|
Nerede ve hangi koşullarda üretildiği belli olmayan et ve süt ürünleri kontrolsüz evlere giriyor. 'Hastalık satan' ve 'Merdiven Altı Üretim' diye tarif edilen bu ürünler, halkın satın alma gücünün düşmesi nedeniyle vitrinlerde de yer almaya başladı.
|
NELERE DİKKAT EDİLMELİ |
- Ambalajlı bile olsa üstünde luzumlu bilgiler bulunmayan süt ürünlerini almayın. - Sokak sütçülerinden süt almayın. - Pazarlardan süt ve süt mamulleri alış verişi etmeyin. - Marketlerde kapalı ambalajlardaki markalı peynirleri tercih edin. - Aldığınız her ürünün son kullanma tarihini kontrol edin. - Pastörize süt ya da pastörize edilmiş sütten yapilan sanayiden geçmiş yoğurt ve tereyağ kullanın. | Sokakta veya pazarlarda açık olarak satılan süt ve süt ile et ve et ürünlerinde son zamanlarda bir yaygınlık gözleniyor. Çoğunlukla kontrolü yapılamayan bu ürünler bir sağlık tartışması başlattı.
Peki beslenme sürecimizde böylesi önemli bir yer tutan ve hemen her gün tükettiğimiz süt ve süt ürünlerinin hangi koşullarda, nasıl üretildiğinden haberdar mıyız? Dahası süt ve süt ürünlerinden geçebilecek hastalıklar konusunda ne kadar bilinçliyiz? Konunun tarafları ve uzmanlar bu sorulara gönül rahatlığıyla "olumlu" cevap veremiyorlar. Hatta tersine özellikle son zamanlarda ucuzluğu nedeniyle giderek artan açıkta satılan, sağlıklı koşullarda üretilmeyen süt ve süt ürünleri bizler ve çocuklarımız için tehlike oluşturuyor.
Sağlıksız koşullarda üretilen ürünler 100 kadar hastalığa davetiye çıkartırken toplum sağlığımız ciddi bir tehdit altında görünüyor. Zehirlenmelere, tüberküloza ve uzun vadede kansere bile yol açan sağlıksız süt ürünleri konusunda tüketicileri uyaran uzmanlar, bu ürünlerin hamile kadınlarda ve çocuklarda ölüme kadar uzanan sonuçlara yol açabileceğini belirtiyor.
TEHLİKELER NELER?
Pazarın büyük bölümünü kapsayan ve genellikle ilkel şartlarda üretilen süt ve et ürünlerinin kullanımından dolayı bizleri neler beklemektedir? Bu ürünlerin yaygın tüketimi kendi içinde ne gibi hastalıkları çekiyor? Hacettepe Üniversitesi'nden Doç.Dr. Tanju Besler bu durumda bazı hastalıkların "ölümcül riskler" yaratabileceğini belirterek şunları aktarıyor:
"Sanayide Isıl işlemden geçirilmeyen ve içindeki zararlı mikroorganizmalardan arındırılmayan süt ayrıca besin zehirlenmelerine de yol açabiliyor. Tifo ve brusella gibi hastalıkları tanımak ve korunma yollarını öğrenmek, aynı zamanda bu bulaşıcı hastalıkları önlemenin en etkili yollarından biri. Uzun süreli ancak dalgalı ateşle tanınan bir enfeksiyon hastalığı brusellada 8-10 günlük ateşli dönemler arasında 4-5 günlük ateşsiz veya hafif ateşli dönemler yaşanıyor.
İnsanda brusella yapan mikroplar arasında en sık karşılaşılanı Brucella melitensis'dir. Sanayide ısıl işlem geçirmemiş sütün neden olduğu hastalıkların ortak özelliği ağır geçmelerine karşın gerekli temizlik ve hijyen kurallarına uyulduğunda önlenebilmeleridir.
Bunun için açık sütün tüketilmemesi sağlığın korunmasında en önemli adım olacaktır. Besin zehirlenmelerine neden olan ve genellikle ısıl işlem geçirmemiş açıkta satılan sütler de bulunabilen patojenik bakterilerde patojenik etkenlerde bulunur.
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nden Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Necati Toprak ise Merdiven Altı Üretimin kamusal boyutuna dikkat çekiyor ve böyle giderse "kamu sağlığının ciddi tehdit altında olduğunu" belirtiyor. Dr. Toprak'ın vurguladığı diğer bir nokta ise sözkonusu ürünler içindeki kimyasalların vücutta yaratabileceği kanser riski:
"Açık sütler kamu sağlığı açısından kesinlikle zararlıdır. UHT tekniği ile üretilen süt ürünleri ise sağlıklıdır. Bunların kullanımı teşvik edilmelidir. Sağlıksız ürün ise içinde mikrobiyolojik ve kimyasal kirlenme olan üründür. Kamu sağlığı açısından üretimi ve satışı engellenmelidir. Bu maddelerin kullanımı yaygınlaştıkça toplumsal sağlık açısından risk artar. Bazı üreticiler para kazanma uğruna bu ürünlerin içine aşırı koruyucu madde koyup, bekletilme süresinden önce bu ürünleri piyasaya sürüyor. Eğer engellenmez ise sağlığımız maalesef tehdit altındadır.Bunların yarattığı risklerin bazıları ancak uzun vadede ortaya çıkar ve süt ve süt ürünü kaynaklı olduğunu anlayamayız bile. Bu açıdan denetimler sıklaştırılmalıdır. Toplumumuzun sağlığı bu konudaki gösterdiğimiz hassasiyete bağlı olacaktır."
