200'ü aşkın sivil toplum kuruluşunun oluşturduğu Türkiye Platformu, Avrupa Birliği (AB) için ikinci kez toplandı. İlk olarak 5 Haziran'da toplanan Türkiye Platformu, AB ile tam üyelik müzakerelerinin başlatılmasını sağlayacak uyum yasalarının çıkarılması için siyasetçilere "reformları bir an önce gerçekleştirin" diyerek yayınladığı deklarasyonda, ''Türkiye'nin yeri AB'dir, kaybedecek zamanımız yoktur'' mesajını vermişti.
Bu kez, kaydedilen ilerlemeleri AB yetkililerine duyurmak ve Kopenhag Zirvesi'nde tam üyelik müzakerelerinin başlatılması yönündeki taleplerini ortaya koymak amacıyla toplanan Türkiye Platformu'nun, toplantının ardından, AB'ye hitaben ''Türkiye kararlılığını kanıtladı, şimdi sıra Avrupa Birliği'nde'' şeklinde ortak bir mesaj yayınladı.
ŞİMDİ SIRA AB'DE
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu tarafından okunan ''Türkiye Platformu'nun Avrupa Birliği'ne Çağrısı'' başlıklı bildiride, seçim kararı almış bir meclisin gerçekleştirdiği son derece önemli değişikliklerin Türkiye'nin AB üyeliği konusundaki siyasi iradesini ortaya koyduğu vurgulanan bildiride, halkın ve siyasi partilerin ortak iradesinin, yenilenen hükümetlerle değişmesinin söz konusu olmadığı kaydedildi.
Tarihi bildiride, Kopenhag'da müzakerelere başlama kararının alınmasının reformların tamamlanmasını, uygulamanın güçlenmesini ve Türkiye-AB ilişkilerinin çok daha sağlam bir zemine oturmasını sağlayacağına dikkat çekildi.
Bildirinin tam metni şöyle:
''Bizler akademisyen, çiftçi, esnaf, işçi, medya mensubu, memur, öğrenci, sanatçı, sanayici, serbest meslek mensubu, sporcu, tacir toplumun tüm kesimlerinin temsilcileri ve sivil toplum örgütlerinden oluşan Türkiye Platformu olarak diyoruz ki Türkiye kararlılığını kanıtladı. Şimdi sıra AB'de.
Tam üyelik Türkiye'nin AB müktesebatından kaynaklanan hukuki bir hakkıdır. Türkiye tam üye olmadan AB ile Gümrük Birliği'ni tamamlamış tek ülkedir. Türkiye, siyasi kriterlere uyum yönünde kaydettiği ilerlemelerle taahhütlerini yerine getirmiştir.
5 Haziran 2002 tarihinde toplanan Türkiye Platformu sivil toplumun AB tam üyeliği hedefini sahiplendiğini, takipçisi olduğunu, siyasetçilere ve kamuoyuna (Türkiye'nin yeri AB'dir. Kaybedecek zamanımız yoktur) mesajıyla duyurmuştur.
'ORTAK İRADENİN DEĞİŞEN HÜKÜMETLERLE DEĞİŞMESİ SÖZKONUSU DEĞİL'
Farklı kesimleri temsil eden 200'den fazla sivil toplum örgütünün oluşturduğu Türkiye Platformu, AB tam üyeliği yönündeki güçlü halk iradesini ortaya koymuştur. Ekim 2001'de Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı Anayasa değişiklikleriyle başlatılan reform süreci, TBMM'de ardarda onaylanan 3 uyum paketiyle devam etmiştir. Uyum yasaları, bu süreçte yaşanan siyasi ve ekonomik zorluklara rağmen büyük bir kararlılıkla çıkarılmıştır.
Seçim kararı almış bir meclisin gerçekleştirdiği bu son derece önemli değişiklikler, Türkiye'nin AB üyeliği konusundaki siyasi iradesini ortaya koymuştur. Halkın ve siyasi partilerin ortak iradesinin, değişen hükümetlerle değişmesi söz konusu değildir. Bu ortak iradenin varlığı, yasal düzenlemelerin uygulamaya yansımasının da güvencesidir.
Bizler AB'nin, Türkiye'nin tam üyelik hedefini paylaştığına inanıyoruz. Bu inancın, Kopenhag Zirvesi'nde Türkiye ile katılım müzakerelerinin başlatılması kararı alınarak teyit edilmesini istiyoruz.
'TÜRK HALKININ TALEBİ, EŞİT KOŞULLARDA DEĞERLENDİRİLMEKTİR'
Türkiye Platformu'nun talebi, Helsinki'de söz verildiği gibi diğeraday ülkelerle eşit koşullarda değerlendirilmektir. Beklentimiz AB'nin, diğer aday ülkelere sergilediği dayanışmayı, yapıcı ve cesaretlendirici yaklaşımı ülkemize de göstermesi ve Türkiye ile ortak bir geleceği paylaşma iradesini kanıtlamasıdır. Türkiye'nin katılımı ile birlik, ekonomik, siyasi, sosyal açılardan güçlenecek, Türkiye'ningenç nüfusu, AB'nin dinamik yüzünü oluşturacaktır.
