|
KANAL D'de Deniz Baykal-Tayyip Erdoğan tartışmasının yapıldığı sırada Uğur Dündar'a bir mesaj ilettim.
O sırada, AKP'nin başbakan adayının kim olacağı meselesi tartışılıyordu.
Erdoğan, Baykal'a, ‘‘Bu meselenin Cumhurbaşkanı'nın yetkisinde olduğunu, isterse CHP birinci parti olsa bile Deniz Baykal'a başbakanlığı vermeyebileceğini’’ söylüyordu.
Ben Baykal'ın yerine olsam, o sırada Erdoğan'a şu soruyu sorup, cevabını almaya çalışırdım:
‘‘Siz böyle söylediğinize göre, Cumhurbaşkanı partinizden sizin istediğiniz değil, başka birini başbakan olarak atarsa hiçbir itirazınız olmayacak mı?’’
Baykal bunu yapmadı.
Ben de Uğur Dündar'a bir mesaj göndererek, bu soruyu sormasını istedim.
Ama Dündar, altını çizerek bunu sormadı.
Böylece o sorunun cevabı açık kaldı.
HÜRRİYET'TEKİ YORUM
Ben ertesi gün yazı işlerindeki arkadaşlara, ‘‘Erdoğan bu sözleriyle Cumhurbaşkanı'nın elini serbest bıraktı’’ dedim.
Bu yorumu da gazetede verdik.
Nitekim önceki akşam Çankaya'daki 29 Ekim davetinde bu olay patladı.
Şimdi gelelim asıl soruya.
Cumhurbaşkanı'nın söylediği sözler, ‘‘sadece Anayasa'nın kendine verdiği bir hakkın telaffuzu mudur?’’
Yoksa bunu aşan bir anlamı mı ifade ediyor?
Bana göre, bu sözler basit bir Anayasal hatırlatma değil.
Cumhurbaşkanı Sezer, başbakan adayını bugünden belirtmeyen Erdoğan'a ciddi bir uyarıda bulunuyor.
Bence yaptığı iş demokratik açıdan da çok önemli bir uyarıdır.
Ben bir vatandaş olarak, ‘‘başbakan adayını halka söylemeden’’ seçime gitmeyi, seçmeni küçümsemek olarak görüyorum.
Çünkü bu tutumda, bir tür ‘‘odunu koysam seçtiririm’’ arogansı hissediyorum.
Seçmenin bu seçimde çok öfkeli olduğunu ve ne olursa olsun Erdoğan'a oy vereceğini hissederek bu yola başvurulması da bana yanlış geliyor.
Erdoğan hukuku bu kadar zorlamadan yürürse, daha inandırıcı ve etkili olurdu.
Üstelik AKP'nin bunları sorun yapması için bir neden de yok.
Bazı yabancı ekonomik analiz şirketlerinin, AKP'nin ekonomik kadrosu ile ilgili raporlarını okudum.
AKP'li ekonomistlerin yaptığı road-show genellikle iyi karşılanmış.
Yani piyasa, büyük yanlışlıklar yapılmadığı takdirde, muhtemel bir AKP iktidarını ‘‘satın almış durumda’’.
PİYASA SATIN ALDI
Yanlış anlamayın, bu teknik bir piyasa deyimi.
Yani piyasa, AKP'yi kabullenmiş durumda demek istiyorum.
Bu bir de AKP-CHP koalisyonu şeklinde olursa, daha da güzel kabul edilir.
Böyle bir beklentiyi, gereksiz bir şekilde rejim gerginliği haline sokmamak gerekir.
O nedenle Tayyip Erdoğan'ın bu işi tırmandırmayıp, halka güven verecek bir üslubu benimsemesi yararlı olur diye düşünüyorum.
Buna karşılık başka bazı çevrelerin de, muhtemel bir başbakanın eşinin türbanını mesele yapmaması gerekir.
İmaj sorunu ortaya çıkacaksa, başbakanın eşi de resmi protokole katılmaz, olur biter.
Dünyada eşi protokole katılmayan tek başbakan da o olmaz.
Rus Büyükelçi'ye bir soru da benden
RUSYA'nın Ankara Büyükelçisi Lebedev, dün tuhaf bir basın açıklaması yayınladı.
Son derece özensiz bir Türkçe'yle yazılmış metin, neresinden baksanız garabet ifadelerle doluydu.
Açıklamada Türk basınının son Moskova operasyonuyla ilgili tutumu eleştiriliyordu.
Hürriyet daha ilk feribot baskınından itibaren, bunu yapanları ‘‘terörist’’ olarak niteledi.
Bizzat ben bu konuda en az dört beş yazı yazdım. Rusların haklı olduğu tarafları açık ifadelerle dile getirdik.
Bu olayı gerçekleştirenlerin tam anlamıyla birer terörist olduğu konusunda hiçbir tereddütümüz de yok.
Ama operasyonun niteliği konusunda bütün dünya gazetelerinin sorduğu soruları da elbette soracağız.
Bir de büyükelçiye şunu soracağız:
50 tane terörist ellerinde 18 Kalaşnikof, 3400 mermi, 40 kilo plastik patlayıcı, 20 tabanca ve gerilla elbiseleri, burka benzeri kara çarşafları ile Moskova'nın ortasındaki binaya nasıl girmişler?
Bunda Rus istihbaratının hiç mi hatası yok?
Buna karşılık, eğer bu teröristler gerçekten Türkiye'deki birtakım kişilerle telefon konuşması yapmışsa, Türk istihbaratının bu muhtemel işbirlikçilerini mutlaka ortaya çıkarması gerekir.
Evet bu tam anlamıyla bir terör olayıdır ve PKK'nın yaptıklarından bile beterdir.
Ama Rus tarafı da bu konudaki sorumluluğunu başkalarının üzerine yıkma hafifliğine düşmemelidir. |