BULAŞABİLECEK BAZI HASTALIKLAR
Besin zehirlenmelerine kimyasal maddeler (Parazitler, Deterjanlar, katkı maddeleri), toksinler, parazitler ve mikroorganizmalar (virüslen, bakteriler) yol açmaktadır. Pastörejen olmayan süt ve et ürünlerinden dolayı zehirlenmeye neden olan bakterilerden bazıları şunlar:
Yersiniosis: ishal ve veya kusmaya neden olmakta.Yetersiz sterilizasyon, uygun olmayan depolama bulaşmaya nedeni sayilmakta. Daha çok süt ürünleri, et ve sebzelerden bulaşıyor. Yersinia enterosolitica: Hijyenik olmayan Çiğ et ve süt, dondurma, kontamine sular ve bazı sebzelerde rastlanır.1 ile 7 gün arası süren ates, kanlı ishal, karın ağrısı. İnce ve kalın bağırsakların iltihaplanmasına yol açar.Apandisitle karıştırılmamalıdır. Bacillus Cereus: Daha çok et ve süt ürünleri, krema, puding, kurutulmuş süt, kustard, paket çorbalar, pirinç ve tahil ürünlerinde bulunabiliyor. Iki tip belirti ve etkisi görülüyor. Birincisinde 6-15 saat sonra sulu ishal, kusma, bulantı, mide krampları görülmekte. İkinci tip zehirlenmede ise gıdanın tüketilmesinden 3- 6 saat sonra mide bulantısı ve kusma görülmekte ve etkisi 24 saat kadar sürebilmekte.
Listeria monocytogenes Özellikle hamileler, bebekler ve bağışıklık sistemi zayıflamış yetişkinler için çok risklidir. Yetersiz pastörizasyonlu ürünlerde ortaya çıkar. Yumuşak peynir, dondurma da dahil olmak üzere süt ürünleri, çiğ süt, çiğ ve az pişmiş et; sosisli sandeviç, tavuk ürünleri, deniz ürünleri ve çiğ sebzelerde bulunur. Sağlıklı insanlarda kusma, ishal ve mide bulantısı neden olabilmekte. Bağışıklık sistemi zayıf insanlarda ( yaşlılar, bebekler, hamileler, AIDS ve Kanser hastaları) hafif nezle benzeri belirtilere neden olabilir ve daha ağır vakalara seyredebilir. Hamile kadınlarda çocuk düşürme ve ölü doğuma neden olabilir. Hastalık yiyecek tüketildikten 12 saat ile 1 hafta arasında herhangi bir zaman arasında görülebilir. Campylobacter Jejuni: Hijyenik olmayan Çiğ et ve süt, dondurma ve temizlenmemiş suda bulunur. İshalin en yaygın nedenleri arasındadır. Sütün yetersiz pastörizasyonu, sanayiden geçmemiş et ürünlerinin yetersiz pişirilmesi, suyun yeterince klorlanmaması bu hastalığa yol açar. Ateşle birlikle ishal, karın ağrısı, aşırı gaz, mide bulantısı görülür. 2- 5 gün sonra hastalık başlayabilir ve 7- 10 gün sürebilir. Çiğ süt kesinlikle içilmemelidir. Salmonella: Sağlıksız koşullarda üretilen süt ve süt ürünlerinden bulaşan mikropların en önemlisi. Hijyen olmayan diğer gıdalarda bulunan bu mikrop alındıktan yaklaşık 6-12 saat sonra ilk belirtiler ortaya çıkar. 48 saat sürer. Salmonella mikrobunun neden olduğu zehirlenmede ishalin yanı sıra karın ağrısı ve kusma da görülür. Salmonella infeksiyonlarında bazen kanlı ishal, görme bozukluğu, yutma güçlüğüne de rastlanır. E Coli: Kaynatılmamış süt ve uygun işlenmemiş ve pişirilmemiş etler ile pastörize edilmemiş meyve suları bu mikrobun çoğaldığı besinlerdir. Mikrop vücuda girdikten iki veya üç gün sonra şiddetli ishal, karın ağrısı ve kusma başlar. Ateş görülebilir. Genellikle dışkıda kana da rastlanır.
(Hürriyetim) |