Siyaset bilimci ve Sovyetler Birliği Komünist Partisi Merkez Komitesi'nin o dönemdeki memurlarından Fyodor Burulatski, İzvestiya gazetesinde yer alan söyleşisinde, ''Kruşçev'in bu maceraya nasıl girdiğini'' anlattı.
Burulatski, ''bunalımın geçmesinden 4 yıl sonra, Kruşçev, (Küba lideri) Castro'ya bir mektup gönderdi. Bu mektupta, füzelerin yerleştirilmesine neden karar verdiğini ve sonra bu kararını nasıl geri aldığını anlatıyordu. Bu mektubun yazımında ben yer aldım, redaksiyonunu yaptım. Bu mektup, olayların perde arkası gerçeğini yansıtıyordu'' dedi.
''Açıklanan gerekçe, Küba'nın Amerikan saldırısından korunması idi. 1961'de yaşanan ve ABD'nin Küba'daki rejimi devirmeye çalıştığı Domuzlar Körfezi Çıkarması benzeri saldırıların yinelenmesini engellemekti. Ama Kruşçev'in, bunalımdan 4 yıl sonra yazdığı mektup, aslında gerekçenin çok farklı olduğunu ortaya koyuyordu'' diyen Burulatski, şöyle devam etti:
''Castro'ya yazdığı mektuba göre Kruşçev, bir gün Varna'da (Bulgaristan) Karadeniz kıyısında, Mareşal Rodion Malinovski ile yürüyüş yapıyordu. Mareşal Malinovski Kruşçev'e, ''Karadeniz'in karşı kıyısında, Türkiye'de ABD'nin nükleer başlıklar taşıyan füzelerini konuşlandırdığı bir askeri üssü var. Bu üsdeki füzeler 5-6 dakika içerisinde Kiev ve Harkov kentlerini yok edebilir. 10-12 dakika içerisinde ise Moskova'yı yok edebilir'' dedi.
Bunun üzerine Kruşçev, Mareşal Malinovski'ye, ''neden ABD'nin bize yakın ülkelerde, Türkiye'de, İtalya'da, İngiltere'de askeri üsleri varda bizim Amerika yakınlarında üslerimiz yok?'' diye sordu. Mareşal Malinovski de ''eğer Castro razı olursa elbette bizim de ABD'nin yakınında, Küba'da üssümüz olabilir'' yanıtını verdi. Kruşçev böylece Küba'ya füze yerleştirilmesini ilk kez düşünmeye başladı.
Burulatski'nin anlatımına göre Castro, bunalım üzerine füzelerin SSCB tarafından geri çekilmesinden hiç hoşlanmadı. Burulatski, SSCB'nin asıl amacının, Küba'yı savunmaktan çok, güç gösterisi yapmak,kendi ülkesi yakınında üs bulunduran ABD'ye karşı eşitliğini kanıtlamak olduğunu belirtti.
''ABD VURURSA SSCB'NİN İLK SEÇENEĞİ TÜRKİYE'Yİ VURMAKTI''
''Krizin tırmandığı dönemde ABD'nin Küba'yı vurması halinde SSCB'nin ilk cevabı Türkiye'deki bu ABD üssünü vurmak olacaktı'' diyen Burulatski, şunları söyledi:
''Durum dramatikti. Bir taraf adım atınca ikinci taraf karşılık vermelidir. Eğer Amerikalılar, Küba'da bulunan ve 40 bin askerimizin, nükleer silahlarımızın, füzelerimizin ve uçaklarımızın olduğu üssümüzübombalarsa karşılık vermemek olmazdı. Karşılık seçeneği belli idi; Türkiye'deki üssü vurmak. Batı Berlin'e müdahale seçeneği de SBKP Merkez Komitesi'nde ele alındı. Ancak diğer seçeneklerin hiçbiri ciddiye alınmadı.''