Müzakerelerin başlatılma kararının alınmasıyla AB, demokratik, adil bir ilkelerle değerler birliği olduğunu, sadece Türkiye'ye değil tüm dünyaya kanıtlayacaktır. Türkiye'nin AB üyeliği, din eksenli medeniyetler çatışması tehlikesinin bertaraf edilmesinde etkin rol oynayacaktır.
Helsinki'de Türkiye'nin adaylığının teyidi, Lüksemburg sonrasında AB'nin samimiyeti konusunda duyulan endişeleri ortadan kaldırmıştır. Halkımız tam üyelik hedefini sahiplenmiş, meclisimiz reform sürecini hızlandırmıştır. Kopenhag'da müzakerelere başlama kararının alınması bu reformların tamamlanmasını, uygulamanın güçlenmesini ve Türkiye-AB ilişkilerinin çok daha sağlam bir zemine oturmasını sağlayacaktır.
AB tam üyeliği hedefi yönündeki kararlılığını kanıtlayan Türkiye, bugün artık aynı doğrultudaki AB iradesinin net bir şekilde ortaya koyulmasını beklemektedir. Bu beklentinin tersi yönünde bir karar, Türk halkının AB'nin samimiyetine olan inancını zedeleyecek ve ileride onarılması güç zararlara neden olacaktır. İnanıyoruz ki AB, Kopenhag Zirvesi'nde bu tarihi sorumluluğun bilinci ve sağduyu ile gereğini yerine getirecektir.''
ERİŞ: 9 EKİM RAPORU DURUM TESPİTİ
Toplantı öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtlayan İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) Başkanı Meral Gezgin Eriş, 9 Ekim tarihinde Türkiye'ye tarih verilemeyeceğinin öne sürülmesinin söz konusu olmayacağını, 9 Ekim ilerleme raporunun, Türkiye'nin bir yıl içinde ne gibi uyum çalışmaları gerçekleştirdiğini ve eksikler varsa bunların ne olduğunu ortaya koyacak bir metin olduğunu söyledi.
Eriş, ''Bizim vazifemiz, bütün bir toplum olarak AB ile bütünleşme konusundaki kararlılığımızı ve irademizi AB'ye kanıtlamaktır'' dedi.
Eriş, ''9 Ekim metni bir karar metni değil, sadece durum tespiti metni. Bu ayrımın şiddetle üzerinde duruyorum. Çünkü Türkiye'de bu açıdan son derece temel bir yanlış anlaşılma söz konusu oluyor. Sanki 9 Ekim metni bir kararı içeriyormuş gibi. Karar Kopenhag'da verilecektir ve siyasi bir karardır. Sadece 9 Ekim metnine binaen oluşacak bir karar değildir'' dedi.
Meral Gezgin Eriş, AB'ye üye olan ülkelerin büyük bir çoğunluğunun gelişme süreçlerinde, hatta son genişleme sürecinde de olumsuz Komisyon raporları örnekleri bulunduğuna işaret ederken, bunların AB'nin siyasi iradesini değiştirmediğini vurguladı.
Aynı şeyin Türkiye için de söz konusu olduğunu ifade eden Eriş, ''Bizim vazifemiz, bütün bir toplum olarak AB ile bütünleşme konusundaki kararlılığımızı ve irademizi AB'ye kanıtlamaktır'' dedi.
Eriş, bunu, toplanan 200 sivil toplum örgütü ile elbirliğiyle yürüteceklerini söyledi. İşlerinin çok kolay olmadığını kaydeden Eriş, Meclis'in kapalı olmasının birşeyi değiştirmeyeceğine dikkat çekti.
Eriş, ''Çünkü Meclis'ten çıkması gereken yasal çalışmalar tamamlanmıştır. AB zaten bu noktadan sonra uygulamayı inceleyecektir. Uygulama da büyük ölçüde Meclis dışındaki çalışmaları içermektedir'' şeklinde konuştu.
YILDIRIM TOPLANTIYI TERKETTİ
Toplantının basına kapatılmasının ardından İstanbul Ticaret Odası(İTO) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yıldırım salonu terketti. Salonu terkediş nedenini soran gazetecilere Yıldırım, "Bu Vakfın kurucusuyum, Vakfı kuran İTO'dur. Öyle herkes keyfi bu Vakıfta hareket edemez. Oturma sıralamasını beğenmedim, kalktım. Herşey usulüne uygun olur. Toplantının önemi ne kadar fazla olursa olsun, önce usulune uygun olmalı" değerlendirmesinde bulundu.