisi Atatürk'ü sever, sayar, büyük değer verir. Atatürk, Türk tarih, kültür ve devlet hayatının gördüğü en büyük milliyetçilerdendir.’’
Teşekkür ederim ama ben yazımda Atatürk'ün milliyetçi olup olmadığını sormamıştım! MHP'lilerin Atatürk adını oy avcılığı nedeniyle ağızlarına almadığından yakınmıştım. Yahnici yazdıklarımı herhalde yanlış anlayıp açıklamayı başka konuda göndermiş. Ya da, eleştirime yanıt vermek işine gelmemiş! |