|
1707'de Rus Çarlığı'na isyan eden Don Kazakları, Osmanlı'nın Kuban ordusuna sığınmıştı. 33 yıl Rusya'yla savaştıktan sonra padişahın teveccühünü kazandılar ve Osmanlı topraklarına yerleşme hakkını elde ettiler. 1740 yılında Manyas Gölü kenarına gelip yurt kurdular.
Bildikleri tek iş olan balıkçılıkla geçinmeye, sazdan yaptıkları kulübelerde yaşamaya başladılar. Sıla özlemlerini yanık Don türküleriyle, bir de her yıl papazların Rusya'dan getirdiği ikonalarla giderdiler. Bu topraklarda düğünleri, ayinleri,
çoğalan çocuklarıyla mutlu, 222 yıl geçirdiler. Ama 1962 yılına gelindiğinde Soğuk Savaş'ın tarafları ABD ve SSCB, Manyas Kazak köyü sakinlerini göç ettirmek için sanki yarışıyordu. Sonuçta 63'ü ABD'ye, 999'u anavatanlarına dönmeye karar verdi. 1000'inci Kazak gemide doğdu. Atlas dergisi Rusya'ya dönüşlerinin 40. yıldönümünde Manyas Kazakları'nı Rusya'daki köylerinde buldu. Derginin 1 Kasım'da piyasaya çıkacak olan sayısında onların uzun ve hüzünlü hikáyeleri yer alıyor.
BU MASADA ZEKİ MÜREN'İN ‘MANOLYAM‘ ŞARKISI SÖYLENİYOR
Kazaklar 22 Eylül 1962'yi anavatanlarına dönüşün sevinci ve Türkiye'den ayrılığın hüznü ile kutluyor. Son Kazak Atamanı Fedosov Peter'in konuşmasının ardından başlayan yemekte türküler söyleniyor. Tüm masa önce Atlas muhabiri Servet Somuncuoğlu'nun söylediği 'Söğüdün yaprağı dal arasında' türküsüne eşlik ediyor, ardından 'Telgrafın tellerine kuşlar mı konar' diye soruyorlar. Çok sevdikleri Zeki Müren'in 'Manolya'sını 'Kapıldım gidiyorum bahtımın rüzgárına' izliyor.
Evlilik cüzdanları Türkiye’den
20 yaşına gelen her erkek gibi Don Kazakları da askere alınırdı. O günlere ait askerlik fotoğrafları Çanakkale Savaşı ve Kurtuluş Savaşı'na katılan Kazaklar’ın albümlerinde özel bir yer tutuyor.
Gemiye binen arkasına bakmadı
Karaköy'deki liman önünde toplanan Kazaklar’ın gemiye binmeleri pek kolay olamaz. Son anda vazgeçenler çıkar içlerinden. Karaköy Limanı günlerce dolar boşalır. Kamyonlarla eşyalarını getiren ve bütün varlıklarını satan Kazaklar hálá tereddüt yaşarlar. Liman bir seyirlik yerine döner. Gelenler. gidenler. Meraklılar hep oraya toplanır. Kazaklar limanda herkesten uzak durur. Bir kısmı ise ellerinde mavi ispirto şişeleriyle kuytu köşelerde yıkılıncaya kadar içip sarhoş olduktan sonra gemiye biner. Ancak tarihi eser sayılan ikonaları götürmelerine izin verilmez (halen Ayasofya müzesinde sergileniyor). Gemiye binen bir daha görünmez, sadece Rusya'da geçmeyeceğini öğrendikleri Türk parası çıkınlarını Türkiye'de kalmayı seçen Valedo'ya atmak için güverteye çıkarlar. |